AYM'den tepki çeken karar: Demirtaş'a 'katil' demek ihlal değil

AYM'den tepki çeken karar: Demirtaş'a 'katil' demek ihlal değil

Anayasa Mahkemesi Yeni Şafak'ın HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'a "katil" demesine yönelik başvuruyu "dayanaktan yoksun olduğu" gerekçesiyle reddetti. Avukatların İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliği’ne yaptığı itiraz da, reddedildi.

Anayasa Mahkemesi Yeni Şafak'ın HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'a "katil" demesine yönelik başvuruyu "dayanaktan yoksun olduğu" gerekçesiyle reddetti.

Yeni Şafak gazetesi 8 Eylül 2015 tarihinde HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın fotoğrafını, “Katil” kelimesiyle paylaşmıştı. Haberde Demirtaş şu ifadelerle hedef gösterilmişti: ‘Sokağa çıkın’ çağrısıyla Kobani olayları başladı ve 50 kişi hayatını kaybetti. Her açıklamasından sonra ölümler artıyor. Dağlıca saldırısından bir gün önce yaptığı ‘TSK yenilecek’ açıklaması ‘Haberi var mıydı’ yorumlarına yol açtı. HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, 5 Eylül’de Berlin’de, ‘Halk karşısında bütün ordular çaresizdir. İşte Tayyip Erdoğan’ın sarayının ordusu ve polisi de. Yenildiler, yine yenilecekler’ diye açıklama yaptı. 6 Eylül’de ise Dağlıca saldırısı oldu. Söz konusu haberlerin ardından 22 Kasım 2015 tarihinde Demirtaş’ın aracına yönelik silahlı saldırı gerçekleştirilmişti. Demirtaş da avukatları aracılığıyla 2015 yılında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na Yeni Şafak gazetesinde yer alan haber nedeniyle açık hedef haline getirildiği ve 6- 8 Ekim olaylarının sorumlusu olarak gösterilmek suretiyle hakkında ölüm emri verildiğini belirterek, haberin yayından kaldırılması ve isimlerini verdiği dört şüphelinin “hakaret, halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve nefret” suçlarından cezalandırılması talebiyle suç duyurusunda bulunmuştu.

BAŞVURUYA YETKİSİZLİK KARARI

Mezopatamya Ajansı’nda yer alan habere göre Demirtaş’ın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı başvuru, yetkisizlik kararıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ise yürüttüğü soruşturma sonunda 14 Aralık 2016 tarihinde haberin bir bütün olarak ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı ve suç teşkil etmediğine karar verdi. Savcılık suç oluşturmadığı kanaatiyle “kovuşturmaya yer olmadığı”na hükmetti. Avukatların İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliği’ne yaptığı itiraz da, ‘kovuşturmasızlık’ kararının gerekçesi dikkate alınarak, reddedildi. Bunun üzerine AYM’ye 2 Mart 2016 tarihinde yapılan başvuruda, HDP binalarına ve partilerine yönelik saldırılar olduğu vurgulanarak, yargılama sürecinde hukuksuzluk olduğu ve “yaşam hakkı ihlal” edildiği gerekçesiyle başvuruda bulunuldu. Adalet Bakanlığı ise görüşlerinde “Kişilerin başkalarının maruz kaldıklarını iddia etikleri saldırılarla ilgili bireysel başvuru yapamayacakları, etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasının özü dikkate alınarak yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğü kapsamında incelenmesi gerektiği, Anayasa Mahkemesinin daha önce sulh ceza hâkimliklerinin tarafsız ve bağımsız olmadığına yönelik şikâyetleri reddettiği, başvurucunun sulh ceza hâkimliklerinin bağımsızlığıyla ilgili olarak herhangi bir açıklama ve gerekçe sunmadığı”nı ileri sürdü.

'DAYANAKTAN YOKSUN'

AYM de “Bireysel başvuru formunda ve Bakanlık görüşüne karşı verilen dilekçede birtakım saldırılardan söz edilmiş ise de anılan saldırılar başvurucu tarafından soruşturma makamlarının dikkatine sunulmamıştır” tespitinde bulundu. AYM’nin kararında şu ifadelere yer verildi: "Başvurucunun şikâyetlerinin gazetedeki haberden hukuken sorumlu olduğu iddia edilen kişiler hakkında verilen kovuşturmasızlık kararıyla sınırlı olduğu ve kamu makamlarının başvurucunun yaşamına yönelik gerçek ve yakın bir tehlikenin önlenmesi için fiilî bir tedbir alınmamasına ilişkin olmadığı dikkate alındığında somut başvurudaki unsurların başvurucunun hayatına yönelik gerçek ve yakın bir tehlikenin varlığına ve kamu makamlarının anılan tehlikenin farkında olmalarına rağmen tehlikeyi önlemek için gerekli tedbirleri almadıklarına işaret ettiği söylenemez. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir."