ABC Kitap - Yeni Çıkanlar / 27 Ağustos 2018

ABC Kitap - Yeni Çıkanlar / 27 Ağustos 2018

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular. Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

YENİ ÇIKANLAR

Bragi Olafsson

EVCİL HAYVANLAR

Çeviren:Özde Çakmak

Zeplin Kitap

Başkahramanımız Emil Londra seyahatinden yeni dönmüştür. Reykjavík'teki evinde yolculuğun yorgunluğunu daha atamadan, bir adamın kapısına dayandığını fark eder. Bu kişi, Emil'in yıllardır konuşmadığı ayyaş Havard'dan başkası değildir.

Emil, Havard'la karşılaşmamak için aklına gelen en mantıklı yola başvurur: Yatağın altına saklanır. Buna karşılık olarak, Havard ise kendince en mantıklı yola başvurarak zorla Emil'in evine girer ve olaylar gelişir.

Bir kedi

Bir tavşan

Bir kobay faresi

Bir iguana

Yatağının altından çıkamayan ve kendi evinde verilen partiye davet edilmeyen bir adam…

Evcil Hayvanlar yer yer Kafka'nın Dönüşüm'ünü yer yer de Beckett metinlerini hatırlatan çok tuhaf, çok eğlenceli bir roman.

“Tatmin edici derecede eğlenceli ve beklenmedik derecede derin bir roman. Evcil Hayvanlar, okurlara yepyeni bir üslup ve bakış açısı sunuyor…”

- Larissa Kyzer, L Magazine

“Bu yıl okuduğum en iyi kısa roman… Kısa, esrarlı ve elinizden bırakamayacağınız türden.”

- The Barnes & Noble Review

“Evcil Hayvanlar, son derece akıcı bir roman olmakla birlikte, ilk bakışta yanıltıcı biçimde basit bulabileceğiniz anlaşılır ve söyleşi tarzındaki üslubuyla oldukça dikkate değer sosyolojik sorular sormayı da başarıyor.”

- Aaron Cance,Fiction Writers Review

224 s.

İstanbul 2018

*

Alfred North Whitehead

DOĞA VE YAŞAM

Çeviren:Sercan Çalcı

Öteki Yayınevi

Alfred North Whitehead'in 1933'te Chicago'da verdiği iki konferanstan oluşan bu eser, doğadaki değişimler ve süreklilikler arasındaki ilişkiselliği ve bütünsel bir yaşam mefhumunun temellerini konu alıyor. Birinci konferansta Whitehead, doğayı, ortodoks öğretiler dediği klasik mekân anlayışları dışındaki bir düşünce sahnesinde yeniden düşünmenin olanaklarını araştırıyor.

Klasik mekân anlayışlarının ve genel olarak atomcu öğretinin boş mekân ile onu dolduran madde zerreleri arasında kurduğu bağlantının zayıflığını sergiledikten sonra, faaliyet ve süreç eksenlerine oturan bir doğa mefhumu geliştiriyor. Bu yeniden düşünme, doğayı bir süreç olarak kavrama girişiminde duyu-algısını temel hareket noktası olarak alıyor ve modern ontolojinin bazı ana dayanaklarına itiraz ediyor. Doğa, kendini, birbirinden tecrit edilmiş varlıkların yığını olarak değil, kendini ifade etme süreçleri içerisinde başkalaşan ilişki öbekleri biçiminde sunar. Buradaki kritik nokta, Whitehead'in “hâl” dediği ve onun ontolojisinin kurucu kavramlarından biri olan bu öbeklerin birbirlerine mekân ve zamanda sağladıkları açıklıktır.

Bu eleştiri ve argümanlarla bağlantılı olarak ikinci konferansta ilişkisel bir yaşam mefhumu geliştiren Whitehead'e göre doğa ile yaşam, modern felsefenin başlangıcından beri bir bölünme içine sokulmuştur. Özne, kendini, bedeninden ve maddi doğadan bağımsız bir varlıkmışçasına kurmuştur. Değerler dünyası ile maddi dünya arasına aşılmaz sınırlar çekilmiştir. Ancak bu bölünmeyi aşmanın araçları düşüncede mevcuttur ve Whitehead bu araçları organizma felsefesi etrafında geliştirir. Bunun için ilkin amaç ile süreç arasındaki organik bağ keşfedilmelidir. Bedeni yok sayan felsefi geleneğin ruhsuzlaştırdığı dünya, süreç ve faaliyet olarak kavranmalıdır. İşte yaşam, ancak o zaman, içerisinde dinamik bir evren ilkesi şeklinde işleyen karşılıklı bağlantılar ve bir dayanışma bloğu olarak anlaşılabilir.

