ABC Kitap | Editörün Seçtikleri | 3 Eylül 2018

ABC Kitap | Editörün Seçtikleri | 3 Eylül 2018

ABC Kitap''a ulaşmak için iletişim: [email protected]

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular. Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

Ali Osman Gündoğan

ALBERT CAMUS VE BAŞKALDIRMA FELSEFESİ

Öteki Yayınevi

Albert Camus, ülkemizde daha çok roman ve tiyatro eserleriyle, kısacası edebiyatçı kişiliğiyle tanınmış çağdaş bir Fransız sanatçı-filozoftur. Oysa Camus'yü sadece bir edebiyatçı olarak düşünmek ve edebiyatçı kişiliğiyle ona yaklaşmak bir eksikliktir; çünkü yazılarında bir yaşama felsefesi ortaya koyması, onun edebî kişiliği yanında filozof tavrının da olduğunu göstermektedir.

Camus'yü tanımak, onu her iki cephesiyle tanımak demektir. Oysa bugüne kadar, özellikle daha çok Fransız edebiyatı ile uğraşanların dikkatini çeken Camus'nün eserleri, onun düşünür cephesini dikkate alan akademik bir düzeyde değerlendirilmemiştir. Camus, yaşadığı çağın önemli olayları karşısında, bir hayat tecrübesinden çıkarılmış düşüncelerini, kendisi bir varoluşçu filozof olduğunu reddettiği hâlde, varoluşçu bir çizgide ortaya koymaya çalışmıştır.

Camus'nün, eserlerinde ortaya koyduğu felsefî düşüncelerini iki temel kavrama oturtmuş olduğunu görmekteyiz: “Absürd” ve “başkaldırma.” Dolayısıyla çalışmanın ilk bölümü absürdün incelenmesine ayrılıyor. İnsan bilinci ile dünya arasında bir kopuş olarak ortaya çıkan absürd karşısında insanın takınacağı tavırların neler olduğu ve bu tavırlardan hareketle başkaldırmanın doğuşu ortaya koyuluyor. Absürd karşısında tek çıkış yolunun başkaldırma olduğu belirtiliyor. Çalışmanın ikinci bölümündeyse başkaldırma felsefesi bütün boyutlarıyla incelenmeye çalışılıyor.

Albert Camus ve Başkaldırma Felsefesi, Camus'nün bütün eserleri dikkate alınarak, bu eserlerinde düşüncelerini nasıl ortaya koyduğuna odaklanmakta, çağının düşünce ve olayları karşısında onun nasıl bir tavır takınmaya çalıştığı ve bu tavrının filozofça bir tavır olup olmadığı tartışılmaktadır.

Kitabı satın almak için fotoğrafa tıklayınız


 

Kolektif

FEMİNİST SOSYAL POLİTİKA

Bakım, Emek, Göç

Nota Bene Yayınları

“Feminist Sosyal Politika: Bakım, Emek, Göç” adlı bu kitap sosyal politika alanını feminist bir mercekle inceliyor. 1990'lara değin sosyal politikanın odağına oturan erkek işçinin dışında, ev içi ücretsiz emek, güvencesiz kadın emeği gibi mecralara dümen kıran bir sosyal politika kitabı görüyoruz karşımızda.

Bu kitap, hizmet sektörünün eğreti işlerinde kadınların konumundan, bakım emeğine, göç ve sığınmacılığa kadar uzanan güncel tartışma alanlarını toplumsal cinsiyet deneyimleri üzerinden yeniden yorumluyor. Gülay Toksöz'e armağan edilen bu kitap, Türkiye'de toplumsal cinsiyet çalışmalarının öncülerinden olan Yıldız Ecevit ile bu alanın gelişimi ve sosyal politika araştırmalarına katkıları üzerine gerçekleştirilen keyifli bir söyleşi ile başlıyor.

Kitabın Feminist Ekonomi ve Bakım Politikaları başlıklı ilk bölümünde, İpek İlkkaracan'ın dünya literatürüne armağan ettiği “Mor Ekonomi” kavramıyla tanışıyoruz. Ardından çocuk ve yaşlı bakımına ilişkin refah devleti politikalarının tartışılmasına şahit oluyoruz. Kitabın Kadın Emeği, Geçicilik, Eğretilik başlıklı ikinci bölümünde, ilk önce işçi kiralamanın temel özellikleri kadın istihdamına etkileriyle birlikte ele alınıyor. Ardından hizmetler sektörünün düzensiz ve güvencesiz işlerinde kadın istihdamının boyutları analiz edilip, Alışveriş Merkezlerinde çalışan kadınların istihdam koşulları irdeleniyor. Kentsel Ve Tarımsal Üretimde Suriyeli Kadın Emeği'nin ele alındığı üçüncü ve son bölümde ise Adana Ovası'nda ve Denizli Kentsel İşgücü piyasasında Suriyeli Kadın İşçilerin göçmenlik ve kadınlık deneyimlerine mercek tutuluyor.

Kitabı satın almak için fotoğrafa tıklayınız

Maurice Halbwachs

KOLEKTİF BELLEK

Çeviren:Zuhal Karagöz

Pinhan Yayıncılık

Şahsi hatıralarımız kendimize mi aittir? Küçük bir çocukken büyükbabamızla birlikte tanık olduğumuz bir toplumsal olay, lisedeki ilk günümüz, bir Paris seyahatinde görüp yaşadıklarımız… Peki ya tarih ile sosyal bakımdan hatırladıklarımız aynı şey midir? Tarih bir sosyal grubun hatırlama şekli midir? Belleğin ve hatırlamanın zaman ile mekân ile hatta müzik ile bir ilişkisi var mıdır?

Maurice Halbwachs’ın arkasında bıraktığı el yazmalarından yola çıkarak hazırlanan bu metin bize uzun vadede yayımlamayı tasarladığı önemli eserinden parçalar sunuyor. Bu parçalar, bellek ve toplum arasındaki ilişkilerin Halbwachs’ın düşüncesinin merkezi ve nihai aşaması haline geldiğini gösteriyor.

Halbwachs’ın çalışmasını ilginç kılan nokta, klasik pozitivist varsayımın aksine, yorumsamacılık ile determinizmi bir araya getiriyor olmasıdır. Halbwachs’ın bellek analizinin altında bir zaman tanımı da gizlidir. Zaman artık, her türlü olayın içinde gerçekleştiği homojen ve yeknesak bir ortam değildir. Zamana indirgenemez deneyimin alanlarını sorguladıkları için varoluşsal düşünceye bağlı olmayan öğeler arasındaki eşgüdümün basit bir ilkesidir.

Bir dostu, Halbwachs’ın en yüksek erdeminin belki de düşünsel gözü peklik olduğunu söylüyor. Bu gözü pekliğin Halbwachs’ın yaşamındaki karşılığı, iltifatlara aldırmamak ve sosyal hayatın zorlukları karşısında kayıtsız kalmaktır. İnsan kavramını nesnelerden ayrı bir varlık olarak tanımlamaya bu denli çaba gösteren düşünürlerden birinin, toplum ve bireyin birlikte inkâr ve yok edildiği toplama kampı cehennemine maruz kalarak yaşamını yitirmiş olması bir anlamda hayli simgeseldir.

Kitabı satın almak için fotoğrafa tıklayınız

ABC Kitap