Abdurrahman Dilipak: Köpek deyip geçmeyin

Abdurrahman Dilipak: Köpek deyip geçmeyin

Argoda “bana kurnazlık, hilekârlık, düzenbazlık, şerefsizlik yapma, benim arkamdan iş çevirme yani sinsi bir şekilde/gizlice bana kötülük/zarar verecek şeyler yapma” demek “bana bir çakal gibi davranma” demek.

Sosyal medya da hemen her gün birkaç köpek haberi görüyor insanlar. Türkiye'de 4 milyon kedi ve 2 milyon köpeğe evcil hayvan olarak bakıldığı tahmin ediliyor. Türkiye'nin yüzde 19'unun kedi, yüzde 6'sının köpek sahibi olduğuna dair araştırmalar var olduğu yönünde bilgiler söz konusu. Sokak köpeği veya başıboş köpek; köylerde, şehirlerde yaşayan serbest köpeklerdir. Yabani köpek türleri, şehirlerin ve yerel insan nüfusunun olduğu her yerde yaşar. Sokaklarda büyüyen yavru köpekler; sahiplerinden ayrılmış, sahipleri tarafından terk edilmiş veya hiç sahip olunmamış vahşi hayvanlar olabilir. Sokak köpeklerinin bulunduğu yerlerde köpek ısırığı, köpek saldırıları, köpek sebepli kazalar meydana gelmektedir. Bazı ülkelerde kuduz büyük bir sorundur. Ülkedeki sokak hayvanı sayısının 10 milyondan fazla olduğu tahmin edilmektedir. Bunların da yarısı köpek. Bir köpek ortalama 6 ila 8 adet yavru köpek doğurabilir ancak bu sayının 15 hatta 20'ye kadar çıktığı kaydedilmiştir. Bir dişi köpek yılda üç veya dört kez döngü yapabilir. Ancak çoğunun yılda yaklaşık altı ay arayla yalnızca iki döngüsü vardır. Ancak, aynı yıl içinde bir dişinin iki kez üremesi birçok yetiştirici tarafından hoş karşılanmaz.

Haziran ayı sonu itibariyle küçükbaş hayvanlar arasında yer alan koyun sayısı bir önceki yılın Aralık ayına göre %14,6 artarak 42 milyon 713 bin baş, keçi sayısı ise %10,2 artarak 12 milyon 351 bin baş olarak gerçekleşti. Bu konu ile ilgili bir sonraki haber bülteninin yayımlanma tarihi Şubat 2021'dir. Koyunlar yılda iki kez, genellikle her doğumda da 1 ile 3 yavru doğurur. Normalde yılda bir, ve bir iki yavrudur. En fazla 10 ile 20 yıl arasında yaşarlar. 10 yılda 1 koyun kaç yavru doğurur 143 yavru doğar. Köpek deyip geçmeyin. “Sadakat” timsalidir. Yani kim yalını verir, sırtını okşarsa ona hizmet eder. (!?) Sadakati efendisinedir!? Kedi-Köpek arasındaki kovalamacayı İngilizler şiddetli yağmuru tanımlamak için kullanır. Bu ikisi arasında bir kavga vardır. Köpek kovalar, kedi kaçar!. Kedi, nankörlükle suçlanır. Kuyruğuna basarsan cırmalar. Ama öte yandan bizim Ebu Hureyre’miz vardır, kedi babası. Mesela “Kıtmir” muhtemelen sahipsiz bir köpektir. Mü'minler topluluğunun yoldaşıdır. Bozkurt derseniz bir mitoloji kahramanına dönüşür. Sizi Ergenekon’a götürür. Bakarsınız Roma’da Romüs-Romülüs olur.

Aslında Kurt, Çakal ve Tilki de köpekgillerdendir. Kurt daha soylu bir kimlik taşır. “Yalnız kurt” tek başına yiğitçe döğüşen, esaret kabul etmeyen cesaretin simgesidir. Tilki “kurnaz”dır, çakal “çakallık” yapar. “Kurnaz” argoda “hilekârlık, düzenbazlık” anlamında kullanılır.

Argoda “bana kurnazlık, hilekârlık, düzenbazlık, şerefsizlik yapma, benim arkamdan iş çevirme yani sinsi bir şekilde/gizlice bana kötülük/zarar verecek şeyler yapma” demek “bana bir çakal gibi davranma” demek. Burada Çakalların sinsi, kurnaz hayvan olduklarına bir gönderme vardır.. Köpek sözcüğü modern Türkçeye 15. yüzyılda, muhtemelen Kıpçak Türkçesinden geçmiştir. Köpek sözcüğü Kıpçakçada kabarmak, irileşmek anlamlarına gelen "köp-" fiilinden gelir. Sondaki "-ek" eki ise küçültme anlamı katar.

