AKParti MKYK üyesi Abdurrahman Kurt: Derin Avrupa, PKK ve HDP'yi kuşatmış durumda; çözüm sürecinde biz gördük ki HDP ve PKK’nın tek başına barış yapabilme iradesi yok

AKParti MKYK üyesi Abdurrahman Kurt: Derin Avrupa, PKK ve HDP'yi kuşatmış durumda; çözüm sürecinde biz gördük ki HDP ve PKK’nın tek başına barış yapabilme iradesi yok

"Birinci aşamadan itibaren örgüt ve ona egemen olan uluslararası güçler çekilmeyi yerine getirtmediler"

AKP MKYK üyesi Abdurrahman Kurt, “Derin Avrupa, PKK ve HDP’yi kuşatmış durumda. Çözüm süreçlerinden çıkardığımız sonuçlardan biri olarak biz gördük ki HDP ve PKK’nin tek başına barış yapabilme iradesi yoktur. Onları yöneten, onların tabii olduğu egemen uluslararası güçler var” dedi.   AKP MKYK üyesi Abdurrahman Kurt, Kurt, Çözüm Süreci ve Öcalan-Demirtaş tartışmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Abdullah Öcalan’a ilişkin sözleri tartışma konusu olmuştu.   Independent Türkçe'nin Rudaw’dan aktardığına göre Demirtaş-Öcalan ikilemi üzerinden tartışmanın tanımlayıcı olmadığını belirten Kurt, Çözüm Süreci’ne ilişkin soruya şu şekilde yanıt verdi:

"Avrupa-NATO-Gladyo ve Türkiye ikilemi üzerinden bakmak gerekiyor"

"Bu mesele ta 2013’ten beri konuşulan bir mesele. Çözüm Süreci başlarken Öcalan’ın kendi ifadesi ve ‘Ben bu silahları durdurabilirim’ talebiyle başladı. Çözüm Süreci de 3 ayak üzerine kuruldu. Bunlardan ilki çekilmeydi, ikincisi buna bağlı olarak demokratikleşmeydi yani yasal zeminin hazırlanmasıydı. Üçüncüsü de normalleşme dediğimiz dağda cinayete, suça, teröre bulaşmamış büyük çoğunluğu sosal hayata kazandırmasıyla ilgili sosyal projelerdi ve bunların tamamı hazırlanmıştı. Ancak birinci aşamadan itibaren örgüt ve ona egemen olan uluslararası güçler çekilme dahil bunu yerine getirtmediler.
Öcalan’la ilk çelişki aslında oradan başladı. Bu süreçte Demirtaş-Öcalan ikilemi üzerinden tartışmak çok tanımlayıcı değil. Avrupa-NATO-Gladyo ve Türkiye ikilemi üzerinden bakmak gerekiyor.

NATO-Gladyo olayının Çözüm Süreci’ni sekteye uğrattığını artık daha önce anlattık, lakin geçtiğimiz günlerde bizzat Duran Kalkan itiraf etti. Kendi demecinde ‘Erdoğan barışı yapmak istediğinde Avrupa’nın destek olacağını zannediyordu, lakin barış süreci ilerledikçe bunun yerine getirilmediğini, Avrupa’nın köstek olduğunu gördüğünü, biz de ne zaman barışa meyletsek Avrupa’nın bizi savaşa sürüklediğini gördük şeklinde kendi itirafı oldu."

"Demirtaş-Öcalan ikilemi değil, NATO-Avrupa-Gladyo’nun Kürt-Türk barışı yaptırmaması meselesi var"

"Dolayısıyla meselenin özünde bir Demirtaş-Öcalan ikilemi değil, bir NATO-Avrupa-Gladyo ikileminin Türkiye’ye olan çelişkisinde Türkiye’deki barışı Kürt-Türk barışı yaptırmaması meselesi vardır. İşte Öcalan’ın İmralı’da olmasından kaynaklı olarak öncelikle Öcalan’ın iletişiminde yetersiz olunduğu için Avrupa diye tarif ettiğimiz derin Batı, onun yerine daha rahat iletişimde olabilecekleri kanallar açtılar. Bunlardan biri de HDP yönetimidir. Bu bizzat bizim söylediğimiz değil, en son Suriye’deki operasyon karşısında Avrupa’nın yaptıklarını bir çeşit şantaj olarak ifade etme gereği hisseden Duran Kalkan’ın da kendi ifadesidir."   9 Ocak 2013 tarihinde Fransa'nın başkenti Paris'te, PKK’lı Fidan Doğan, Leyla Söylemez ve Sakine Cansız’a yönelik saldırıyı hatırlatan Kurt, Avrupa’nın PKK’ya mesaj verdiğini ifade etti.   Kurt şöyle konuştu:

