Barış Yarkadaş yazdı: AKP’nin yarattığı dehşet tablosu

Barış Yarkadaş yazdı: AKP’nin yarattığı dehşet tablosu

''AKP iktidarı, ekonomideki kriz derinleştikçe, reform yapmak ve toplumu rahatlatmak yerine, otoriter yöntemlere başvurmayı tercih ediyor''

Ülkenin gündemine bakın:

Sanatçı Sezen Aksu, “dili koparılmakla” tehdit ediliyor.

Gazeteci Sedef Kabaşgece yarısı gözaltına alınıyor ve tutuklanıyor.

Sanatçı Tarkan ve Gülşen, yandaş medya tarafından hedef haline getiriliyor.

Meslek büyüğümüz Uğur Dündar ve program yaptığı TELE 1, RTÜK tarafından kuşatmaya alınıyor.

FOX TV’nin ana haber spikeri Selçuk Tepeli, sunduğu bir haberin ardından yorum yaptı diye RTÜK soruşturma başlatıyor.

Muhalefet milletvekillerine neredeyse her sözlerinden ötürü fezleke düzenleniyor.

İBB’nin tüm faaliyetleri iktidar tarafından mercek altına alınıyor.

6 milyon oy alan HDP siyaset yapamaz hale getirilmek isteniyor.

HDP’li Aysel Tuğluk, annesinin vefatından sonra yaşatılan travma yüzünden cezaevinde ağır bir süreç geçiriyor. Tuğluk’un hafıza kaybı yaşadığı raporlarla tespit edilmiş olmasına rağmen tahliyesi gerçekleşmiyor.

AKP’NİN YARATTIĞI KAOS

İçiniz karardı değil mi?

Ben yazarken, siz okurken yorulduk!

Üstelik bu saydıklarım, yaşadıklarımızın çok az bir kısmı…

AKP iktidarı, ekonomideki kriz derinleştikçe, reform yapmak ve toplumu rahatlatmak yerine, otoriter yöntemlere başvurmayı tercih ediyor. Çünkü; AKP iktidarı da artık hiçbir sorunu çözemeyeceğini görüyor. Reform yapabilecek bir gücünün olmadığını kendisi de biliyor. İktidar artık kendi yarattığı sorunların altında eziliyor. İktidarın yaratığı buhranın acısı ise sanatçılardan, aydınlardan, gazetecilerden ve toplumun muhalif kesimlerinden çıkarılıyor. İktidar herkesin susması ve kabuğuna çekilmesini istiyor.

TANINMIŞ İSİMLER HEDEFTE

Son örnek Sedef Kabaş ile Sezen Aksu’nun başına gelenler…

Sezen Aksu, 2017 yılında yazdığı bir şarkı yüzünden, iktidarın hedef tahtasına konuldu. Provokatör gruplar iktidarı desteklemek adına evinin önüne gidip tehditler savurdu. Ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir camide yaptığı konuşmada Sezen Aksu’nun ismini vermeden “Havva anamıza dil uzatanların dilini koparmak görevimizdir” dedi.

Erdoğan’ın yaptığı konuşmanın videosu, camideki bir vatandaş tarafından sosyal medyaya konuldu. O sözleri dehşet içinde izledik. Ve hepimiz Sezen Aksu için endişe ettik.

Nasıl etmeyelim ki?

Bir meczubun Sezen Aksu’ya zarar vermeyeceğinin garantisi mi var?

Bir hukuk cinayeti…

Ya Sedef Kabaş’a yapılanlar…

Sezen Aksu için endişe ederken, gazeteci dostumuz Sedef Kabaş, Tele 1’de yaptığı bir konuşmadan dolayı tam “8 gün sonra” gece saat 02.00’de evinden gözaltına alındı. TCK 299’daki “Cumhurbaşkanına hakaret” maddesi gerekçe gösterilerek gözaltına alınan Kabaş, yaklaşık 12 saat içinde tutuklandı ve Bakırköy Kadın Cezaevi’ne konuldu.

