Bir ''mış gibi gösterme’ hikayesi: Bardaki Yabancı

Bir ''mış gibi gösterme’ hikayesi: Bardaki Yabancı

Cüneyt AyralModernizm ile birlikte artan endüstrileşme ve kentleşme sonucunda yalıtılmış ve pasifleşmiş insanlardan oluşan bir toplumun temelleri atılmıştır. Post-modernizm ile zirveye çıkan toplumdaki yabancılaşma ve yalnızlaşma,...

Cüneyt Ayral

Modernizm ile birlikte artan endüstrileşme ve kentleşme sonucunda yalıtılmış ve pasifleşmiş insanlardan oluşan bir toplumun temelleri atılmıştır. Post-modernizm ile zirveye çıkan toplumdaki yabancılaşma ve yalnızlaşma, kitleleri stabil olarak bir arada tutmak amacıyla yaratılan ''endüstriyel kültür’ ile paralel olarak yükselmiştir. Gelişen teknolojiyle birlikte, endüstriyel kültür simülasyonuna yeni -yardımcı- bir alan olarak ''sosyal medya’nın da eklenmesiyle sanal ile gerçek arasındaki fark iyice bulanıklaşmıştır. Belki de durum Adorno’nun uyarılarının da ötesine geçmiştir.

bardakiyabancidetay1.png

Anı yaşamaktan çok “-mış gibi yaşamak'' ve bunu “-mış gibi göstermek'' daha önemli hale gelmiştir. Peki bu simülasyon toplumdaki bireylerin ne kadar derinlerine işleyebilme gücüne sahip olabilir? Anlamsızlaşma hissi ve zihnin hiç peşini bırakmayan gerçeklik içgüdüsü ile baş edebilmek ne kadar mümkün olmuştur? ''Bardaki Yabancı’ isimli serisiyle Can Sarıçoban hem bu soruları kendi perspektifinde yorumlayarak sormuş hem de gerçeklik algısını yeniden gözden geçirmek istemiştir.

bardakiyabancidetay2.png

(Mekanlar: Efendi, Geyik, Kozmonot, Gümrük, Lucia, Trip, Büyük Londra Oteli, Latcho, Unter, Kayıkhane, Dorock, Sensus)

bardakiyabancidetay3.png

(Modeller: Gamze Erçel, Hande Erçel, Mehlike Saydan, Tülin Yazkan, Ayşe Akın, Sena Şener, Cansu Türker, Berrak Arslan, Burcu Özberk, Sıla Türkpençesi, Lika Jibladze, Reyhan Özdilek)  

Önceki ve Sonraki Haberler
Kültür Sanat