ABC Kitap | Editörün Seçtikleri | 20 Ağustos 2018

ABC Kitap | Editörün Seçtikleri | 20 Ağustos 2018

ABC Kitap''a ulaşmak için iletişim: [email protected]

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

Aldatıldık' dememek için, 'aldanmamak' için ve ülkemizde ve dünyada olan bitenlerin farkında olmak için okumak ve daha fazla okumak gerektiğini bir kez daha hatırlatmakta bir sakınca görmüyoruz.

Kürk Mantolu Madonna'nın popçu Madonna olduğunu zanneden medya figürlerine ülkenin teslim edildiği bir dönemde, daha fazla okumanın bir ödev olduğunu bilen okurlarımıza yeni bir seçki sunuyoruz.

Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

Kitap dünyasındaki son gelişmelerden haberdar olmak için ABC Kitap sayfalarını takip etmeniz sizin için yeterli.
ABC izleyicilerine keyifli okumalar diliyoruz...

                                                                                                                          EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

Friedrich Engels

ALMAN KÖYLÜ SAVAŞI

Çeviren: Okay Gönensin

Yordam Kitap

“On altıncı yüzyılın ‘din savaşları'nda da her şeyden önce çok somut maddi sınıf çıkarları söz konusuydu ve bu savaşlar, tıpkı daha sonra İngiltere'de ve Fransa'da ortaya çıkan iç çatışmalar gibi, sınıf mücadeleleriydi. Bu sınıf mücadelelerinin o dönemde dinsel işaretler taşıması, tek tek sınıfların çıkarlarının, ihtiyaçlarının ve taleplerinin dinsel bir örtünün altında gizlenmesi, işin özünü hiçbir şekilde değiştirmez ve dönemin koşullarıyla kolayca açıklanabilir.”

Friedrich Engels, “1525 Devrimi” diye de andığı Alman Köylü Savaşı'nı incelerken, Karl Marx'a ait olduğunu özellikle vurguladığı materyalist tarih anlayışına yaslanıyor. Dönemin siyasal ve dinsel teorilerinin birer neden değil, ulaşılmış iktisadi gelişim aşamasının sonuçları olduğunu göstermeye çalışıyor.

Protestanlığın kurucusu olan Martin Luther, başlangıçtaki radikal tezlerinden neden vazgeçmişti? Komünizmi sezmiş olan Thomas Münzer'in başarısızlığa uğraması neden kaçınılmazdı? Geniş bir coğrafyada ayaklanan köylüler, görece zayıf hasımları karşısında neden yenilgiye uğramıştı? Materyalist tarih anlayışı, bu tür soruların gerçek cevaplarının açığa çıkarılmasını sağlıyor.

Engels, ilk olarak 1850 yılında yayımlanan eserinin 1870 tarihli ikinci baskısı için yazdığı ve 1875 tarihli üçüncü baskıda genişlettiği önsözde, Almanya'daki 1525 Devrimi ile 1848-49 Devrimi arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları ele almanın ötesinde, işçi sınıfının ve önderlerinin o dönemdeki güncel görevlerine de ışık tutuyor.

176 s.

İstanbul 2018

*

Samir Amin

AVRUPA-MERKEZCİLİK

Bir İdeolojinin Eleştirisi

Çeviren:Mehmet Sert

Azgelişmişlik, kalkınma, kriz, dünya ekonomik sistemi (emperyalizm), merkez ve çevre ülkeler gibi tartışmalı konulara toplumcu bir bakışla eğilen Bağımlılık Okulu'nun kurucularından Samir Amin, Avrupa-merkezciliğe karşı geliştirdiği eleştirel yaklaşımı, deyiş yerindeyse Marksizmi Avrupa-merkezci bakış açısından “sıyırıp koparması” ile de öne çıkan bir yazar.
Avrupa-Merkezcilik ise onun bu radikal girişimi ya da hesaplaşmasını, en açık ve derinlikli haliyle takip edebildiğimiz klasik bir yapıtı.

