Abdurrahman Dilipak: Göçmen, muhacir, mülteci, ensar, Soros vs..

Abdurrahman Dilipak: Göçmen, muhacir, mülteci, ensar, Soros vs..

''Bu tartışmada din, ahlak, hukuk, işin ekonomik, politik, sosyolojik boyutu görmezden geliniyor. Hani diyoruz ya “Coğrafya kaderdir”.

Her şey birbirine karıştı.

Önce şunu söyleyeyim, bu sorun bugünden yarına çözülmeyecek. 

Hatta daha da kötüsü, iş bu noktaya geldikten sonra daha da içinden çıkılmaz bir hal alacak. Çünkü kimse birbirini dinlemiyor ve kimsenin de çözüm için net bir fikri yok. 

İşin daha da kötü yanı, karşıt taraflar bu işi bir seçim malzemesi olarak kullanmak istiyor. Bu “yurtlarından çıkarılan insanlar” can derdinde, birileri ise oy derdinde.

Her meseleyi “beka sorunu” olarak gören akıl, bu konuyu da “beka sorunu” olarak etiketlediğine göre, bu kadar “beka sorunu”(!) diye sorun yaşanan bir ülkede her şey olur. 

Taraflar, sorunu çözmeyi bırakır ve bu akıbetin sorumluluğunu birbirine yıkmak için “günah keçisi” bulmaya çalışır. Bu arada gideceği yeri, bilmeyen kaptana hiçbir rüzgar fayda sağlamaz.

Bu tartışmada din, ahlak, hukuk, işin ekonomik, politik, sosyolojik boyutu görmezden geliniyor. Hani diyoruz ya “Coğrafya kaderdir”. 

Kader olmayan ne var ki, hayatımızda. Birileri bu coğrafyanın tarihinden habersiz olduğu için bugünü okuyamıyor ve geleceği ön göremiyor.

Bakın, bu gidişle biz bugünleri ararız. Bugün doğudan ve güneyden göç alıyoruz. Yakında batıdan ve kuzeyden göç almaya başlarsanız şaşırmayın. Ege’den, Karadeniz’den, Balkanlar’dan, Kafkaslardan yeni bir göç dalgası uzak bir ihtimal değil.

Daha kimsenin görmediği, daha görmek istemediği başka bir gerçek daha var. Avrupa’daki ve Amerika’daki Türkler ve Müslümanlar. Bu ülkelerde yaşanacak bir krizde, ora vatandaşı da olan yurttaşlarımız bir gece tası tarağı toplayıp kapımıza dayanırsa şaşmayın. Hem de milyonlarcası birden. 

Bu süreç en azından 2025-26’ya kadar sürecek. Hele bir sıcak savaş, zaten bütün dengeleri altüst eder. Üstüne üstlük, bir de İstanbul depremi, bir kâbus gibi çöker üstümüze.

Türkiye JeoPolitik ve JeoStratejikTeoStratejik açısından çok önemli bir ülke. Hilafet merkezi, Ortodoksluğun merkeziDoğu Roma’nın merkezi, Osmanlı bakiyesi olan bir ülke. Aynı zamanda Arz-ı Mev’ud coğrafyası olan bir ülke burası. Önemli bir kısmı vahiy coğrafyası. Hristiyanlığın doğduğu yer. 

Kıyamet teolojisi açısından da önemli bir coğrafya. Hz. Adem de buralı, Hz. Nuh da, Hz. İbrahim de, Hz. İsa’ya iman eden ilk kırallık da burada kuruldu. Hz. Musa asasını burada aldı. Bu bizim için bir imkan, şans, fırsat olduğu kadar, eğer bunları doğru kullanmazsanız, ciddi bir risk ve tehdide de dönüşebilir.

Laikçi kafa” Hilafet merkezini bir tehdit olarak görüyor. Türkçülük hareketi, Ortodoksluğu ve Doğu Roma mirasını bir tehdit olarak algılıyor. Bu iş, bu müfredat ve bu dizi filmlerde anlatılan hikayelerle anlaşılamaz. Aksine daha da içinden çıkılmaz bir hal alır. Bu halimizle doktordan korkan hastaya benziyoruz. 

Çareyi tehdit olarak algılıyoruz. 

Çünkü “sütten ağzımız yandı yoğurdu üfleyerek yiyoruz.“

Türkiye acil bir “Göç Ajansı” kurmalıdır. Bu sorun tek başına merkezi yönetim kurumları ve Kızılay ile çözülemez. Yerel yönetimlerin de katkısı sağlanmalı. Herkesin desteğinin alınması gerek. Ve ancak göç veren ve göç alma kapasite sahip ülkelerle bir işbirliğine gidilmelidir.

