Akif Beki: İmamoğlu nereye koşuyor?

Akif Beki: İmamoğlu nereye koşuyor?

''Aleyhindeki kışkırtıcı karalama ve dolduruşlar işe yaramadı''

Bayramda Trabzon’dan kalktı, İyidere’den girip Fındıklı’dan çıkarak bir günde ilçe ilçe Rize’nin içinden geçti.

Hız kesmeden Artvin’e bağlı Hopa, Arhavi üstünden sınır ilçesi Kemalpaşa’ya kadar gitti.

Her durakta da canlı bir ilgi, alaka gördü. Kalabalıklara seslendi.

Duyuru afişleri sökülmüştü, ‘geleceği varsa göreceği de var, bizden olmayanı buralarda dolaştırmazlar’ gözdağları bile verilmişti.

Havada provokasyon kokusu vardı.

Ama olağan bir iki tepki dışında gerginlik, tatsızlık yaşanmadı. Yuhalama dahi...

Aleyhindeki kışkırtıcı karalama ve dolduruşlar işe yaramadı.

İktidar cenahının düşünmesi gereken bir numaralı soru şu: Karşı kampanya, neden inandırıcı ve etkili olamadı?

AK Parti, 2017’de kendi büyükşehir belediye başkanlarını, FETÖ bağlantısı ve yolsuzluk zannı altında bırakan imalarla istifaya zorlamıştı. Bu suçlamalardan dava açılıp yargılatılansa olmamıştı.

Muhalefete karşı kullanılan yolsuzluk ve terör suçlamaları etkili olamıyorsa, aynı sopanın iç tasfiyelerde de fütursuzca kullanılmş olmasının payı yok mu?

En ciddi suçlamalar siyasete alet edilerek yıpratılıp sulandırılınca, bir inandırıcılıkları kalmadı.

Neticede İmamoğlu, ‘girilmez kale’ demeden afişlerinin sokulmadığı yerlere girdi, heyacan uyandırmayı da başardı.

Kendisi reddetse de İmamoğlu’nun adaylık kervanı yola çıktı diye yorumlandı.

Neyin rüzgarıydı bu?

Günün sonunda Kemalpaşa’dan Trabzon’a dönerken otobüste konuştuk.

Altılı Masa’ya ağırlığını mı koymak istiyor, arkasına halk desteği alarak baskı mı yapıyordu?

“Bu yalnız siyasetin işi değil, milletin işi” söylemini tekrarlayarak cevap verdi.

CHP’li olduğunu, tabiatıyla Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun adaylığının kendi beklentisi de olduğunu yineledi.

Her defasında söylediği gibi “Altılı Masa’nın en önde koşacak neferiyim” dedi.

İsimler yerine sürecin doğru tanımlanmasının önemini vurgulamaya devam etti.

Fakat “şimdi böyle bir ortamda bunu altı siyasi parti çözsün, biz de seyredelim. böyle bir şey yok” tarzı mesajlar da sıkıştırdı cümle aralarına.

Artık kim, ne anlarsa!...

Belirlenecek adayda seçim kazandırma vasfı aramakla kalmıyor. Sonrasında başarılı olmasının da izlenecek sürece bağlı olduğunu söylüyor.

“Süreçler iyi oturtulmadığı zaman, sonrası sıkıntılı bir dönem olabilir” diye uyarıyor.

“O bağlamda, sürecin olgunlaşmasında toplumun dinamiklerinin de devrede olması gerektiğini” savunuyor.

Karadeniz çıkarmasını, Kılıçdaroğlu’na 3 kez detaylarıyla anlattığını, partisine rağmen ve başına buyruk hareket etmediğini de ekliyor.

ALTILI MASA’NIN ŞARTLARINA NE DİYOR?

Şunu sordum...

Altılı Masa, adayın kim olacağından önce nasıl bir model ve iktidar paylaşımıyla ülkeyi yöneteceğine bakıyor.

Fiilen parlamenter sistem yetkileriyle yönetecek birini istediklerinde de anlaştıkları izlenimi alıyorum.

Bu profile kendisi uyuyor mu, bu şartlarda adaylık teklif edilirse ne der?

Kendisinin böyle bir bilgi almadığını, Kılıçdaroğlu’ndan duymadığı gibi yazılı mutabakatta da yer almadığını belirterek yanıtladı.

Ayrıca şu aşamada teklif beklentisi içinde de olmadığını, elbette onur ve sorumluluk duyacağını ama bir yorum yapmasının yakışık almayacağını söyledi.

“Altılı Masa var. Çok güçlü masa. Orası senaryosuz değildir elbette” demeyi de ihmal etmedi.

‘KAZANIRLARSA GÖREVDEN ALACAKLAR’ ENDİŞESİ

Adaylığı halinde İBB Başkanlığının, meclis çoğunluğu sebebiyle AK Parti’ye geçeceği sorulduğunda ise cevabı ilginçti.

Cumhurbaşkanlığını muhalefet kaybederse zaten görevden alınıp yerine kayyum atanacağını söylemeye getirdi.

Şöyle:

“Sayın Cumhurbaşkanı aynı hafta içinde iki konuşma yaptı. Söylediği söz aynen şu; 2023 genel seçimlerinden hemen sonra İstanbul’un gerçek sahibi AK Partili olacak. 2024 demiyor. Bunu niye demiş olabilir? Cevap bulun. Ondan sonra ben öbürüne cevap vereyim.”

İmamoğlu, geçmiş iş hayatının bile didik didik edilmesini, yapılan hazırlığa örnek gösterdi.

Bu sırada, Beylikdüzü’ndeki şantiyelerine yoğunlaşan bir müfettişi de şu iddiayla “ifşa” etti:

“Kendisini deşifre ediyorum. Hatta ihbarda bulunuyorum. Belediyeye gelen İçişleri müfettişi, nezaketen belediye başkanını ziyaret eder. Biri hariç gelenlerden hepsi ziyaret etti. O şahıs hariç. Ne hikmetse o şahıs, bu tür agresif konularda daha şey...İsmi Arif Yıldırım. Mersin’den AK Parti adayı kendisi. Şimdi de müfettiş. Benimle yüzleşemediği, korktuğu için gelemiyor. Dolayısıyla ben onun mesleğindeki atacağı adımlara kaygıyla ve kuşkuyla bakıyorum.”

Kendisiyle özel uğraşıldığına dair şuna da dikkat çekti:

“Benim buraya geleceğim, 2 buçuk aydır belliydi, biliniyordu. Bu dediğiniz (terörle ilişkilendirme ve yolsuzluk karalamaları), ben buraya geleceğim için köpürtülmeye başladı. Çocukça işler yapıyorlar. Yani şu son iki haftalık sataşmalar, nirvanaya bundan çıktı. Hani her gün olmaz ya, her gün hakaretler...”

Önceki ve Sonraki Haberler
Politika