“Köpek” Türkçe birkelimedir. “Köpek” sözcüğü 14. yy.dan önce “iri bir tür köpek cinsi” anlamında kullanıma girmiştir. Orhun ve Uygur yazıtları ile Kaşgarlı'da kalın sesli ile “ıt” biçimi görülür. Türkçede “it kopuk”, “it üzümü”, “itburnu”, “itleşmek”, “it dalaşı” gibi deyimler, yer isimleri de var.

Batılılar "Gazeteci, halkın bekçi köpeğidir" der. 'Gazeteci, iktidarın değil demokrasinin bekçi köpeğidir'. Köpeklik hiçbir şekilde bana göre değil, isteyen buyursun alsın. Benim, Hakk'ın ve Halkın, gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, haykıran sesi olarak hayatım nihayet bulacak inşAllah. Allah’ın kullarının Hak ve Hukuk’unun korunması için ve bu yolla, Hakk’ın rızasının tecellisinin vesilesi olmaktır niyetim!

Doğu Perinçek buyurmuş ki: “Hukuk siyasetin köpeğidir”!?. Bir hanım gazeteci de, ''birtakım gazetecilerin, bir takım istihbarat örgütlerinin köpeği'' olduğunu söylüyordu. Media mahallesi köpeklerle dolu olduğuna göre, “taşların bağlanıp, köpeklerin sokağa salındığı bu mahallede” elinde sopa olmadan sokağa çıkmamak gerek demek ki!

Köpek deyip geçmeyin Avcı köpeği, Çoban köpeği, süs köpeği, Kurt köpeği, Bekçi köpeği.. Yüzlerce köpek çeşidi var. Ben sadece bir kaçını yazayım: Av köpeği, tazı, işçi köpek, Çoban/Kurt köpeği, süs, sokak, evcil, izci, narkotik vd.

Bizim sözlüğümüzde “İnkılap” diye bir kelime var. “İngılab”, değiştirmek, dönüştürmek demek. Öbürü ise “köpekleşme” “Kelpleşme” anlamına gelir. Hatta meşhur bir söz vardır. Tam olarak açıklamak gerekirse Tahir Efendi bir gün bir olaydan ötürü Nef'i'ye kelp (köpek) der. Bunu işiten Nef'i ise söz konusu dörtlüğü kaleme alarak hem köpeğin tahir (temiz) bir hayvan olduğunu, bu yüzden bu “kelp” sözünü bir iltifat olarak kabul ettiğini, hem de ufak bir kelime oyunuyla kendisine göre de Tahir'in köpek olduğunu söylemiş olur. “Tahir efendi bana kelp demiş / İltifatı bu sözde zahirdir / Maliki mezhebidir mezhebim zira / İtikadımca kelp Tahir’dir.”

Sonuçta köpek bir hayvandır. İnsan ekmel-i mahlukat, eşref-i mahlukat olabildiği gibi, “Belhum adal / hayvandan da aşağı” bir mahluka dönüşebilir.  O babda bazı insanların hal ve hareketleri bazı köpekgillerden türlere benzetilebilmektedir.

Bu konuda şöyle bir handikap da var. Köpek bakımı, beslenmesi, barınması, ilgi ister ve maliyetli bir konudur. Tımar gerekir ayrıca sağlığı da önemli. Çünkü başta Kuduz ve Tenya gibi bir takım mikrop ve parazitler bu hayvanlardan insanlara geçebilir, onun için  dikkatli olmak gerekir. Özellikle sokak köpeklerinin bakımı da öyle. Sokak köpekleri sağlıklı bir ortamda beslenirse, daha uzun ömürlü olabildikleri gibi, daha çok üreyebilirler ve yavruların kaybedilmesi de düşer. O zaman bu nüfus artışı ile baş etmek mümkün olmayacağından bu hayvanlar kısırlaştırılmaktadır. Aslında kısırlaştırmanın ne kadar doğru bir şey olduğu ayrı bir konu. Birileri bir yandan insan nüfusunu azaltmaya çalışırken, öte yandan köpek nüfusunu patlatacak işler tezgâhlanıyor. Bu nasıl bir mantık! Hele yaşlı bir hayvanın bakımı yaşlı adam gibi. Hayvana, insana karşı pozitif ayırımcılık uygulayan bu aklı nereye oturtacağız. Ha! Tabi NeuraLink ile artık, insan, hayvan, bilgisayar tek bir network üzerinden nesnelerin internetinde artık sadece nesne olunca, insan ile hayvan ya da otonom bir robot arasında ne fark kalıyor ki!

Selam ve dua ile.