Barış Yarkadaş yazdı: Rezalet bana neyi hatırlattı?

Barış Yarkadaş yazdı: Rezalet bana neyi hatırlattı?

''İstanbul Havalimanı’ndan yansıyan görüntüleri izledikçe, aklıma 1950’lerin sonunda başlayıp 1960’lara uzanan o tartışma geliyor''

Türkiye’nin geride kalan 20 yılı, AKP iktidarının plansız, programsız ve tamamen ranta dayalı politikaları yüzünden çarçur oldu. Atatürk Havalimanı’nın kapatılması ve yerine ikame edildiği söylenen İstanbul Havalimanı’nın yağan kar sonrası tam anlamıyla çökmesi bile bu söylediklerimizi kanıtlar nitelikte…

ESKİ AMA GÜNCEL BİR TARTIŞMA…

İstanbul Havalimanı’ndan yansıyan görüntüleri izledikçe, aklıma 1950’lerin sonunda başlayıp 1960’lara uzanan o tartışma geliyor. CHP 1950’lerin sonlarına doğru yeni bir kalkınma programı üzerinde çalışır ve ‘’planlama’’nın önemini vurgulamaya başlar. Bunun üzerine Demokrat Parti’nin (DP) bazı yöneticileri “Bize plan değil pilav lazım’’ der. Bu söz, sağcı seçmenin de çok hoşuna gider…

Tartışma, 1960’ların başında da devam eder. CHP planlı programlı kalkınmayı savunan çizgisinde ısrarcıdır. Araya 27 Mayıs 1960 ihtilali girmiş, DP’nin yerini Adalet Partisi almıştır. Kıratın üzerinde bu kez Süleyman Demirel vardır. Tipik sağcı – popülist bir lider olan Demirel de CHP’nin tezlerine karşıdır. Demirel, çizgisini devam ettirdiği geleneğin sözcüsü olarak konuşur ve gazetecilere “Bize plan değil, pilav lazım” der. Neyse ki; o planlar Demirel zihniyetine rağmen uygulanır ve Türkiye 1961 ile 1979 arası sanayileşmede önemli adımlar atar.

GELELİM BUGÜNE…

Peki bugün ne oluyor?

Bugün ne plan var, ne program ne de pilav!

Türkiye, AKP’nin ithalata dayalı tarım politikası yüzünden pirince, bulgura, buğdaya muhtaç hale geldi. İthalata dayalı politika Türk çiftçisini üretemez, tüketiciyi ise bu ürünleri alamaz hale getirdi.

“GÜNLÜK ZARARIM 1.5 MİLYON TL…”

Dün bana mesaj yollayan bir iş insanı, plansız ve programsızlığın acısını nasıl çektiklerini şöyle anlatıyordu:

“Barış Bey, Sakarya’da çelik sektöründe faaliyet gösteren fabrikamdaki 250 işçiyi, Organize Sanayi Bölgeleri’ndeki (OSB) elektrik ve doğalgaz kesintileri yüzünden evlerine göndermek zorunda kaldım. Biz üretimde elektrik ve doğalgaz kullanıyoruz. Günlük zararım 1.5 milyon TL… Geçen yıl Ocak ayında enerji giderim 700 bin TL idi. Bu ay 1.8 milyon TL ödedim. ‘Uçuyoruz’ derken acaba bunu mu kast ediyordu iktidar?”

CEVAP VER AKP!

Mesaj yollayan iş insanına ve evine ekmek götürmeye çalışan insanlara bunu yapmaya ne hakkınız var? Oysa ki; tüm OSB yöneticileri, geçen yılın ilk günlerinde ne kadar elektrik ve doğalgaz üreteceklerini ilgili kurumlara bildirmişlerdi. AKP hükümeti üzerine düşeni yapmadı, doğalgazı da pahalı diye stoklamadı. Şu an her gün başka bir ilin OSB’sinde 3 gün boyunca enerji kesintisi yapılıyor. Türkiye, AKP’nin plansız ve programsızlığı yüzünden üretemez hale geldi.

İşte bu kafa, ‘’Bize plan değil, pilav lazım’’ kafasıdır. Ve bu kafa, Türkiye’yi uçuruma sürüklemiştir.

Gelin başka bir örneğe daha bakalım…

Havalimanı var, oteli yok!

AKP’nin sadece ve sadece ranta dayalı politikalarının acısını halk çekiyor. İstanbul Havalimanı’nda aç susuz ve kartonlar üzerinde uyumak zorunda bırakılan 25 bin kişi, çevrede ya da terminal binası içinde kalacak bir otel bile bulamadı. Çünkü; iktidar bu havalimanını bir an önce açmak ve seçim öncesi taraftarlarına şov yapmak istiyordu. Evet; öyle de oldu… Havalimanı büyük bir tantanayla açıldı. Ama yağan ilk karda işlevsiz hale geldi.

SKANDAL ÜSTÜNE SKANDAL

O gece havalimanında mahsur kalan 25 bin kişi ise uluslararası anlaşmalarla garanti altına alınmış olmasına rağmen, herhangi bir otele yerleştirilemedi. Çünkü; bırakın havalimanını, çevrede bile kalınacak bir otel yoktu! Otel olsa bile gidecek yollar da kapalıydı. Çünkü havalimanını yapan ve işleten şirketler, hiçbir sorumluluğunu yerine getirmiyordu.

Şimdi bir de AKP’nin büyük bir hınçla kapattığı Atatürk Havalimanı ve çevresine bakalım…

Oturdum tek tek saydım.

Atatürk Havalimanı’nın çevresinde tam 64 otel var. Eğer Atatürk Havalimanı böyle bir durumla karşı karşıya kalsa, yolcular ve personel derhal tahliye edilip o otellere yerleştirilebilirdi. Ki; Atatürk Havalimanı dün de yazdığım üzere, uçuşlara açıktı. Bildiğiniz üzere, AKP’li iki bakan da yağan kara rağmen Atatürk Havalimanı’na inebildi.

DERTLERİ YATIRIM OLSA…

CHP’li İlhan Kesici’nin de işaret ettiği üzere, Atatürk Havalimanı için 2.5 milyar dolarlık bir yatırım yapılsa hem pistlere yenileri eklenir, hem de bu terminal 30 yıl daha hizmet verebilecek hale getirilirdi. Böylece, Atatürk Havalimanı çevresinde yatırım yapan oteller de iflasa sürüklenmezdi.

Ne yazık ki öyle olmadı. AKP hükümeti, Kesici’nin önerisini dinlemedi. Bunun yerine, yeni havalimanından 30 milyar dolarlık rant yaratmak için güzelim Atatürk Havalimanı’nı halka kapattı ve sadece kendilerinin uçabileceği bir terminale çevirdi.

Şimdi söyler misiniz?

Bu zihniyetin Türkiye’ye verebileceği bir şey var mıdır?

Türkiye’nin çarçur edilen 20 yılına yazık olmamış mıdır?

Önceki ve Sonraki Haberler
Gündem