Barış Terkoğlu yazdı: Öyleyse kara kutuyu açıyorum

Barış Terkoğlu yazdı: Öyleyse kara kutuyu açıyorum

Yazıların sonunda TCDD’ye bir çağrıda bulundum: “TCDD, hemen gidip mahkemeye başvurmalı, kamu adına hukuki sürece dahil olmalı.”

Fren sesini duyuyorsun. Kafanı çeviriyorsun. Arabanın çarptığını görüyorsun. Şoför üstünü silkeleyip gidiyor. Polis her şeyi gördüğün için alıp seni götürüyor.

Siemens Türkiye ile iki eski çalışanı arasındaki iş davasında gizlilik kararı verilmesiyle başlayan hikâyeyi anlatmıştım. Karar, Siemens’in talebiyle, TCDD’nin zarar görebileceği beyanlar nedeniyle alınmıştı. Dava, Siemens’in TCDD’den aldığı, yaklaşık 60 milyon Avroluk yüksek hızlı tren (YHT) ihalesini hatırlatmıştı.

“Neden?” derken Siemens’in YHT ihalesiyle ilgili iç soruşturma raporuna ulaşıp yazdım. Soruşturma, Siemens’in Kolin ile kurduğu ortaklıktaki rüşvet ihbarı nedeniyle yapılmıştı. İhbarda “Siemens Türkiye’nin, alt tedarikçi Kolin’e, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) yetkililerine rüşvet dağıtması için fazla ödeme yaptığı...” ifadeleri yer alıyordu. “Yüzde 30 Türk devlet görevlilerine, yüzde 20 Kolin’e, yüzde 20 TCDD yetkililerine, yüzde 20 ise Siemens ile Kolin’i buluşturan aracılara, yüzde 10 ise Siemens Türkiye’nin yöneticilerine” diye devam ediyordu.

İddiayı inceleyen Siemens soruşturmacıları, rüşvet iddialarını belgeleyemedi. Ancak Siemens’in Kolin’e yaptığı ödemeleri tutarsız buldu. “Siemens, Kolin’e, işini yapmamasına rağmen neredeyse tüm sözleşme tutarında ödeme yaptı” tespitinin yapıldığı soruşturmanın ardından, Siemens sözleşmeyi feshetti. Kolin’den ödemelerini geri almak için Uluslararası Tahkim Mahkemesi’ne başvurdu. Bu arada, rapor sayesinde Siemens’in, Kolin’i “yüksek riskli şirket” olarak tanımladığı anlaşıldı.

Yazıların sonunda TCDD’ye bir çağrıda bulundum: “TCDD, hemen gidip mahkemeye başvurmalı, kamu adına hukuki sürece dahil olmalı.”

Sonra ne mi oldu?

TCDD mahkemeye gitmediği gibi Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu bana dava açtı. Ben Karaismailoğlu’na bir suçlamada bulunmamıştım. Hatta Anadolu Ajansı’ndan alıntıladığım ihale duyurusu hariç yazıda adı bile geçmiyordu. Gelgelelim, niyet gerçeğin üstünü örtmek olunca sonuç bu oluyordu.

Gelelim yeni belgelere...

LOBİ İÇİN ANLAŞMIŞLAR

Evet, iş dosyasında gizlilik kararı vardı. Ama eski çalışanların Siemens’e açtığı bir başka dava daha olduğunu fark ettim. O davada gizlilik kararı alınmamıştı. Haliyle belgeleri açıktı.

“Orada ne buldun” derseniz, çok şey yanıtını verebilirim.

Şöyle anlatayım...

Ulaştırma Bakanlığı, YHT’leri yaygınlaştırma niyetini açıkladığında Siemens bu işe talip olmuştu. Elbette Alstom başta olmak üzere dişli rakipleri vardı. İşte o dava dosyasında, Siemens’in ihaleleri almak için, yapabileceklerini konuştuğu e-posta yazışmaları var.

2015 Şubat ayındaki yazışmada Alman yöneticilerin, ihaleden önce, Türkiye’ye ziyaretler yaptıkları anlaşılıyor. TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman’ın da aralarında olduğu isimlerle görüşmelerden çıkan sonuçları Ernst Reuss maillerde özetlemiş. İhaleye dair teknik bilgilerden sonra şu sözler dikkat çekiyor:

“Bay Karaman’a, Siemens lehine olmayan herhangi bir karara tepki göstereceğimizi, çok net bir şekilde belirttik.”

