12 Eylül’de 32 yıl cezaevinde kaldı, koronavirüs tedbirleri nedeniyle para cezası kesildi

12 Eylül’de 32 yıl cezaevinde kaldı, koronavirüs tedbirleri nedeniyle para cezası kesildi

12 Eylül döneminde tutuklanan ve ömrünün 32 yılını cezaevinde geçiren, Türkiye’nin en uzun siyasi mahpusu Tahir Canan’a salgın döneminde 65 yaş üstüne getirilen “sokağa çıkma yasağını deldiği” gerekçesiyle 392 lira idari para cezası kesildi.

12 Eylül döneminde tutuklanan ve ömrünün 32 yılını cezaevinde geçiren, Türkiye’nin en uzun siyasi mahpusu Tahir Canan’a pandemi döneminde 65 yaş üstüne getirilen “sokağa çıkma yasağını deldiği” gerekçesiyle 392 lira idari para cezası kesildi. Canan, pandemi döneminde çektiği esnaf kredisinin borcunu ödemek için bankaya gittiği sırada kesilen bu cezayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Canan kesilen cezaya tepki göstererek, “65 yaş üzeriyim lakin ben bankadan kredi çekmişim. Bankaya ödemesem, banka bana ceza yazacak. Bir türlü derdini anlatamıyorsun” dedi.

12 Eylül 1980 askeri darbesinin üzerinden 41 yıl geçti. Devrimci ve ülkücü gençlerin çatışmalarını durdurma bahanesiyle yapılan darbede dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Kenan Evren’in 17 yaşında idam edilen devrimci Erdal Eren için söylediği “Asmayalım da besleyelim mi?” sözü de hafızalara kazındı. 12 Eylül darbesi sonrasında 650 bin kişi gözaltına alındı, 230 bin kişi yargılandı, 171’i cezaevindeki işkence sonucu olmak üzere 300’ün üzerinde insan yaşamını yitirdi, 1 milyon 683 bin kişi fişlendi ve 50 kişi idam edildi.

Türkiye Devrimci Komünist Partisi’ne (TDKP) üye olmakla ve “siyasi amaçlı adam öldürmekle” suçlanan Tahir Canan da darbe öncesinde 1979 yılında tutuklandı ve yargılama sonucu 36 yıl hüküm giydi. Canan 1991 yılında çıkarılan “Şartlı Tahliye Yasası” ile tahliye edilerek, özgürlüğüne kavuştu. Ancak 1993 yılında bir kimlik kontrolü sırasında TDKP üyesi olduğu iddiasıyla Malatya’da gözaltına alınan Canan 12,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Eski Emek Partisi Genel Başkanı ve dönemin HDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel’in de girişimleri sonucu Tahir Canan, 2013 yılında özgürlüğüne kavuştu. Canan 26 yaşında girdiği cezaevinden çıktığında 58 yaşındaydı. Canan ömrünün 32,5 yılını cezaevinde geçirerek, Türkiye’nin en uzun siyasi mahpusu olarak tarihe geçti.

Canan hayata yeniden alışmaya başladı. Kocaeli’nde kurduğu Özgürlük Kitabevi’nde cezaevindeki en büyük dostu olan kitaplarla bir arada yaşam süren Canan’ın pandemi döneminde başına trajikomik bir olay geldi.

392 lira para cezası

Şu an 68 yaşında olan Canan, 6 Mayıs 2020 tarihinde Halk Bankası’ndan pandemi nedeniyle çekmek zorunda kaldığı kredi borcunun taksitini ödemek için bankaya giderken polis memurları tarafından çevrildi ve kimlik kontrolü yapıldı. Polisler Canan’a, Kabahatler Kanunu uyarınca 65 yaş üstüne getirilen “sokağa çıkma yasağını deldiği” gerekçesiyle 392 lira idari para cezası kesti.

Canan, ANKA Haber Ajansı’na yaptığı değerlendirmede, “Kredi çekmiştim, kredi borcunu ödemeye gitmiştim. Bankanın önünde duruyordum. Bankanın önünde kontrol yaptılar ve ceza kestiler. Bankada sıraya girdiğim anda” diyerek, cezanın kesildiği anı anlattı.

Polislerin “65 yaş üzerisin” diyerek ceza kestiğini aktaran Canan, “65 yaş üzeriyim lakin ben bankadan kredi çekmişim. Bankaya ödemesem, banka bana ceza yazacak. Bir türlü derdini anlatamıyorsun” diye konuştu.

“Devlet sadece para toplamakla meşgul"

Kesilen para cezasına tepkili olan Canan, şunları söyledi:

Devlet sadece para toplamakla meşgul. ‘Ben yaparım, siz bana uyacaksınız, ben ne dersem o doğrudur’. Yasa, hukuk, gerekçe. Hiçbir şeyin önemi yok. Çerçeve buraya oturuyor. Mesela adam işsiz, yolda gidiyor. ‘Dur’. Ne? ‘Masken yok, bilmem neyin yok?’. E benim işim yok. Önce benim sosyal güvenlik olarak benim güvenliğimi sağlamakla yükümlü devlet olması lazım. Bu devlet yoksa, sen bana ceza yazmakla nereye varabilirsin.