Bakın Ruzi Nazar’ı, Enver Altaylı’yı anlamadan Doğu Türkistan’ı anlayamazsınız. 

Graham Fuller’i, Fuat Doğu’yu anlamadan FETÖ’yü anlayamazsınız. “Afganlı” deyip geçmek kolay, Raşit Dostum kim biliyor musunuz. Raşid Dostum’u anlamadan o gelen Afganlıları anlayamazsınız. 

Dünün faturasını bugün ödüyorsunuz. Arz-ı Mevud’u, Sycos-Picot’u anlamadan, Haleb-i Şam’ı bilmeden, El Bab’ı bilmeden, Süleyman Şah Türbesi bize neyi anlatır bilmeden, Kut’ul Ammareyi bilmeden, ABD’nin, Rusya’nın, Fransa’nın, İngiltere’nin binlerce km uzaktan oraya niçin geldiklerini, anlamadan Suriye’den göçü, PYD’yi, PKK’yı anlayamazsınız.

Bugün D8’in 25. yılı kimin umurunda, Siyasilerin söyleyecekleri bir şey var mı, Akademinin, Media’nın, STK’ların söyleyecekleri bir söz var mı?

Biz daha Apo’nun kim olduğunu bilmiyoruz. Bilmek de istemiyoruz, çünkü gerçek işimize yaramıyor, gerçeklerle yüzleşmekten korkuyoruz. 

Liderimiz, örgütümüz, şeyhimiz, bir şeylere mutlak bağlılığımız, sadakatımız var. Oysa Allah kıskançtır, mutlak bağlılığımız sadece ve sadece Allah’a, Resulüne ve kitabadır. Hatta, yalnız Allah’a, Resul ve kitap onun mesajını bize getiren ve örnekleyen bağ olduğu için değerlidir. 

Ama Şeytan bizi Allah’la kandırıyor ve Allah ve Resulünü, liderimiz, örgütümüz şeyhimizle ilişkilendiriyor zaman zaman. Bu yanlışa düşmeyelim diye Allah kitabında, “Din büyüklerinizi İlah ve Rab edinmeyin” diye uyarıyor. Hristiyanlar peygamberlerini “Rab” ilan etmediler mi? Firavun İlahlık taslamamış mı idi!

Tarih bilmeden bugünü, bugünü bilmeden geleceği doğru okumak her zaman mümkün olmayabilir. Onun için “bizden öncekiler”in başına gelenleri iyi bilmemiz, anlamamız gerekiyor. Hal’den haberiniz yoksa istikbaliniz istiklal değil, istiskale dönüşür. Onun için ittihad, ittifak ve itilaf dairesinden dışarı çıkmamak gerek. Bunun da olmazsa olmaz şartları vardır ve bugün biz, kişi, topluluk, halk, siyaset olarak genel anlamda ve çoğunlukla bu dairenin dışında dolaşıyoruz. Unutmayın bu yaptığımız cahilliktir ve zulümdür. Allah da cahil ve zalim kişi ve topluluklara yardım etmez, şükretmeyi bilmeyen, başkalarına ikram etmeyenlerin işlerini sarp dağlara sardırır, üstlerine pislik yağdırır. İhtirasla istedikleri şeyleri, “dua ile istenen bela”ya dönüştürür. 

Allah’a ve ahiret gününe, kadere, rızga ve ecele iman edenler, Allah’ın ikramına, bereket ve ihsanına inananlar işlerini her konuda rızaya göre yaparlar ve Allah’a tevekkül ederler. Çünkü bize hayır gibi gelen şeyde Allah şer, şer gibi gelen şeyde Allah hayır murat etmiş olabilir.

Haydi siyasiler, kendi hakkınızdaki hükmü verin. Ve unutmayın sizin kendiniz hakkınızdaki hükmün üzerinde hüküm sahibi olan Allah’ın bir hükmü vardır. Her şey Allah’ın iradesi içindedir, ben O’nun rızasını seçtim. Siz de SEÇİM’inizi yapın.! 

Ya Rab bize Hakkı Hak, batılı batıl göster, Hak’da toplanmamızı nasib et. Bizi nimet verdiklerinin yoluna ilet, gazaba uğrayanların değil. Bize eşyanın hakikatini göster, bizi rıza’nın tecellisinin vesilesi kıl ve bizi bu sorumluluğumuzu yerine getirmek için idrak, güç ve cesaret ver, bizi zalimler topluluğuna muhtaç etme ve onların eline düşürme, koru! Şüphesiz ki, senin her şeye gücün yeter! (Amin) 

Selâm ve dua ile.