Boğaziçi öğrencileri hakkında tahliye kararı

Üç aydır tutuklu bulunan Boğaziçi öğrencileri hakkında tahliye kararı çıktı.

Boğaziçi Üniversitesi’ndeki rektör atamalarına karşı protestolarda gözaltına alınarak haklarında 5 yıl 3’er aydan 25 yıl 6’şar aya kadar hapis istemiyle dava açılan 2'si tutuklu 14 Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi bugün hâkim karşısına çıktı. Görülen davanın ardından öğrenciler hakkında tahliye kararı çıktı.

Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğüne yapılan atamaları protesto etmek için 4 Ekim 2021 tarihinde, kampüste yaptıkları eylem sırasında gözaltına alınan öğrencilerden Enis Berke Gök ve Caner Perit Özen 6 Ekim’de tutuklanmıştı. 22. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 14 öğrenci hakkında düzenlenen iddianameyi kabul etmesinin ardından yargılama bugün başladı. Yargılanan öğrencilere tahliye kararı çıktı.

İstanbul 22. Asliye Ceza Mahkemesi salonunun küçük olması nedeniyle 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan duruşma kimlik tespitiyle başladı. Duruşmaya 14 sanık ve taraf avukatları katıldı. Açıklamaya, CHP Genel Başkan Yardımcıları Gökçe Gökçen ve Yüksel Taşkın ile CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ile milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Ali Mahir Başarır, Aykut Erdoğdu, Züleyha Gülüm, Sera Kadıgil ve Musa Piroğlu da katıldı.

“Tayyip erdoğan bana terörist diyordu”

Duruşmada ilk savunmalar alınmaya başlandı. Suçlamaları kabul etmediğini belirten tutuklu öğrencilerden Enis Berke Gök, şunları söyledi:

"Aslında her şey, tutuklanmamın bir gün öncesinde başladı. Telefonuma gelen mesajda bir link vardı. Anadolu Ajansı’nın haber linki. Tayyip Erdoğan bana 'Terörist' diyordu. Haberi yanımdakilere gösterdim, onlar da şaşırdılar. Birkaç saat telefonla arandım. Büyük ihtimalle tutuklanacağımı söylediler. Okuldaki sivil polisler beni takip ediyordu. Bu sırada çevik kuvvet sivil polisler beni bekliyordu. Çıktığım anda üzerime çullandılar. Gözaltı aracında can dostum beni bekliyordu. 5 arkadaşımızı daha getirdiler. Darp raporu için 3 hastane gezmişizdir. Sonunda bir tanesine karar kılabildiler. Tekrar araca bindirildik, ters kelepçe uygulandı. İşkenceler bundan sonra da bitmeyecekti. 'Faşizme karşı omuz omuza' sloganı attık. Sonra tutuklandık. Faşizmin bir başka yüzü. İtmeler kakmalar, emir vermeler, verilmeyen yemekler… Olmayan sıcak su, verilmeyen kitaplar, geç verilen ders notları, giremediğim dersler… Asla işleme alınmayan dilekçeler, verilmeyen mektuplar… 50 gün hücrede kalınca insan unutabiliyor. Yoksulluğa ve insanın insanı ezmesine karşı çıkmamdan dolayı mı tutukluyum? Birazdan öğreneceğim tutsaklığa devam mı yoksa tamam mı?”

Berke Gök, aracın üzerine çıkma olayının nasıl geliştiğinin sorulması üzerine de “Olayın heyecanı ve korku nedeniyle aracın üzerine çıktım” dedi.

