Abdülkadir Selvi'nin damadı hakkında soruşturma açıldı

Abdülkadir Selvi'nin damadı hakkında soruşturma açıldı

Gazeteci Celal Eren Çelik, Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi'nin damadı hakkında açılan soruşturmayı yazdı.

Celal Eren Çelik / Gazeteci

Abdülkadir Selvi’nin damadı Emre Öğütcen, 8 Mayıs 2014 tarihinde Büşra Selvi ile evlendikten sonra bürokraside “Jet hızı” ile yükselirken önce 2015 yılında BOTAŞ’ta “BÜTÜN GÜVENLİK ŞEFİ”, hemen ardından TPAO’da “Bilgi Teknolojileri Yöneticisi” olarak atandı, bu atamdan 3 ay sonra TPAO Bilgi Teknolojileri Daire Başkanı oldu.

Son olarak “Damat” Öğütcen 2017 yılında ise Bilim,Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na Bilgi İşlem Daire Başkanı olarak atandı.

Şimdi efendim bu “Bilgi İşlem Daire Başkanlığı” görevinin şöyle kritik bir özelliği var; bu daire başkanlığının başında bulunan bürokratın imzası olmadan bakanlığın ilgili birimine alınacak teknik malzemelerin “Satın alım” işlemleri gerçekleşemiyor. Yani “Damat” Emre Öğütcen malzeme alımlarının  “Son onay vericisi” konumunda,ondan izinsiz alım yapmak mümkün değil.

Ankara kulislerinde dolaşan iddiaya göre Emre Öğütcen bu “Teknik malzeme” alımlarında DMO üzerinden alım işini yüklenecek yani bakanlığa mal satacak firmalardan kurumun ihalesine çıktığı malların üzerine bu firmaları “Tercih etmek için” “Hibe” istiyor.

Aslında bu “Hibe” olayı tam olarak tüm kurumları sarmış bir “Yasal rüşvet” kılıfına dönüşmüş durumda. Bu “Sisteme” göre malzeme ihtiyacı olan kamu kurumları ihtiyacı olan malzemenin miktarını ve teknik özelliklerini o ürüne ait kodu girerek DMO’ya bildiriyor. DMO’ya bu ürünün parasını yatıran devlet kurumuna DMO üzerinden DMO’nun anlaştığı firmalardan bu malzemeler temin ediliyor.

Ancak bu temin sürecinde kritik bir detay var.

DMO bu malzemelerin temini için çeşitli firmalardan temin için teklif alıyor.İşte “Hibe” tam burada devreye giriyor.

Son zamanlara kadar “Hibe” olarak “Kamufle” edilen bu “Rüşvet” çarkı şöyle işliyordu:

X firma X miktardaki ürünü bakanlığa satmak için teklif veriyor. Ancak bu bakanlıktaki “Satınalmadan sorumlu” yetkililer “Bu firmayı tercih etmek” için “X MİKTARDA” da makineyi kuruma “Hibe” etmesini istiyor. Malını satmak isteyen firmalar ise mecburen bu “Hibeleri” veriyorlar. Hatta iddialara göre sadece devletin kurumuna değil satın alma yetkililerine de “Özel jestler” yapılıyor işi bitirmek için. Bu kimi zaman bu yetkililerin çocuklarının özel okul taksitinin ödenmesi, kimi zaman aile boyu iPhone telefonlar, bilgisayarlar, kimi zamanlarda tatil masrafları oluyor. Tabii bu “Jestlerin” şekli ve miktarı işin büyüklüğüne göre değişiyor.

Ama en yaygını makine “Hibesi”…

İşte bu “sistem” böyle güzel güzel işlerken iddialara göre bundan 2 hafta kadar önce “Damat” Emre Öğütcen daire başkanı olduğu bakanlığa 18 fotokopi makinesinin alımı için 7 makinenin de ayrıca “Hibe edilmesini” APEX isimli Ankara firmasından talep etti.

Bu arada “Fotokopi makinesinden ne olur?” demeyin. Bahsettiğimiz makinelerin en ucuzu 4500 Dolar’dan başlıyor ve çok çok daha pahalı modeller mevcut. Yani 7 makine “Hibe” edildiğinde bugünkü kurla 377 bin 445 TL’lik bir rakam sadece 1 işten ortaya çıkıyor. Bu da “En ucuz” makine üzerinden yapılan hibeler. Yani varın daha pahalı olan makinelerde yapılan böylesi “Hibelerin” ederini siz hesap edin.

APEX firması 7 değil 6 makine “Hibe” edebileceğini söyleyince “Damat” Emre Öğütcen rest çekiyor,malı 7 makine hibe edilmez ise APEX isimli firmadan almayacağını belirtiyor ve APEX isimli firma 7 makineyi “Hibe” etmeyi kabul ediyor..

Makineler APEX isimli firmanın ana distribütör firmasından İstanbul’dan gönderiliyor. Normalde APEX isimli firmanın bu makineler için kendisinin irsaliye keserek makineleri bakanlığa teslim etmesi gerekirken irsaliyeleri İstanbul’daki ana distribütör kesiyor.

Böylece APEX sadece “Kurulum yapan” firma gibi gözüküyor.

Ama işin skandal boyutu bundan sonra başlıyor…

Haberalternatif'te yer alan haberin devamı için lütfen linki tıklayınız

 

Önceki ve Sonraki Haberler
Yargı