72 s.

İstanbul 2018

*
Anil Seth

30 SANİYEDE BEYİN

Beynini Nasıl İşlediği be nasıl Öğrendiğiyle İlgili Aklınızı Başınızdan Alacak 50 Kavram

Caretta Yayıncılık

Beynin nasıl işlediği ve nasıl öğrendiğiyle ilgili aklınızı başınızdan alacak 50 kavram.

Beyin hangi aktiviteler sayesinde öznel tecrübeler ortaya çıkarır? MRI taraması bize ne gibi bilgiler sunabilir?Beynin çalışma sistematiğini anlamak mümkünmü? Yalnızca beynimizde meydana gelen elektriksel aktivitenin bir ürünümüyüz?

30 Saniyede Beyin, nörobilimin sınırlarında gezinerek beynin nasıl işlediğiyle ilgili birbirinden ilginç 50 kavramı bir araya getiriyor.Karmaşık görünen her bir düşünceyi, 300 kelimeyle veillüstrasyon desteğiyle açıklıyor.

Hakkında bilgi sahibi olduğumuz en karmaşık yapı insan beynidir.Beyin, en az 90 milyon nöron dan meydana gelir. Bu nöronların her biri kendi içindekarmaşık bir bilgi işlem cihazıdır ve yaklaşık 1000 kadar diğer nöronla etkileşim hâlindedir. Beyin dünyayı algılayış biçimimizden ve içerisindeki davranışlarımızdan sorumludur.Yani beyni anlamak; benliğimizi, toplumdaki ve doğadaki yerimizi anlamak demektir.

Aslında insan beyni bir bakıma gündelik bir nesnedir.Yaklaşık 1,36 kg ağırlığında olan bu nesneyi, bu kadar kayda değer hale getiren şey girift yapısıdır. Ortalama bir insan beyninde o kadar çok bağlantı vardırki her saniye birtanesini sayacak olsanız, 3 milyon yıldan daha fazlasına ihtiyacınız olurdu. Peki böylesine karmaşık bir yapıyla ilgili bilgi edinmeye nereden başlamalısınız?

30 Saniyede Beyin, size yardımcı olmak adına tam da burada devreye giriyor.Kitapta, her bir kavram kısa, anlaşılır ve merak uyandıran “30 saniyede nörobilim” metniyle açıklanıyor.

Unutmayın, beyin sadece düşünmemizi sağlayan bir makineden daha da fazlasıdır; kim olduğumuzu tanımlayan şey beyindir.

160 s.

İstanbul 2018

*

Fernard Braudel

2. FELİPE DÖNEMİ’NDE AKDENİZ VE AKDENİZ DÜNYASI 3

Çeviren: Mehmet Ali Kılıçbay

Doğu Batı Yayınları

Akdeniz Dünyası, Fransızların geleneksel doktora tezi standartlarına göre tartıldığında bile devasa bir kitaptır. İlk basımında onu sıradan bir kitabın hacminden altı kat büyük kılan altı yüz bin sözcükten oluşuyordu. Kitap her biri geçmişte farklı bir yaşam tarzının örneğini sunan üç kısma ayrılmıştı. İlk sırada “insan” ile “çevre” arasındaki ilişkinin “neredeyse zaman dışı” tarihi vardır; sonra ekonomik, toplumsal ve siyasi yapıların tedricen değişen tarihi gelir; ve en son olayların hızlı gelişen tarihi. Bu üçüncü ciltte Braudel okurlarına oldukça profesyonel bir siyasi ve askerî tarih örneği sunar. Braduel tarih sahnesindeki önde gelen simalara ilişkin kısa ama özlü karakter taslakları çıkarır. İnebahtı Savaşı, Malta'nın kuşatılması, 1570'lerin sonlarındaki barış müzakereleri uzun uzadıya anlatılır. (…)

Akdeniz Dünyası gibi bir inceleme yapmayı pek az tarihçi ister, böyle bir incelemeye gücü yetecek tarihçi sayısı ise bundan da az olacaktır. Buna rağmen, bu inceleme hakkında, tıpkı Tolstoy'un Savaş ve Barış'ı (Akdeniz Dünyası bu romana yalnızca ölçek bakımından değil, aynı zamanda sahip olduğu mekân bilinci ve insan eyleminin beyhudeliği hakkında sezdirdiği şeyler bakımından da benzemektedir) hakkında olduğu gibi, içinde yer aldığı disiplin imkanlarını sürekli genişlettiğini söylemek doğru olacaktır.

- Peter Burke

“Akdeniz'le birlikte uzun bir yolculuğa çıktım, tüm ülkeleri hayranlıkla gezdim ve Akdeniz'deki bütün arşiv depolarına indim… Bu yirmi yılımı aldı.”

- Fernand Braudel

654 s.

İstanbul 2018

*

Ara Güler

BABİL’DEN SONRA YAŞAYACAĞIZ

Aras Yayıncılık

Ara Güler'in erken döneminde kaleme aldığı öykülerle daha sonra çektiği fotoğrafları bir araya getiren bu kitap, Türkiye'de yaratıcı fotoğrafçılığın uluslararası alanda ün kazanmış en önemli temsilcisi olarak kabul edilen ve fotoğrafçı kimliğiyle öne çıkan sanatçının pek bilinmeyen bir yönünü, öykücülüğünü ve yazarlığının türlü yönlerini etraflı bir şekilde ortaya çıkarıyor. Türkçe, Ermenice ve İngilizce üç cilt halinde eşzamanlı olarak yapılan bu yeni basım Güler'in metinleriyle görsel dünyası arasında muhtemel eşleşmelerin izini sürerek bir “foto-öykü albümü” halini alıyor. Fotoğraflarında anlamlı anları yakalayıp onlardan bir kompozisyon oluşturabilmesinde bu erken dönem öykülerinin önemli bir rolü olduğunu düşünen Güler, kitapta yer alan 13 öyküsünü birer fotoğraf olarak nitelendiriyor. Babil'den Sonra Yaşayacağız, Güler'in yalnızca fotoğraflarıyla değil, öyküleriyle de “görsel dünyanın adamı” olduğunun adeta kanıtı.

144 s.

İstanbul 2018

*

Richard Appignanesi, Oscar Zarate

VAROLUŞÇULUK

Sartre ve Camus’yü Daha İyi Anlamak İçin Çizgibilim

Çeviren: Şükrü Alpagut

Say Yayınları

Camus, “Hayatın, yaşanması için bir anlamı olmak zorunda mıdır?” diye sorar ve absürdü varoluşçuluğun merkezine yerleştirir. Sartre, varoluşçuluğun tüm felsefe içinde “rezalete en az elverişli ve teknik olarak kuru” bir öğreti olduğunu söyler. Peki, varoluşçu felsefeyi ve filozofları anlamak sadece ıstırap, çaresizlik, abeslik ya da anlamsızlıktan mı ibarettir?

Bu kitapta hayır. Richard Appignanesi, felsefenin belki de en karmaşık alanını eğlenceli anlatımı ve Oscar Zarate'nin çizimleriyle adeta bir çizgi romana dönüştürüyor ve varoluşçu felsefenin tarihini Kierkegaard, Husserl ve Nietzsche'den Nazizm ve Soğuk Savaş'a dek sürüyor.

176 s.

İstanbul 2018

*

Penelope Fitzgerald

SALAPURYA MAHALLESİ

Çeviren:Sibel Sakacı

Can Yayınları

Salapurya Mahallesi1960'ların başında Londra'da Thames Nehri üzerindeki deniz evlerinde yaşayan bir grup insanın yaşamöykülerini ve yaşam koşullarını aktarıyor. Kendisi de bir süre deniz evinde yaşamış olan yazar Penelope Fitzgerald, çeşitli nedenler yüzünden şehrin gündelik yaşamından kopmuş insanları yalın ama çarpıcı anlatımıyla tanıtıyor. Romanın başkişisi ve bir anlamda da Penelope Fitzgerald'ın kendisi olan Nenna, kocasını teknede kalmaya razı edemediği için altı ve on bir yaşındaki iki kızıyla Grace adındaki salapuryada yaşıyor. Çocuklarını okula göndermediği için rahibe, kocasıyla uzlaşmadığı için ablasına hesap vermek zorunda kalıyor. Kendisinin ve komşularının karşılaştığı bütün zorluklara karşın direnen, özgür bir kadın olmayı başarıyor. Ta ki…

168 s.

İstanbul 2018

*

John S. Allen

OBUR ZİHİN

Yiyeceklerimizle İlişkimizin Evrimi

Çeviren:Erdem Gökyaran

Yapı Kredi Yayınları

Amerikalıların tat körlüğünün, yaklaşık 75 yıl öncesine kıyasla bugün biraz azalmış olduğu söylenebilir. Televizyon karşısına kurulup yemek yemenin büyüsü bozuldu, hemen herkes fast food'un aslında çok da iyi bir şey olmadığını kabul ediyor ve tüketiciler en işlenmiş paket gıdalar­da bile bir nebze olsun kalite veya doğallık arıyor. Amerika artık şöhret sahibi mutfak şeflerinin, gıda konulu yarışma programlarının, giderek çoğalan semt pazarlarının ve ömrünüz boyunca pişirebileceğinizden daha fazla tarif içeren yemek kitaplarının cirit attığı bir ülke.

