Boğaziçi protestolarındaki 5 kişi için yakalama kararı çıkarıldı

Boğaziçi protestolarındaki 5 kişi için yakalama kararı çıkarıldı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma sonucunda 97 kişiye ‘Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet’ suçlamasıyla ve 3 yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırlamıştı. 97 sanıktan adresi tespit edilemeyen 5 kişi için yakalama kararı

Boğaziçi Üniversitesi’ndeki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından rektör olarak atanan Melih Bulu protestoları nedeniyle yargılanan 97 sanıktan adresi bilinmeyen 5 kişi hakkında, savunmalarının alınabilmesi için yakalama kararı çıkarıldı.

Prof. Dr. Melih Bulu'nun Boğaziçi Üniversitesi'ne rektör olarak atanmasıyla ilgili olarak 1 Şubat'ta düzenlenen protesto gösterileri, kampüs içinde ve dışında toplam 159 kişinin gözaltına alınmasıyla sonuçlanmıştı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma sonucunda 97 kişi hakkında ‘Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet’ suçlamasıyla ve 3 yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırlamıştı.

İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi'nde açılan davaya bugün devam edildi. Sanık sayısının çokluğu nedeniyle daha geniş olan 27. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda yapılan duruşmaya, bazı sanık ve sanık avukatları katıldı.

Savunmalarını yapan sanıklar, sosyal medyadan gördükleri basın açıklaması çağrısına gitmek istediklerini, ancak toplantının yapılacağı yere varmadan polisin müdahalesiyle gözaltına alındıklarını ve ortada gerçekleşen bir eylemin olmadığını söyleyerek beraatlarını talep etti.

"Bir öğrencinin üzerinde birçok polis vardı"

Sanıklar arasında yer alan avukat Ezgi Önalan, savunmasında şunları söyledi:

"1 Şubat günü eylem olacağını öğrendiğimizde ‘Öğrencilerin yanında olalım’ dedik, avukat arkadaşlarla. Çünkü ‘Yine işkence olacak, yine polis görüntüleri bize vermeyecek, biz kendi önlemimizi alalım, görüntülerimizi alalım, kamu görevimizi yapalım’ dedik. Ben, kendi görüntülerimi almaya başladım. Bir öğrencinin üzerinde birçok polis vardı, ben de gözaltına alındım. Bizim suç duyurularımız soruşturmaya ve kovuşturmaya konu olmalıydı. Soruşturma aşamasında da savcı, bir avukat olarak ifademi almaya tenezzül etmedi. Atılan bütün sloganların altına imzamı atarım lakin görüntü aldığım için hiçbir slogan atmadım. Adli sicil ile ilgili olarak da devam eden soruşturmalar ve yargılamalar, hatta beraatla sonuçlanan davalar bile kanaat oluşturması için dosyaya konuluyor. Bunun hukuksuz olduğunu düşünüyorum."

5 sanık hakkında yakalama kararı

Mahkeme, adresleri tespit edilemeyen 5 sanık hakkında savunmalarının alınması amacıyla yakalama emri çıkartılmasına, savunmaları alındıktan sonra serbest bırakılmasına karar verdi. Sanıklar hakkında beraat verilmesi yönündeki talepleri reddeden mahkeme, sanık avukat Ezgi Önalan hakkındaki yargılamanın durdurulmasına ilişkin talebini de kabul etmedi. Mahkeme, davayı 1 Haziran’a erteledi.

"İşkenceyi görüntülemek için oradaydık"

Adliye önünde açıklama yapan Ezgi Önalan, “Türkiye’deki üniversite öğrencileri, sıra arkadaşlarını yalnız bırakmamak, desteklerini açıklamak için protesto eylemi düzenlemişlerdi. Biz de avukatlar olarak orada bulunmak, görüntü toplamak, daha sonradan polisin yok etmemesi için delillerimizi toplamak için, işkenceyi görüntülemek, tespit etmek, teşhis etmek ve müdahale etmek için orada bulunmuştuk" dedi. Önalan, şunları söyledi:

"Öğrencilerle birlikte ben de gözaltına alınmıştım. 100’den fazla öğrenci o gün gözaltına alınmıştı. Boğaziçi Üniversitesi’nin içine de aynı gün saldırı olmuştu. Ertesi gün bunlara tepki olarak Kadıköy’de bulunan öğrencilere de saldırı olmuştu ve orada da tutuklamalar devam etmişti. Bu şekilde zaten hepimizin bildiği bir süreç yaşandı. Aslında benim avukatlık faaliyetimi engelledikleri bir durum var. Çünkü benim bu dosyada zaten 4 tane müvekkilim vardı. Şimdi onların avukatlıklarını yapamıyorum, çünkü sanık olarak ben de aynı dosyada bulunuyorum. Bir yandan aynı sanık sandalyesinde oturmak bana hiç farklı ya da tuhaf gelmiyor. Çünkü biz avukat sandalyelerinde otururken öğrencilerle kader ortaklığı içinde olduğumuzun bilinciyle dayanışma içindeydik zaten. O yüzden tuhaf gelen bir durum değil lakin evet, birçok Boğaziçi dosyasında avukatlık yaparken bu dosyada da sanık olarak bulundum. Hoş, ironik bir durum olarak tarihe kazındık.”

Önceki ve Sonraki Haberler
Yerel Gündem