Tutuklu sanık Caner Perit Özen de “Boğaziçi direnişine başından beri destek verdim, hala da aynı yerdeyim" diyerek, şunları dile getirdi:

"Amacımız üniversitenin özgür, özerk bir yapıya kavuşmasını sağlamak. Olayın gerçekleştiği gün 4 Ekim’de okula gittim. Okulda zaman geçirdikten sonra Naci İnci, rektörlük binasından çıkış yapıyordu. Biz de tepki gösterdik. Okulda bu tarz manzaralara Melih Bulu atandıktan sonra her gün rastlayabilirdiniz. Herhangi bir sıkıntı yaşamadım olay sırasında evime gidecektim. Twitter’da Recep Tayyip Erdoğan açıklama yapmış, ‘bunlar gizli teröristlerdir, bunları üniversitede okutmayacağız’ diyordu. Sonra yokuş çıkmaya başladım, evim yaklaşık iki dakika uzaklıkta. Etrafımı 10 tane erkek çevirdi, buyurun dedim arabaya bindirdiler. Sebebini söyleyin dedim, söylemek zorunda değiliz diyerek zorla bindirdiler. Mukavemet göstermedim, ters kelepçe işkencesine maruz kaldım. 4 saat böyle bekledim. Vatan Emniyet’te ifademi verdim, ifademi alırken kargacık burgacık resim gösterdiler. Kendimi teşhis edemeyip ilk ifademi verdim. Savcılıkta ifademi verdim ve 6 Ekim’de derslerimin başladığı ilk günde tutuklandım.”

Özen, savunmasının devamında alanda kolluk görevlisinin olmadığını özel güvenliğin olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

“Burada duramazsın, buradan git denmedi, ihtarda bulunmadılar. Kendisine hiçbir müdahalede bulunmadım, güvenliğin araca binmesine engel olmadım. 5 metre arkasındaydım aracın. Ama iddianamede aracı engellemeye çalıştığım, önüne geçtiğim söyleniyor. Kamu görevlisine muhalefet suçu; ben aracın 5 metre arkasındayken bir arbede başladı, onu gördüm alana yaklaşmadım. Birkaç saniye geçtikten sonra insanları sakinleştirmek amacıyla alana yöneldim. Yöneldiğim sırada bir arbede daha oldu. Arasında kaldım ama bilinçli olarak bir şahsa karşı kasıtlı bir eylemde bulunmadım.”

“İddiayı görünce sabaha kadar güldüm"

Suçlama hakkında ‘ne diyeceğini bilemediğini’ belirten Özen, şunları söyledi:

"Akşam iddianame geldi, iddianamedeki 4. iddiayı görünce inanamadım. ‘Kara ulaşım araçlarını alıkoyma ve kaçırma.’ Sabaha kadar güldüm buna. Başka bir şey denir mi bilmiyorum. Bunun için iddia makamına teşekkür ediyorum. Naci İnci’nin, yandaş bir kanalda boy gösterip 'Vandal' dediğini duydum. Bu kişi düzenli olarak özel güvenliği öğrencilerin üzerine saldırtan, hocaları engelleyen biridir. Eğer ortada bir vandal varsa vandal ben değilim. Okula atanan tüm kayyımlar tek bir kişiden emir alıp uygulayıcısı konumundadır. Kendilerine karşı özel bir eylemde bulunmam mümkün değildir. Tutsaklığım kesinlikle siyasidir. Biz mücadele etmeye devam ettik, herhangi bir suç işlemedik. Bizler yalnızca eğitim hakkı gasp edilmiş zavallı gençler değiliz, bizim bir mücadelemiz var. Kayyımlar gibi el pençe divan durup hesap vereceğimiz biri de yok.”

İddianamede

İddianamede, 6 Ekim’den bu yana tutuklu bulunan Ersin Berke Gök ile Caner Perit Özen’in de aralarında bulunduğu toplamda 14 öğrenci hakkında; "Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak, ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama", "Kişiyi, yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle birden fazla kişiyle hürriyetinden yoksun kılma", "görevi yaptırmamak için direnme" ve "kara ulaşım araçlarını kaçırma veya alıkoyma" suçlarından 5 yıl 3’er aydan 25 yıl 6’şar aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılmaları talep edildi.

Kaynak:ANKA

GENEL