"Derin NATO ve Batı, 3 kadın militanı öldürttü"

"Olayın özünü anlamak için Türkiye’nin Öcalan ve Demirtaş arasında bir ikilem yaratma çabasını değil, merkezinde bugün Avrupa diye ifade ettiğimiz derin Batı’nın Çözüm Süreci ve Barış Süreci’ne karşı aldığı tavrı oturtmazsanız, bu yerel bir güç kavgası olarak görünür ki bu doğru değildir. Duran Kalkan’ın da ifade ettiği gibi ‘Avrupa bu barışı istememiştir’ ve bunu yıllar sonra itiraf etmiştir. Biz Çözüm Süreci’nde Akil Heyet’te demokratik süreçlerde yer alan bir nefer olarak yüzlerce olaya şahit oldum. Bunlardan bir tanesi de Fransa’da 3 PKK’li kadın militanın öldürülmesidir. O süreci hatırlayanlar şunu bilirler."

Kurt konuşmasını şöyle sürdürdü:

"PKK’nın Avrupa’da yaşayamayacağı mesajı verildi"

"Habur sonrasında Avrupa’dan dönüşler için zemin hazırlandığı bir dönemdir. Derin NATO ve Batı, bu süreci kendileri olmadan yürütülmesine müsaade etmemek adına 3 kadın militanı öldürterek, Türk MİT’indeki bir Gladyo ekibine öldürterek bu sürecin kendileri olmadan devam etmesi halinde PKK’nin Avrupa’da yaşayamayacağı mesajını onlara vermişlerdir. Nitekim o cinayeti işleyen kişi Fransa’da yakalanıp Fransa’da hesaba çekilmeden Fransız hükümeti tarafından beyninde tümör vardı, öldü denilerek yok edilmiştir. Bu olayı bu çerçevede görmediğiniz zaman basit bir Demirtaş-Öcalan ikilemi olarak görmek yanlış olur."

"Paris Katliamının arkasında Gladyo var, derin Batı var"

"Öcalan Batı’nın hegemonyasının etki alanı içinde olmadığı için dışlanmıştır, onun yerine yeni kurgular Suriye’de gelişen sürece ilişkin YPG’nin orada Batı’nın yerel askeri gücü olmasından tutun da Türkiye’deki hükümetin değiştirilmesine kadar verilen rollerle ilgili bir süreçtir yaşadığımız. Çok açık söylüyorum: Paris Katliamının arkasında Gladyo var, derin Batı var. Çözüm Süreci’nin çökmesinin arkasında da derin Batı var."   Kobani olaylarıyla ilgili konuşan Kurt, Öcalan’ın örgütüne hakim olmadığını belirtti:

"Öcalan’ın çok dirayetli bir liderlik sergilemediğini düşünüyorum"

"Öcalan’ın süreciyle ilgili olarak şunu ifade edebilirim. Öcalan bu Çözüm Süreci ile ilgili örgütüne talimatlar verdikten sonra örgütünün talimatlarına uymadığını, kendisine direndiğini gördükçe zaman zaman onlardan kopmamak için onlara eşlik etme durumunda kaldı ki bu Kobani olaylarında da böyledir. Kobani olaylarında da örgütün kendi gücünü aşırı abartılı bir şekilde Öcalan’a sunması, devrimci halk savaşlarını ona dayatması, onun da örgütten kopmamak adına bu süreçlere zaman zaman eşlik etmesiyle ilgili kendisiyle bu sürecin çökmesinin engellenmesinde gerekli rolü oynayamamıştır. Bu süreçlere ilişkin kendisine dayatılan politikalar da neticesinde bugün yaşadığımız haliyle başarısız olmuş.   Öcalan’ın mesajlarına ilişkin hiçbir yorumda bulunmuyorum. Öcalan’ın çok dirayetli bir liderlik sergilemediğini düşünüyorum. Örgütüne de hakim olmadığını düşünüyorum, çünkü örgütü onun adını çok fazla öne çıkarmakla beraber aslında onu dinleyen bir yapı ve seyir izlememiştir. Buna hepimiz şahit olduk."   Çözüm Süreci’nin bitirilmesi süreciyle ilgili olarak değerlendirmede bulunan Kurt, şöyle devam etti:   "Siz eğer Türkiye’de Çözüm Süreci’nin başından beri geldiği seyri takip etmiş olsaydınız Çözüm Süreci'ne ilişkin PKK ve HDP’nin hiçbir sözünü yerine getirmediğini, özellikle en başta Öcalan’ın çekilmede verdiği sözü yerine getirmediğini hatırlar ve bilirdiniz. Bugüne kadar bu süreçlere hiçbir şekilde olumlu yaklaşılmadığını, HDP ve DBP çizgisinin bu süreci sürekli eleştirerek bitirmek için fırsat kolladığını bu süreci izleyen herkes bilir. Dolayısıyla bu sürecin PKK ve HDP tarafından bölgede bir hegemonya kurma, Kürt sorununu terör ve şiddetle esareti altına alıp bir hegemonya peşinde koşmaya çevirdiğini, kamu düzenini ihlal ettiğini, çocukların genç yaşta dağlara çıkarılmasından tutun da pek çok şeye kadar kamu düzenini yerle bir eden bir sürece dönüştürdüğünü hepinizin görmüş olmanız gerekirdi."

"Öcalan’ın talimatı sümen altı edildi"

"Öcalan’ın mesajları zaten doğru bir şekilde yansıtılmıyor. Öcalan hukuksal anlamda bir suçludur. Bir suçlunun durumu neyse o da onu yaşıyor. Ona özel bir imtiyaz zaten mümkün değil. 4 Ocak 2013 tarihinde onun bizzat silahların bırakılmasına ilişkin talimatının nasıl sümen altı edildiğini bilmeniz gerekiyor. Bu süreçleri yakından takip edenler bunları bilir. Daha ötesine gidiyorum. Öcalan’ın bu süreç başlarken verdiği söz, örgüte çekilme emri vereceği ve örgütün çekileceğiydi. Haziran dediler, Eylül dediler, sonra örgüt dedi ki biz niye silah bırakıyoruz, asker silah bıraksın. Bunları bilmeden bu şekilde olayı anlamak zordur."   Öcalan’la görüşülüp görüşülmemesi konusunda ise Kurt, “Gerçekten haberdar değilim. MKYK üyesi olmak, bu anlamda devletin bütün özel bilgilerine sahip olmak anlamına gelmiyor. Biz bir istişare merkeziyiz, bir politika üretme mekanizmasıyız. Teknik olarak böyle bir bilgim ve sorumluluğum yok” şeklinde yanıtladı.   Öcalan-Demirtaş tartışmasında taraf tutmadıklarını aktaran Kurt, PKK ve HDP’nin tek başına barış yapma iradesinin olmadığını iddia ederek şöyle konuştu:

"Biz taraf değiliz, Öcalan ya da Demirtaş anlamında bir tarafımız yok"

"Öcalan’ın mesajlarının olumlu ya da olumsuz olduğunu da ifade etmiyorum. Biz taraf değiliz, Öcalan ya da Demirtaş anlamında bir tarafımız yok. Biz sadece örgütün kendi ortaya koyduğu portreyi ifade ediyoruz. Bizim için Öcalan ya da Demirtaş diye bir ikilem yok. ‘Biz Öcalan’ı ya da Demirtaş’ı tutuyoruz’ diye bir şey yok. Biz sadece örgütün kendi çizdiği resmi ortaya koyuyoruz."

"HDP ve PKK’nin tek başına barış yapabilme iradesi yok"

"Bugün Demirtaş olmaz, başka biri olur. Derin Avrupa, PKK ve HDP’yi kuşatmış durumda. Çözüm süreçlerinden çıkardığımız sonuçlardan biri olarak biz gördük ki HDP ve PKK’nin tek başına barış yapabilme iradesi yoktur. Onları yöneten, onların tabii olduğu egemen uluslararası güçler var. Bu projenin çerçevesine bakmadığınız zaman bireyler olarak bakmanız olayın anlaşılmasını zorlaştırır. Bu birey inisiyatifleri değildir. Bu Demirtaş inisiyatifi ya da Duran Kalkan inisiyatifi değildir. Bu bir uluslararası güçlerin içinde olduğu bileşenlerin ortaya koyduğu siyasettir. Bunu böyle okumanız gerekir."   Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Abdullah Öcalan’a ilişkin sözleri tartışma konusu olmuştu. dün katıldığı özel bir televizyon programında İmralı F Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan'ın Edirne F Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'n dışarıya gönderdiği mesajlardan rahatsız olduğunu savunmuş ve şu ifadeleri kullanmıştı:

"Öcalan'ın Demirtaş'ın oradan verdiği mesajlarından rahatsız olduğu ortada bir gerçek"

"Öcalan'ın bırakılması sözü yalan ibarettir. Onu aslında Abdullah Öcalan'a sormak lazım. Öcalan'ın Demirtaş'ın oradan verdiği mesajlarından rahatsız olduğu ortada bir gerçek."

Önceki ve Sonraki Haberler
Politika