1 Mayıs'ta Taksim mücadelesinin dönüm noktaları...

1 Mayıs'ta Taksim mücadelesinin dönüm noktaları...

Yıllardır, halka kapatılan Taksim Meydanı için mücadele sürüyor ve bu atmosferde 1 Mayıslar devlet tarafından terörize edilerek meşruluğuna gölge düşürülmeye çalışılıyor.Geçmişten günümüze dünyanın dört bir yanından...

Yıllardır, halka kapatılan Taksim Meydanı için mücadele sürüyor ve bu atmosferde 1 Mayıslar devlet tarafından terörize edilerek meşruluğuna gölge düşürülmeye çalışılıyor.

Geçmişten günümüze dünyanın dört bir yanından 1 Mayıs afişleri

2004 yılında DİSK ve Türk-İş, kutlamaların Taksim Meydanı’nda yapılması için valiliğe başvuruda bulundu. Ancak valilik, başvuruya olumsuz yanıt verince sendikalar Saraçhane’de eylem yapma kararı aldı. Bunun üzerine Valilik, Yenikapı’ya kadar yürünmesine izin verdi. Ancak bu ayrım noktası; ilk kez fiili şekilde 1 Mayıs’ın kutlanması dönüm noktasını oluşturdu.

2005
Tayyip Erdoğan’ın başbakanlık yaptığı, Muammer Güler’in ise Valilik görevinde bulunduğu 2005 yılında Kadıköy’de yapılan kitlesel ve yasal 1 Mayıs kutlamasının ardından yasaklı olan Taksim Meydanı’nda da polis saldırısı yaşandı. Saldırılarda 47 kişi gözaltına alındı.

2006
İstanbul’daki yasal 1 Mayıs, yine Kadıköy’de kutlanırken Sosyal Sigortalar Yasası, “Terörle Mücadele'' Yasası ve nükleer santral projeleri protesto edildi.

İzmir’de ise eylemciler, arama noktalarında polisin yoğun saldırısıyla karşılaştı.

1 Mayıs katliamının 30’uncu yıldönümünde başlayan Taksim Meydanı süreci
2007’de İstanbul Valisi Muammer Güler, 1 Mayıs’ın Taksim Meydanı’nda kutlanmaya izin verilmeyeceğini açıkladı. 2007 yılı, 1977 1 Mayıs Katliamı’nın 30’uncu yılı olması gibi bir öneme sahipti.

DİSK, katliamın 30’uncu yıldönümünde Taksim Meydanı’nın yeniden 1 Mayıs alanı olarak ortaya konması için 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlayacağını duyurdu. Demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler, gençlik örgütleri, örgütler ve devrimci kurumlar da bu çağrıya destek verdi.

2007’de yaklaşık 3 bin kişi, polis saldırılarına rağmen Taksim Meydanı’na girmeyi başardı.

2007’de başlayan çatışmalı 1 Mayıs eylemleri, 3 yıl sürecekti. 2008 yılı da polis saldırılarına karşı geliştirilen direniş ve Taksim ısrarıyla geçti. 2009 yılında “makul sayıdaki kitle'' tartışması başlamış oldu. Bunda, geçen iki yılda verilen ciddi bir direniş ve AKP’nin bunun karşısında etkisiz kalması etkili oldu. Üç yılı bulan ve büyük etki yaratan Taksim Meydanı direnişi; 2010’da Taksim Meydanı’nın kazanılması yolunda önemli bir adım oldu. Bunda, kuşkusuz AKP’nin “demokratikleşme'' yalanı da etkili oldu; kitlelerin gözünü boyamak ve “muhafazakar demokrat'' söylemini güçlendirmek için hamlelerde bulunmak AKP’nin en önemli niyetlerinden biri oldu.

Ancak son tahlilde; toplumsal muhalefetin tüm kesimlerinin 3 yıl süren canhıraş direnişi; Taksim Meydanı’nı yeniden 1 Mayıs meydanı yaptı.

2010: Emekçiler kanlarıyla yeniden kazandı, yüz binler meydana aktı
2010 yılı, 3 yıllık çatışmalı ve direnişli 1 Mayıs eylemlerinin ardından emekçilerin kanlarıyla yeniden kazanılan Taksim Meydanı’nın yüz binlerce emekçiyle yeniden özgürleştiği ilk yıl oldu.

Erdoğan, mitingin ardından “1 Mayıs’ı, 1 Mayıs havasında kutladık. Dün Taksim 100 bin kişiyi ağırladı. Tarihi gün yaşandı. 33 yıl aradan sonra böyle bir zemini hazırlamanın mutluluğu içindeyiz. Kimsenin bu iktidardan kopara kopara aldığı bir şey yok. Kopara kopara alma güçleri varsa 1977’den beri neredeydiler?'' demişti.

AYAKLAR BAŞ OLUR KORKUSU
2010 ile başlayan; 2011 ve 2012 devam eden Taksim Meydanı’nın coşkulu mitingleri, AKP’de “Ayaklar baş olursa kıyamet kopar'' korkusu başlattı. Böylece 2013 yılı, Taksim Meydanı direnişinin yeniden başlayacağı yıl olacaktı. Taksim Meydanı’nda üst üste yapılan eylemlerin hemen ardından bir anda getirilecek yasağa bir “kulp'' gerekiyordu, bu sorun için de “rant projeleri'' imdada yetişti. Kulbun adı “Taksim Yayalaştırma Projesi'' oldu.

2013 1 Mayıs’ındaki polis saldırıları ve çatışmalar; Haziran Direnişi’ne giden yolun ilk basamağı oldu. AKP, yayalaştırma projesinin sebep olduğu teknik sıkıntıların Taksim Meydanı’na çıkılmasını imkansız kıldığını iddia etse de toplumsal muhalefet, bunun gerçeği yansıtmadığını; Taksim Meydanı’nda verilen mesajlardan rahatsız olunduğunu ifade etti.

2013 yılının ardından bugüne dek; Taksim Meydanı, 1 Mayıs eylemlerine ve diğer tüm eylemlere yasaklandı.

SENDİKALAR GERİ ADIM ATTI
2016’da DİSK, KESK, TMMOB, TTB ve diğer meslek örgütleri Taksim Meydanı ısrarından geri adım atarak Bakırköy Halk Pazarı için başvuruda bulundu. Bir kısım gruplar, Bakırköy’e çağrı yaparken bir kısım da Taksim ısrarını sürdürdü. Ancak azımsanmayacak şekilde, demokratik kitle örgütleri, örgütler, siyasi partiler; hem Bakırköy’e hem de Taksim Meydanı’na çağrı yaptı.

2017 de yine bir yanda Bakırköy Halk Pazarı’nda yapılan 1 Mayıs mitingine sahne olurken Taksim Meydanı’nda 1 Mayıs kutlama ısrarı da sürdü.

Maltepe Meydanı
Başkanlık seçimlerinin erkene alınması ve tarihinin 24 Haziran olarak açıklanmasının ardından 1 Mayıs, bu yıl, toplumsal muhalefet kesimleri tarafından seçimlerden önce coşkulu şekilde boy göstereceği bir uğrak halini aldı.

Öte yandan Birleşik Metal-İş ve Nakliyat-İş; Taksim Meydanı’na çağrı yaptı.

Bu yıl, hem diktatörlüğe karşı ortak ses çıkarma hem de Taksim Meydanı ısrarını sürdürme çabası; 24 Haziran seçimleri öncesinde toplumsal muhalefete nefes aldırarak güç birikimi sağlayacak.