Kabaş’ın gözaltına alınması, gözaltında bekletilmesi ve tutuklanması tam anlamıyla bir hukuk cinayetidir!

Yıllardır söylüyoruz:

TCK 299. madde, genel ceza hukukunun mantığına ve ilkelerine aykırıdır! “Hakaret suçu” için 125. madde varken, buna bir de 299. madde eklenmiş ve “kişiye özel hukuk” anlayışı hakim kılınmıştır. Üstelik; bu hukuk dışı kanun 1999 yılında çıkarılırken, dönemin cumhurbaşkanı “partisiz ve tarafsız”dı. Şimdiki cumhurbaşkanı ise bir partinin genel başkanı… Dolayısıyla milyonlarca kişinin de siyasi rakibi…

Venedik Komisyonu, Türkiye’yi bu bağlamda defalarca uyarmış ve bu maddenin iptal edilmesi gerektiğini söylemiştir. Ama buna rağmen, AKP iktidarı bu hukuk dışı maddeyi sürekli işleterek, Cumhurbaşkanını “eleştirilemez” bir konuma getirmeyi hedeflemiştir. Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmasından bu yana açılan 160 bin soruşturma ve 38 bin dava bunun en somut kanıtıdır.

Komik: Sedef Kabaş kaçacakmış!

Yeniden Sedef Kabaş’a dönersek…

Sedef Kabaş’ın bir suç işlediğine inanılıyorsa, meslektaşımız savcılığa davet edilir, ifadesi alınır ve gerek görülürse soruşturma süreci başlatılırdı.

Ancak öyle olmadı…

Kabaş önce hedef gösterildi. Ardından sanki azılı bir suçluymuş ve kaçacakmış gibi gece yarısı gözaltına alındı. Cumartesi günü akşam saatlerinde ise savcılığa çıkarıldı. Sonra ise tutuklamaya sevk edildi. TCK 299. Madde gerekçe gösterilerek açılan soruşturma kapsamında ifade veren Kabaş, “kaçma ve saklanma şüphesi” olduğu gerekçesiyle tutuklandı.

Bunun adı tam anlamıyla bir hukuk cinayetidir!

Kabaş, neden kaçsın ve saklansın?

KAÇSA, SEKİZ GÜN İÇİNDE KAÇARDI…

Bu konuşma, sekiz gün önce TELE 1’de yapılmış. Kabaş o günden sonra normal hayatına devam etmiş. Yurt dışına çıkmamış, herhangi bir şekilde saklanmamış. İnternetteki yayınlarına devam etmiş. Çocuğunu okula götürüp getirmiş. Üstelik; çocuğu “özel ilgi” gösterilmesi gereken bir statüde. Yani; annesi, babası ya da herhangi bir ebeveynin yanında olması şart…

TCK 299, tutuklamayı “tedbir” olarak öngören bir madde olmamasına rağmen, savcı da hakim de yukarıda ifade ettiğimiz hiçbir gerçekliği göz önüne almıyor. Oysa ki; kararlar anayasaya ve vicdana bakılarak alınıyor!

Biliyorum, yazıyı okurken, “Hâlâ hukuktan mı bahsediyorsunuz, hangi hukuk, hukuk mu kaldı??” diyenleriniz olmuştur.

YILMADAN, YORULMADAN ANLATACAĞIZ

Evet; AKP’nin hukuksuzluklarına karşı her zaman “hukuk”u, yasaları ve anayasayı anlatmak ve uygulatmak zorundayız. Zira; AKP iktidarı, bu hukuksuzluklara alışmamızı istiyor. Hayır; alışmayacak ve kabullenmeyeceğiz. Sedef Kabaş özelinde yapılan ve toplumun tamamına gözdağı vermeyi amaçlayan tüm hukuk cinayetlerine tepkimizi göstereceğiz.

Önceki ve Sonraki Haberler
Politika