Ali Babacan AKP'den neden ayrıldığını açıkladı

Ali Babacan AKP'den neden ayrıldığını açıkladı

DEVA Partisi lideri Ali Babacan, KARAR TV canlı yayınında Taha Akyol ve Elif Çakır’ın sorularına cevap verdi. Babacan, AKP'den ayrılmak için ilk istifasını 2009 senesinde verdiğini söyledi.

DEVA Partisi lideri Ali Babacan, KARAR TV canlı yayınında Taha Akyol ve Elif Çakır’ın sorularını yanıtladı. Babacan, AKP'den ayrılmak için ilk istifasını 2009 senesinde verdiğini belirtti.

Ali Babacan, " Kendi çalıştığım dönemde liyakatı olmayan hiç kimseyi bir yere getirmedim, hatta kopmalarımız bu nedenle de yaşandı. " ifadelerini kullandı.

Ali Babacan'ın açıklamalarını şöyle sürdürdü:

Ben ilk istifa mektubumu 2009 yılında verdim. Kurumların by-paas edilerek yeni bir iş tutma tarzının emarelerini gördüm. O işler ilgili sorumlu bir kurum var fakat tamamen 'gölge' bir ilişki yapısı ile aynı konuda farklı işler yapılabiliyordu örneğin. Kendi çalıştığım dönemde liyakatı olmayan hiç kimseyi bir yere getirmedim, hatta kopmalarımız bu nedenle de yaşandı. Kamu bankalarında empoze edilen hiçbir şeyi yapmadım. Hiçbir kamu kurumuma bir akrabamı getirmedim, o yüzden çok rahattım.

Billboard rezervasyonlarımız daha önce yapıldı fakat sözleşmelerimize rağmen bilbordlarımızı sökülmek istendi. Hatta arkadaşlarımız nöbet tuttular. Malatya dışında Diyarbakır'da da bu problemlerle karşılaştık. Fakat burada bir 'otosansür' olduğunu düşünüyorum. Doğrudan bir merkezden yönlendirme olduğunu sanmıyorum. İllere göre yaşadığımız sıkıntılar değişiyor. Vatandaşlarımız çekingen davranıyordu ama artık korku duvarları aştı. Kaybettiği şeyleri olmayan insanlar şikayetlerini anlatıyor. Sadece kaybettiği şeyler olanlar daha temkinli davranıyor.

ASKIDA EKMEK

Biliyorsunuz hükümetin küçük ortağı 'askıda ekmek' kampanyası başlattı. Fakat dün bir vatandaş sıkıntısını dile getirince Erdoğan 'Abartıyorsun diyerek 'keyif çayı iç' diyor. Hangisine inanacağız... Bu nasıl bir çelişki?

DOLARDAKİ ARTIŞ

Hükümet kurlara bakmıyor ama her şey dövizle, kurla ilgili. Kurun artması direk piyasayı etkiliyor ve vatandaşa hayat pahalılığı olarak geriyor. Rezervler azalıp kura müdahale imkanı kalmayınca Merkez Bankası faiz artırmak zorunda kaldı. Kuru artık döviz satarak kontrol edemeyecekleri ve rezervler tükendiği için bu sefer faiz artışları ile kuru kontrol etmeye çalışıyorlar. Ama tabii ki bu işin sonu kötü.

EKONOMİ NEDEN KÖTÜ YÖNETİLİYOR

İstişare anlayışı tamamen yok oldu. Kurallar yok sayıldı, kurumlar adeta tasfiye eldildi. Tamamen kuralsız bir yönetim anlayışı var. Anayasa'yı bile yok sayan bir yönetim ile karşı karşıyayız. Bunların hepsi kötü yönetimin emareleri.  

İKİ AYLIK BAKKAL ÇIRAĞI BU HATALARI YAPMAZ

Türkiye'de ciddi bir inşaat patlaması oldu. Döviz kaynakları inşaat sektörü için aktarıldı. Fakat inşaat çok az döviz getirisi sağlar. Çok basit bir mantık var bu işin. Döviz kaynakları yine döviz getirisi yatırımlara ayrılmalıydı. Bir bakkalın yanında çalışan insanlar bile bu hesabı yapabilirdi.

EN BÜYÜK KORKUM...

'Ekonomi koşulmasın' diye dış politika ve güvenlik konuları ön plana çıkarıldı. Ekonomik sorunlardan kaçmak için dışarıda macera aranmasına kesinlikle karşıyız. Dış politika ve güvenlik meselelerinde Türkiye'nin geri dönülemez yollara sokulması, askeri gücün caydırıcılığının zafiyete uğramasından çok korkuyorum. Bir kere o caydırıcılık gücünün üzeri çizilirse bedeli ağır olur. 'Memleket kötü gitsin' diye bir düşüncemiz yok. Keşke her şey hemen düzelse, kalbimiz ve duamız böyle. Ama bir yandan mantıklı düşündüğümüzde bu gidişe dur demek için harekete geçtik. Üniversite birinci sınıf öğrenci bile 'Biz ne yapacağız' diyor. Daha birinci sınıftaki öğrenci bunu düşünüyor.

BİRİ DOLARA BAKMIYOR, DİĞERİ GÜLÜP GEÇİYOR!