Evrimsel biyoloji alanında çalışan antropolog John S. Allen, Obur Zihin'de yeme ve düşünme biçimimizin insan türünün kendine özgü doğal tarihini yansıttığı fikrinden yola çıkarak yiyeceklerle ilişkimizin evrimini araştı­rıyor.

Çıtır yiyecekleri neden çok severiz? Samoalı yolcular Yeni Zelanda'dan uçakla dönerken beraberinde en fazla hangi yiyeceklerden götürürdü? Yiyeceğin hayatımızda oynadığı rol, kalorilerin ve besin öğelerinin ötesine nasıl geçti?

“John Allen, yeme alışkanlıklarımız hakkında yeni fikirler şöleni dü­zenlemek amacıyla modern biyoloji ile evrimi harmanlıyor. Obur Zihin yiyeceklerin derin anlamı üstüne büyüleyici bir çalışma.”

- Richard Wrangham,Catching Fire

264 s.

İstanbul 2018

*

Meryl Comer

BİZİM ALZHEİMER HİKAYEMİZ

Çeviren:Esengül Ayyıldız

Paloma Yayınevi

Alzheimer konusunda aktif olarak çalışan, Emmy Ödüllü televizyon muhabiri Meryl Comer, Bizim Alzheimer Hikâyemiz isimli bu kitabında, kocasının Alzheimer hastalığıyla mücadelesini ona sonuna kadar evinde bakmayı seçmiş bir eşin gözünden anlatıyor.

Meryl Comer'in kocası Harvey Gralnick'e 1996'da erken başlangıçlı Alzheimer teşhisi konduğunda, Ulusal Sağlık Enstitüsü'nde hematoloji ve onkoloji araştırmasını yönetiyordu. Meryl kocasındaki değişiklikleri fark ettiğinde ona teşhis konabilmesi için yıllarca mücadele ederken sevdiği insanın ve hayatlarının uğradığı değişimin her ânını yönetmek zorunda kaldı.

Yazar bu yıkıcı durumu ve onun hem hastalar hem de hasta yakınları üzerindeki etkilerini büyük bir dürüstlükle kaleme alıyor. Comer gündelik gerçekleri ve hasta bakımının getirdiği ağır ve yıpratıcı sorumlulukları ayrıntılarıyla anlatırken, yanlış anlaşılan bu hastalık ve onunla yaşamaya ilişkin herkesin bilmesi gereken doğruları kişisel deneyimleri yoluyla ortaya koyuyor ve bu sağlık krizine bir ışık tutuyor.

Kendisini Alzheimer hastalığıyla mücadele etmeye ve kamuoyunda bu konuda farkındalık yaratmaya adayan Meryl, “Yaptığım hiçbir şey aslında benimle ilgili değil; amacım kimsenin sonunun benim gibi olmamasını sağlamak,” diyor.

Bizim Alzheimer Hikâyemiz, hasta ya da hasta yakını olarak toplumun büyük kısmını hedefine alan Alzheimer hastalığı ve onun yol açtığı derin ve büyük hasarı anlamak için büyük bir içtenlikle kaleme alınmış en doğru kaynaklardan biri.

216 s.

İstanbul 2018

*

H.G. Wells

DÜNYALAR SAVAŞI

Çeviren: Barış Gönülşen

Alfa Yayınları

Konusuyla birçok kitaba, filme, çizgi romana ve televizyon dizisine ilham kaynağı olan Dünyalar Savaşı'nda H. G. Wells, insanlığın hala merak ettiği “Uzaylılar var mı?” sorusundan yola çıkarak dünyanın Marslılar tarafından istila edişini anlatır. Mars'ın yüzeyinde patlamaya benzer olayların görülmesinden sonra dünyaya silindir biçimli kapsüller düşer. Bu kapsüllerin içinden çıkan Marslılar üç ayaklı devasa savaş makineleri ve teknolojik silahlarla dünyaya saldırmaya başlar.

1898 yılında yazılmış olmasına rağmen, zamanının çok ötesinde bir hayal gücünün eseri olan Dünyalar Savaşı, bilimkurgu klasikleri arasında en güçlü kitaplardan birisidir.

272 s.

İstanbul 2018

*

------------------------------------------------

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim:
[email protected]

ABC Kitap