Barış Pehlivan yazdı: Soylu strateji değiştirdi

Barış Pehlivan yazdı: Soylu strateji değiştirdi

''Anlatacağım, lakin daha iyi anlamak için filmi başa sarayım''

Kaç kez okudum, saymadım... Vallahi de billahi de tallahi de şu anlama geliyor: 

“Süleyman Soylu’nun suçlu olduğu yargı kararıyla kesinleşmedi. O yüzden Soylu suçlu ilan edilemez ve suçluymuş gibi gösterilemez. Soylu’nun durumu yargıya intikal ettiği için, onun yargılanma sürecini etkiler nitelikte yayın yapılamaz.”

İçişleri Bakanı Soylu’nun avukatı ve RTÜK’teki uzmanlar böyle diyor özetle. Şaşırdınız mı? Bilin ki büyük bir tartışmanın eşiğinden dönüldü. 

Anlatacağım, lakin daha iyi anlamak için filmi başa sarayım...  

Sedat Peker ilk ifşa videosunu ne zaman yayımladı: 2 Mayıs 2021.

Yani bir yıldan fazla süre geçti. O günden bugüne Peker’in videoları hakkında televizyon kanallarında yüzlerce yayın yapıldı. Suçlamaların odağındaki Süleyman Soylu’ya dair o yayınlarda bir ton söz söylendi. Gazeteciler videolardaki iddiaların üstüne gidip İçişleri Bakanı’na dair yeni birçok olguyu canlı yayında ortaya çıkardı. 

Peki, kedi tıkırtısı duysa “darbedir darbe” demeyi alışkanlık edinen RTÜK, neden bu bir yıldır hiç “Sedat Peker cezası” kesmedi televizyon kanallarına? 

Öyle ya, illaki şikâyet gerekmiyor. RTÜK kendiliğinden inceleme yapıp Peker yayınlarını adaletsizce cezalandırabilirdi. 

O halde soru ve yanıt şu: Acaba, Peker üzerinden Süleyman Soylu’nun gücünü kaybetmesine cevaz mı verildi? 

Peki, hakkındaki televizyon yayınları için bugüne kadar RTÜK’ün kapısını çalmayan İçişleri Bakanı Soylu, ne oldu da strateji değiştirdi? 

Evet, yazının başına, yani yeni olana geliyorum...

YA ‘İ’ CEZASI VERİLSEYDİ... 

Süleyman Soylu, 24 Mayıs’ta avukatı aracılığıyla RTÜK’e iki dilekçe verdi. Birinde 21 Mayıs’ta Halk TV’de yayımlanan “Asıl Mesele” programından, diğerinde 9 Mayıs’ta KRT’de yayımlanan “Olağan İşler” programından şikâyetçiydi. İki yayında da “kişilik haklarına saldırı içerikli hakaret ve iftira” olduğu iddiasındaydı. 

Şikâyet edilen programlarda Sedat Peker’in iddiaları konuşuluyordu. Soylu bu yüzden iki kanala da RTÜK Kanunu’nun 8. maddesinin ilgili bentlerinden ceza verilmesini talep ediyordu. 

İşin rutini gereği, şikâyet üzerine RTÜK uzmanları bir rapor hazırladı ve bunu üst kurula sundu. 

Şimdi... İşin bam teli tam da burası. 

Ne ilginçtir: Süleyman Soylu’nun avukatı Uğur Kızılca ceza verilmesini istediği maddeleri şikâyet dilekçesinde yazarken RTÜK Kanunu’nun 8. maddesinin “i” bendini de hatırlatıyordu. 

Neydi, yayın kurallarıyla ilgili o bent:  

“Suçlu olduğu yargı kararı ile kesinleşmedikçe hiç kimse suçlu ilan edilemez veya suçluymuş gibi gösterilemez; yargıya intikal eden konularda yargılama süresince, haber niteliği dışında yargılama sürecini ve tarafsızlığını etkiler nitelikte olamaz.”

Sahi, ne demek oluyordu bu? 

Soylu’nun avukatı tam da yazının girişinde aktardığım gibi “Soylu’nun suçluluğu henüz kanıtlanmadı” demiyor muydu? 

Dahası... 

Dedim ya, RTÜK uzmanları rapor hazırladı. Halk TV için hazırlanan raporda, kanunun 8. maddenin birinci fıkrasındaki “ç” bendinden ceza verilmesi talep ediliyordu. Yani, “Yayın kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez” maddesi öne sürülüyordu. 

Ancak KRT’deki program için Soylu’nun avukatının işaret ettiği ve yukarıda vurguladığım “i” bendinden ceza isteniyordu. 

Sonuç ne mi oldu? Şu: 

RTÜK Üst Kurulu, masasına konulan RTÜK uzmanlarının raporundaki maddeyi son anda değiştirdi. KRT’ye de tıpkı Halk TV’ye olduğu gibi “ç” bendinden ceza verdi. 

Kuşkusuz, iki ceza da politik ve adaletsizdi. 

Lakin aksi olsaydı... 

Yani “i” bendinden ceza verilseydi, yani hem Soylu’nun avukatı hem de RTÜK uzmanlarının sözü dinlenseydi Türkiye’de şu an nasıl bir tartışma yaşanırdı, farkında mısınız? 

Ve ne ilginçtir...

İlk Sedat Peker gündeme getirmişti Engin Sigorta’yı. Süleyman Soylu’nun yazıcısından çıkan poliçe sesini sevdiği aile şirketini... Gazeteci Çiğdem Toker’den öğrendik ki Soylu 13 Mayıs’ta da o şirketindeki hisselerini devretti.  

Demem o ki mayıs ayında Sedat Peker konusunda bir hareketlilik içine girdi Süleyman Soylu. Nedenini yakında anlarız. 

Önceki ve Sonraki Haberler
Politika