'Kur artıyor' deniyor ilgili Bakan 'Ben kura bakmıyorum' diyor. Önemli ihracat pazarlarımızdaki ülkeler kendi kararları ile Türk mallarına ambargo koyuyorlar. 'Gülüp geçiyoruz' diyorlar. Bu nasıl bir halktan kopukluktur? Bu nasıl piyasadan kopukluktur? Birçok değerli arkadaşımız artık istifa ediyor. Değerli bürokratlarımız 'Artık bu kötü yönetim anlayışına dayanamıyoruz' diyerek çekilmek istiyor. Çünkü vicdanları rahat etmiyor. Dış politikayı şahsileştirirseniz, 'Ben o masa oturmam', 'Ben o kişiyle tokalaşmam' diyerek yaklaşırsanız ilişkiler yürümez. Siz kendinizi değil; kocaman bir devleti temsil ediyorsunuz. Dar bakış açısı ile diplomatik ilişkilerimizi yürüttüğümüzü görüyoruz. Popülist söylemler, kısa vadede liderlere belki güç kazandırır fakat uzun vadede hiçbir anlam ifade etmez. Dış politika için geniş bir vizyona sahip olmak gerekiyor.

ÇIKARLAR VE İNSANİ DEĞER DENGESİ YOK... ÇİN'E NEDEN SES YOK

Çıkar ile değerleri çok iyi dengelemek lazım. Yaşanan ölümlere sessiz kalmayalım ama çıkar ve değerleri iyi değerlendirmeliyiz. Şu an Çin'le ilişkilerimizde değerler yerle bir. Hükümet, şu an Çin'e ses çıkartabiliyor mu? Biliyorsunuz iktidarın üçüncü ortağı var. O üçüncü ortak, ezilen Müslümanlar için 'Uygur kışkırması' ifadesini kullanıyor.

S-400 VE F-35 KRİZİ: KAYBET KAYBET...

ABD'deki seçimlerini çok iyi takip etmeliyiz ama taraflı bir şekilde değil. Şahsi bir yorum yapmak istemem. Kim seçilirse seçilsin, bizim ilişkilerimizi serinkanlı yürütmemiz gerekiyor. S-400 meselesi örneğin çok önemli. NATO üyemizi unutmadan S-400 meselesine bakmak lazım. Ki NATO 'Bizim sistemlerimize entregre değil' açıklaması yaptı. Fakat ABD yıllarca bize Patriot vermedi. Yine şahsi bir inatlaşma ile S-400'ler alındı. Milyar dolarlar kaybedildi. Kaybet kaybet yani...

KAMU İHALE YASASINDA DEĞİŞİKLİK

Kamu ihaleleri şu an açık yapılmıyor. Belirli 3-4 şirket var, bunlardan ihale için sadece teklif isteniyor. Artık öyle kamu ihaleleri için yarış falan yok ortada. Kamu ihale yasasından azade bir şekilde süreç işliyor. Dış güvenlik bahane edilerek milletimizi daha fakirleşmeye mahkum edecek bir söylem tutturabilirler.

ERDOĞAN'IN FRANSIZ MALLARINA BOYKOT ÇAĞRISI

48 saat sonra unutulur. Ne zaman içeride gündem sıkışsa böyle bir çıkış yapıyorlar. Küreselleşen dünyada bunlar çocukça şeyler.

ERKEN SEÇİM TARTIŞMASI

Erken seçim, dış güvenlik sorunlarına bakışımız ile şekillenecek. Dış güvenlik bahane edilerek milletimizi daha fakirleşmeye mahkum edecek bir söylem tutturabilirler. Dış güvenlik sorunları 'memleket meselesi' diyerek gündeme getirirlerse, erken seçim ötenebilir. Erdoğan daha önce de 'Erken seçim istemek; vatana ihanettir' dedi ama Bahçeli çıkıp erken seçim için tarih verdi. Fakat yine 2023'e kalmayacak seçimler.

DEVA'NIN OY ORANI NE?

Partimize ilgi beklediğimizden daha fazla oldu. Parti kurulmadan önce saha araştırması yapıp parti programımızı hazırladık. Fakat parti kurulduktan sonra herhangi bir ölçüm yaptırmadık. 'Güçlendirilmiş parlamenter' sistemden yanayız. Ki bu kavrama bizler de çeşitli katkılarda bulunmuş olabiliriz. Bu sistemde Meclis'in yeniden merkeze oturtulması hedefleniyor. Meclis'in yeniden yasama ve denetim yetkisine kavuşmasını istiyoruz. Diğer partilerle diyaloğumuz var ama işbirliği ayrı bir konu. İkili işbirliklerine sıcak bakıyoruz ama birkaç parti ile işbirliği için henüz erken. Yeni bir partiyiz ve kendi kimliğimizin öne çıkmasını isteriz. Seçimlerde ayrıca değerlendirilir. O gün gelince kararımızı veririz. Her siyasi parti ile görüşüyoruz hatta iktidar kanadı ile de görüşmek için teşebbüslerde bulunduk. Bayramlaşmak istedik fakat kabul etmediler.

DÜNYADA PARA BOL ÖNEMLİ OLAN GÜVEN

Önemli olan güven iklimi oluşturmak. Uluslararası yaptırımcılar, yatırım yapacak ülke arıyor. Eğer güvenli ortam oluştursa Türkiye'ye milyonlarca dolar akar. Türkiye'nin doğalgaz ya da enerji aramasına çok da gerek. Çünkü Türkiye'nin kaynakları yer üstünde. Yeraltı aramalarının da yapılması önemli ama önce insan kaynaklarımızı kullanmalıyız.

BAHÇELİ İLE 'ASKIDA EKMEK' POLEMİĞİ

Türkiye'ye fayda sağlayacak hiçbir iş yapmamışlar ama ağır ifadelerle konuşmak konusunda maharetliler. Tabii bunlar siyasette olan şeyler. Ama burada önemli olan mesele. Yani parti amblemlerini kullanarak 'askıda ekmek' uygulaması başlattılar. Bizim şahsi derdimiz yok sadece çelişkileri ortaya koyduk

Politika