Ahmet Davutoğlu’ndan Süleyman Soylu’ya: İçişleri Bakanı olmaktan hicap etmiyor musunuz?

Ahmet Davutoğlu’ndan Süleyman Soylu’ya: İçişleri Bakanı olmaktan hicap etmiyor musunuz?

Davutoğlu, İçişleri Bakanı Soylu ve Adalet Bakanı Gül'e seslenerek, "Savcıların tehdit edildiği bir ülkede Adalet Bakanı olmaktan hicap etmiyor musunuz? Sokaklarda terör estirilen bir ülkede siz İçişleri Bakanı olmaktan hicap etmiyor musunuz?" diye sordu.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, haftalık basın toplantısında gündemi değerlendirdi. Ülkedeki ekonomik sıkıntılara değinen Davutoğlu, "Ekonomi alanında, ülkemizde dünyanın 17 katı faiz uygulaması sürerken Cumhurbaşkanı sanki bu süreçte hiçbir yetkisi ve sorumluluğu yokmuş gibi yüksek faize karşı olduğunu ifade etmeye devam ederek siyasette az görülen bir pişkinlik sergilemeyi sürdürmüştür" ifadelerini kullandı.

Davutoğlu'nun açıklamaları şöyle:

"Genel başkan yardımcımız ve gazetecilere başkentin göbeğinde organize ve senkronize gerçekleştirilen saldırıların fail ve azmettiricileri ortaya çıkarılamadığı gibi iktidar ve koalisyon ortakları bu siyasi terör saldırılarını açık bir şekilde kınamamışlardır. Kamu düzeni alanında, bu düzenin asli iki sorumlusu olan Adalet ve İçişleri Bakanları kamuoyu önünde söz dalaşı yaparken Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile bütün güçleri elinde toplayan Cumhurbaşkanı bu yönetim anarşisini sıradan bir olaymış gibi izlemiştir.

"YARGITAY ATAMA İSTASYONU HALİNE DÖNÜŞMÜŞTÜR"

Yerleşik kural ve gelenekler bypass edilerek Yargıtay üyeliğine atanan Cumhuriyet Başsavcısı bu kurumda herhangi bir hizmette bulunmadan Anayasa Mahkemesine de atanmış ve yargı sisteminin ana kurumu olan Yargıtay bir atama istasyonu haline dönüştürülmüştür. Ekonomi alanında, ülkemizde dünyanın 17 katı faiz uygulaması sürerken Cumhurbaşkanı sanki bu süreçte hiçbir yetkisi ve sorumluluğu yokmuş gibi yüksek faize karşı olduğunu ifade etmeye devam ederek siyasette az görülen bir pişkinlik sergilemeyi sürdürmüştür.

"CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİNE GEÇTİĞİMİZDEN BERİ EKONOMİ KÜÇÜLÜYOR"

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçtiğimizden beri siyasetin alanı daralmakta, ekonomimiz küçülmekte, demokrasimiz irtifa kaybetmekte ve hukuk devleti işlevsizleşmektedir. Bu krizden tek çıkış yolu daha fazla demokrasi iken koalisyon iktidarı açık bir şekilde ülkemizin her geçen gün demokrasiden uzaklaşmasına sebep olmaktadır.

"İKTİDAR SİYASİ SABOTAJLARDAN MEDET UMMAKTADIR"

İktidar koalisyonunun küçük ortağı açık bir şekilde siyaseti sokağa indirmekte ve siyasal sabotajlardan medet ummaktadır. Devlet Bahçeli, sıklıkla asgari nezaket ve sorumluluk anlayışından uzak bir tutum içerisinde siyasi ve toplumsal barışı tehdit etmektedir. Bu gücünü açık bir şekilde, milletin vermediği bir iradeyi AK Parti’den almış olmasından kaynaklanmaktadır. AK Parti bu duruma dur demediği sürece de Bahçeli bu üslubunu ve tarzını sürdürecektir.

"DAVUL AK PARTİ'NİN OMZUNDA TOKMAK BAHÇELİ'NİN ELİNDE"

Davul AK Parti’nin omzunda, tokmak Bahçeli’nin elindedir. Ve istediği gibi çalmaktadır. Erdoğan ise AK Partililere hiç itiraz etmeden dinlemelerini tavsiye etmektedir. Bahçeli AK Parti’nin Genel Başkan Vekiline açıkça hakaret ve tehdit eder; Ne o genel başkan vekili kendi siyasi onuruna sahip çıkabilir ne de bir tek AK Partili "Bahçeli’ye sen kime hakaret ediyorsun?" diyebilir. Nasıl olsa Bahçeli’ye bir şey diyemiyoruz, sağa sola cevap yetiştirip gürültüyle bu durumu kapatalım diyorsunuz. Aferin size, devam edin. Bahçeli de bu durumu izleyip her gün hukuk devleti ve demokrasi karşıtlığında çıtayı biraz daha yukarı çıkarsın.

"SALDIRILARIN ASIL HEDEFİ DEMOKRASİMİZDİR"

Siyasetçi, akademisyen, kanaat önderi ve gazetecileri isim vererek hedef gösterilmekte, hedef gösterilen kişiler kısa süre içerisinde saldırıya uğramaktadır. Son saldırıların hedefi Gelecek Partisi olsa da asıl hedefi ülkemiz, demokrasimiz ve ekonomimizdir. Bütün bu cürümler 1970’lerde de, 1980’lerde de, 1990’larda da sokakta başladı. Siyasilere, gazetecilere, entelektüellere, akademisyenlere sokak saldırılarıyla, suikastlarla başladı. Bahçeli açıkça hedef göstermeyi, şiddete teşvik etmeyi bilinçsizce yapıyor olamaz.

"GLADYO OYUNCAĞI OLACAK GENÇLER YOK ARTIK"

Buradan yetmişli, seksenli ve doksanlı yıllarda olduğu gibi ülkemizde önce kaos sonra da kalıcı bir otoriter rejim kurma heveslisi herkese ve onlara destek veren arkasındaki güçlere de sesleniyoruz. Geçmişte olduğu gibi Gladyo oyuncağı olacak gençler yok artık. Bu ülke sizin başka başkentler adına nöbet tutacağınız bir ülke değil. Kirli tezgahlarınızın tamamını bu millet bozacak. Çünkü bu vatanın ev sahibi bu aziz millettir; siz değilsiniz. Bu ülkenin tapusu bu millete ve onların atalarına aittir.

"HADDİNİZİ BİLECEKSİNİZ"

Bu ülkede hiçbir dar grubun, mafyatik siyasetin, çete aklının ve vesayet heveslilerinin millete ev sahipliği taslamalarına müsaade etmeyeceğiz. Haddinizi bileceksiniz! Bu durumdan en fazla, 1970’leri, 80’leri ve 90’ları çok iyi hatırlayan MHP’li kardeşlerimizin olduğunu biliyoruz. Önce onlar çocuklarının tekrar bu Gladyo taşeronlarının elinde harcanmasına asla müsaade etmeyeceklerdir.

"İÇİŞLERİ BAKANI OLMAKTAN HİCAP DUYMUYOR MUSUNUZ"?

Geçen hafta şöyle seslenmiştim: Açıkça savcıların tehdit edildiği bir ülkede siz Adalet Bakanı olmaktan hicap etmiyor musunuz? Açıkça sokaklarda terör estirilen bir ülkede siz İçişleri Bakanı olmaktan hicap etmiyor musunuz? Siz Twitter’dan birbirinize laf sokasınız diye mi atandınız makamlara! İçişleri Bakanı bir gün tweet atar açıkça kendisine imtiyaz ister, diğer gün bir tweet atar kendisini polis, savcı ve yetmez hakim yerine koyup ahkam keser. Beyler, kendinize gelin kendinize! Siz Twitter'da trollük yapmaya başlarsanız, ülkede adaleti sokak çeteleri ve mafya sağlamaya, kamu düzenini kendisini devletin sahibi zanneden bir siyasi parti lideri sağlamaya kalkar.

"MARKET ZAMLARININ DARBE OLDUĞU BİLE YAZILDI"

Bu iktidar ve trol medyasının gündemi değiştirmek için yapmayacağı şey yok. Düzenli bir şekilde ayda bir darbe kampanyası yapmaları gerekiyor. Hatta geçenlerde bir iktidar bülteni gazetede marketlerin yaptıkları zamları darbe girişimi olduğu bile yazıldı. Bütün bu zırvalar yetmezse gündemi değiştirmek için devreye bu sefer Bahçeli giriyor. Zam yağmurunu, bir litre sütün 8-9 lira olmasını, faturaları, eğitim alamayan, interneti ve bilgisayarı olmayan çocukları unutturmak için Bahçeli devreye giriyor.

"CAHİL EKONOMİ YÖNETİMİ ERDOĞAN AFFIYLA KAÇTI GİTTİ"

Dünyada enflasyon ve faizler sıfıra düşmüşken Türkiye’de enflasyon %14’ü, kredi faizleri %20'yi geçti. Pandeminin başında hibe verilmesi gerekenlere kredi veren, ihtiyacı olmayanı bile kredi almaya teşvik eden cahil ekonomi yönetimi Erdoğan affı ile kaçıp gitti. Yerine gelenler 3 yıldır oluşan “itibar açığı”‘nı kapatmanın yolunu faizleri yükseltmekte buldular. Görev dağılımı şöyle: Erdoğan ha bire faize ne kadar karşı olduğunu söyleyip duruyor. Merkez Bankası ha bire toplanıp faizleri artırıyor sonra Erdoğan’a sorunca 'bunlar beni dinlemiyor' diyor. MB Başkanı Naci Ağbal’a sorunca da kargaların güleceği 'Merkez Bankası bağımsızdır' şakasını yapıyor."

Politika