Avrupa'nın, Fransız Devrimi'yle ve “Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik” sloganıyla billurlaşan değerleri bir yanda, kültürcülük, emperyalist sömürgecilik, farklılıkları yok sayan güdük bir evrenselcilik, içe kapanma eğilimi diğer yanda, zorlu denklemler Samir Amin'in geliştirdiği yaklaşımda nasıl bir çözüme kavuşuyor?

Kitabın son bölümünün başlığında ifade edildiği gibi “Çağdaş Dünyaya İlişkin Avrupa-Merkezli Olmayan Bir Görüş” sunan Samir Amin, bu görüşünü tarihten güncelliğe nasıl temellendiriyor?
Fikret Başkaya'nın sözleriyle:

“Samir Amin'in bu eseri, hem kendi tarihimize hem de başkalarının tarihine eleştirel bakmamıza yardım edebilecek önemli tezler içeriyor. Yaşadığımız coğrafyada en çok ihtiyaç duyduğumuz şey Avrupa-merkezcilikten arındırılmış eleştirel bir bilinçtir.”

272 s.

İstanbul 2018

*

Merdan Yanardağ

MEDYA NASIL KUŞATILDI

Siyah Beyaz Yayınları

Türkiye medya ortamı, bu ülkede yaşanan iktidar ilişkilerinin, servet kavgalarının, yapısal değişimlerin, çıkar çatışmalarının, sınıfsal ilişki ve çelişkilerin ve tarihsel kırılma noktalarının birebir yansıdığı bir alanı oluşturur.
AKP'nin hükümetinin ABD ve Batı desteğiyle toplumu ve ülkeyi dönüştürme siyaseti, giderek bir darbe karakteri kazanmaya başladı. Bu operasyonun medyayı da kapsaması kaçınılmazdı. Nitekim AKP iktidarı, elindeki mali ve siyasi gücü kullanarak büyük basın gruplarına el koyuyor, bunları yandaş kişi ve gruplara satıyor, bazılarını rehin alıyor ve direnenlere karşı yoğun bir baskı uyguluyor.

Emin Çölaşan'ın Hürriyet gazetesindeki işinden çıkarılması da bu operasyonun bir parçası olarak görülüyor. Elinizdeki kitabın yarısı, Çölaşan'ın 10 Ekim 2007 tarihinde katıldığı, gazeteci Merdan Yanardağ tarafından hazırlanıp sunulan televizyon programının bant çözümlerinden oluşuyor.

Canlı yayımlanan programa, Türkiye'nin en büyük basın grubu olan Doğan Medya Holding'in sahibi Aydın Doğan da katıldı. Aydın Doğan ilk kez böyle bir programa katılıyordu. İktidar ve medya ilişkileri, güç odakları ve büyük sermayenin medya üzerindeki etkileri bu programda otopsi masasına yatırılıyor, basın patronları ve gazeteci ilişkisi bütün yönleriyle sorgulanıyordu.
Programa ayrıca gazeteci Tuncay Özkan, Fatih Altaylı, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç ve Cumhuriyet gazetesinden Hikmet Çetinkaya da katıldı.

Kitabın diğer bölümleri, Merdan Yanardağ'ın medya yazıları ve analizlerinden oluşmaktadır. Radikal bir medya eleştirisinin yapıldığı bölümlerde, somut olaylar, kişiler ve olgular üzerinden medyanın ekonomi-politiği, mimarisi, iç işleyişi, açmazları ve muhtemel çıkış yolları ortaya konuluyor.
Merdan Yanardağ'ın bu kitabı, medyada evrensel gazetecilik ilkeleri üzerinden derin bir hesaplaşmaya gerek duyulan bir dönemde, tam da bu ihtiyacı karşılamakta, dahası tarihsel bir belge değeri taşımaktadır.

220 s.

İstanbul 2018

ABC Kitap