“Bugünkü politik koşullar 12 Eylül'den daha ağır”

12 Eylül ile bugünü karşılaştıran Canan, politik olarak bugünkü koşulların daha ağır olduğunu belirterek, şunları açıkladı:

Toplum sesini çıkaramıyor. O gün en azından toplum olarak sesimizi çıkarabiliyorduk. Tepki gösterebiliyorduk. Bugün tepki de gösteremiyoruz. İşin garip tarafı bu noktaya geldik. Toplum olarak bir içe kapanmışlık, yıpranmışlık var… 12 Eylül dönemi başlı başına sermayenin hareket alanıydı. Emeğin sessizleştirilmesiydi. O çerçevede hareket ettiler. 24 Ocak kararlarını hepimiz biliyoruz. İşçi ücretlerinin dondurulması, sermayenin geniş alana açılmasını sağlamaktı. Bugün geldiğimiz nokta da 12 Eylül’ün devamı. 12 Eylül’de ne yaptılar, binlerce insanı içeride tuttular, idam ettiler. Gözaltında işkence yaptılar, öldürdüler. Bütün bunları yaşadığımız için bugün geldiğimiz noktanın ana temeli bir tarafı 12 Mart, bir tarafı 12 Eylül’dür. Bunlardan bağımsız değildir, bugünkü yaşadıklarımız.

İptal davası açıldı

Canan’ın avukatı Senem Doğanoğlu, cezaya Gebze 2. Sulh Ceza Hakimliği’nde itiraz etti ve iptalini talep etti. Doğanoğlu dilekçesinde müvekkilinin borcunu ödemek zorunda olduğunu, bankanın yaşlılara ilişkin evden hizmetinin bulunmadığını ifade ederek, “Özellikle müvekkil gibi tek başına ev ihtiyaçlarını karşılamak ve kredi borcunu ödemek zorunda olan 65 yaş üstü vatandaşlar açısından sokağa çıkma yasağı getiren bir düzenlemenin vatandaşın gündelik yaşamında karşılaşacağı zorluklar yönünden genel nitelikte olmayan düzenleme getireceği beklenmektedir” dedi.

“Sadece OHAL’de olabilir”

Doğanoğlu ayrıca getirilen sokağa çıkma yasağının da yasaya aykırı olduğunu, Anayasa’da sadece OHAL’de temel hak ve özgürlüklerin sınırlanabileceğinin düzenlendiğine dikkat çekerek, “Olağanüstü hal, savaş veya sıkıyönetim ilanı bulunmayan bu aşamada sokağa çıkma yasağına ilişkin alınan kararın yasal zemini olmadığı açıktır” dedi.

Mahkemeye açılan iptal davasından sonuç alınamayınca Canan’ın avukatı Doğanoğlu, Anayasa Mahkemesi’ne müvekkili adına bireysel başvuruda bulundu. Doğanoğlu müvekkili için 50 bin lira manevi, 5 bin lira da maddi tazminat talep etti. Doğanoğlu, Canan’a kesilen cezada olayında başta Anayasa’nın 19’uncu maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı olmaz üzere Anayasa’nın 5 maddesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 4 maddesinde düzenlenen hakların ihlal edildiğine dikkat çekti.

AYM’ye taşındı: Esnaf kredisini geri ödemek için gitti

Doğanoğlu, 65 yaş üstü Canan’ın esnaf olarak kredi borcunu da yatırmak zorunda olduğuna dikkat çekerek, özetle şunları belirtti:

Başvurucu her şeyden önce 65 yaş üstü olması sebebiyle genel ve geniş bir grubun üyesidir. Ancak bunun gibi, Anayasa Mahkemesi önünde de eski başvurularından bilineceği üzere çok uzun süre cezaevinde kalmıştır ve cezaevi sonrası kitapçı işleterek yaşamını idame ettirmeye çalışmaktadır. Bankaların pandemi nedeniyle verdiği krediden yaralanmak zorunda kalan dolayısıyla herhangi bir destek almayan esnaf olarak yine bankaların kredi geri ödemesini yapmak üzere sokağa çıkmak zorunda kalması ayrıca maruz kaldığı hak ihlalinin bir veçhesini oluşturmaktadır.

“Valilikler yetkili mi?”

65 yaş üstü vatandaşların sokağa çıkmasının yasaklanması ile ilgili valiliklere verilmiş kanunen herhangi bir yetki mevcut değildir. Kamu düzeni ve güvenliği sağlık gerekçesini içermediği gibi, süresi belli olacak nitelikte ve belli yerler ya da saatler ile sınırlı olmak üzere vatandaşların dolaşımı ile ilgili karar alınabileceği düzenlenmektedir.

“Yasal dayanak yok"

Valiliğin, ‘65 yaş üstü vatandaşların ikametlerinden çıkmalarının sınırlandırılarak sokağa çıkmasının yasaklandığı’ şeklindeki esasen hukuki belirlilik ilkesi açısından da hukuka ay olan bu karan sokağa çıkma yasağı ilanının hukuki rejimine tabi olması gerekmektedir. Anayasaya göre, sokağa çıkma yasağı, sadece olağanüstü hal ve sıkıyönetime ilişkin yasalar düzenlenen bir yetkidir. Olağanüstü hal, savaş veya sıkıyönetim ilanı bulunmayan bu aşama sokağa çıkma yasağına ilişkin alınan kararın yasal zemini olmadığı açıktır. Başvurucunu konutunda tutulmaya zorlanmasına yönelik tedbir niteliğinde olan sokağa çıkma yasağa özgürlük ve güvenlik hakkına müdahale niteliğinde olup kanunilik unsurunu taşımamaktadır.

 

GENEL