2015 seçimlerinde AKP’den aday olmaya hazırlanan Karaman’ın durumu mailde yer bulmuş. Öte yandan siyasi destek için yaptıkları görüşmede, Binali Yıldırım’ın kendilerine söylediği “Sorunlarınız çözülecek” sözü onları bile şaşırtmış.

Siemens yazışmalarından, şirketin, YHT projelerinde, kendisini doğal temsilci gibi gördüğü anlaşılıyor. Ancak ihalenin alınması için asıl kritik ifade şu:  

“Birinci yol, projeleri etkileyebilecek ve lobi yapabilecek ortağı dahil etmemizdir. YHT için gitmek istediğimiz yol bu.”

Yani ihaleyi almak için Siemens lehine lobi yapabilecek, süreci etkileyebilecek bir ortak aranıyor. Elbette bu ortağın Kolin olması sonucu çıkmış. Reuss şöyle yazmış: “İhale öncesi işbirliği konusunda prensipte anlaştık.”

KOLİN İLE HÜKÜMETİ KONUŞMUŞLAR

Gayet net anlaşıldığı gibi, ihaleler sadece salonlarda el kaldırarak kazanılmıyor. Lobicilik bu işin parçası.

Üstelik bu tek bir mailde de yazmıyor. Bundan önce, 5 Kasım 2014’te Yönetici Ralf Wehrberger tarafından gönderilen mailde, Kolin ile açıkça bu iş için görüşüldüğü yer alıyor:

“Seçimler Mayıs 2015’te olacağından, lobi faaliyetleri bu süreyle sınırlı. Bugünden itibaren üç ay süre var. O zamana kadar ihalenin açılması gerekiyor. Yoksa ihale, yeni hükümet tarafından, seçimlerden sonra yapılacak.”

Sadece bu kadar değil. Seçimler mayısta değil haziranda oldu. Ancak hükümet kurulamadı. Kasım ayında tekrarlanan seçimleri AKP aldı. İşte bu dönemde Siemens yöneticileri Türkiye’ye bir ziyaret daha yapmış.

Siemens yöneticileri Ernst Reuss ve Michael Vester’in ziyaretlerinin özeti, e-postalarda yazıyor:

“Kolin ile seçim sonuçlarını, siyasi ortamı ve YHT seti üzerindeki Kolin&Siemens işbirliğinin yanı sıra gelecekteki ihalelere etkisini görüştüler.”

Mailde görüşmenin Kolin Yönetim Kurulu üyesi Veysi Koloğlu ve Tolga Koloğlu ile yapıldığı yazıyor.

Henüz bakan belli olmasa da kimin bakan olma ihtimalinin olduğu görüşmede sorgulanmış. Olası bakanların da Kolin ile arasının iyi olduğu yazılmış. Yetmemiş, rakiplerin Türkiye’deki YHT ihalesinden nasıl uzak tutulacağı, Siemens için en avantajlı ihalenin Ulaştırma Bakanlığı’ndan nasıl çıkacağı konuşulmuş. Çalışılan strateji için Kolin’in lobi yapacağı açıkça söylenmiş.

28 Kasım 2016 tarihli bir başka mailde ise Joe Kaiser’e hitap edilmiş. Ocak 2017’de yapılacak Davos toplantısına, dönemin başbakanı Binali Yıldırım’ın katılma olasılığından bahsedilmiş. YHT ihalesi için Yıldırım’la görüşmek için randevu ayarlanmaya çalışılmış.

ALMANLAR DA KATILDI

Siemens mailleri her şeyi özetliyor. Şirket, Türkiye’deki YHT ihalesini almak, Alstom gibi rakiplerini Türkiye pazarının dışında bırakmak için yoğun bir siyasi lobi faaliyeti yapmış. İhaleyi aslında tek başına kazanmış görünse de süreci hükümete yakın Kalyon şirketi ile birlikte götürmüş. Her şeyden Almanya’daki yöneticilerin haberi olduğu gibi, onlar da bu sürecin aktif katılımcısıymış. Süreçle ilgili rüşvet iddiaları ayyuka çıkınca hemen bir iç soruşturma açılmış. Bu soruşturmada Kalyon’la işbirliğinin içeriğine girilmeden, “Karşılıksız işe para ödedik” diyerek sorun tarif edilmiş. Olay da Türkiye’de iki çalışana yıkılarak eller yıkanmaya çalışılmış. 

Şimdi her şey anlaşıldı mı? Görmek için gözden çok niyet gerekiyor. Çünkü göze perde indiren, görüneni saklama arzusundan başka bir şey değil.