Boykot ve İsmet İnönü

Boykot ve İsmet İnönü

Yargıtay eski Cumhuriyet Başsavcısı, ülkemizin önde gelen anayasa hukukçularından Sabih Kanadoğlu ABC için yazdı..

Sabih Kanadoğlu

CHP‘nin 11. Olağan Kurultayı Ankara Yeni Sinema’da 26 Temmuz 1954 tarihinde toplandı. Kurultay gündeminin ana konularını 2 Mayıs 1954 seçimlerinin sonuçları, iktidar partisinin baskıları ve temsilde adaletsizlik oluşturuyordu. Seçim öncesi CHP’nin mallarına el konulması, iktidarın seçim yasaklarını çiğnemesi, dini siyasete alet etmesi ve kayıt dışı para harcaması ve radyoyu yasal sınırlar dışında kullanması baskılara örnek olarak gösteriliyordu.

Söz konusu seçimde Demokrat Parti (DP) %58.4 oranında 5.313.000 oy almış ve 503 milletvekili çıkarmıştı. Temsil oranı ise % 93’tü. CHP ise 3.193.000 oy almış ve 31 milletvekilliği kazanmıştı. % 35.1 oyunun temsil oranı % 5.7 idi. Temsilde adaletsizliğin sebebi çoğunluk sistemiydi. Seçim kanunu değiştirilip nispi sistem kabul edilmeliydi. Bu koşullarda ilerde yapılacak seçimlere katılınmamalı ve TBMM’den çekilerek sine-i millete dönülmeliydi. Kurultayın 2. günü ana davalar komisyonu bu yolda bir rapor hazırladı. Bu rapor kurultay gündemine geldiğinde genel başkan İsmet İnönü söz alarak kürsüye çıktı ve konu hakkında şunları söyledi.

“Biz , tecrübeli ve istikbal için her şeyden evvel vatandaşa mal olmuş bir partiyiz ve onun emanetiyiz. Biz CHP olarak vazifeye devam edeceğiz. Siyasi parti olarak vazifeye devam mücadele ile olur. Seçime girmek, BMM Selahiyetli kürsüden memlekete davaları duyurmaktır. Mücadele etmesen,seçmenin nazarında her şeyi kaybedersin. Biz mücadele kudretine malikiz, mücadele vasıtalarımız vardır. İstikamet bizi imkanlardan hergün mahrum etmek durumundadır. Ama safha henüz imkansızlılık safhası değildir. Siyasi hayatın, siyasi faliyetin başlıca şartı seçime girmektir. Seçime girmemek gibi bir karar almamalıyız. BMM’ni terk etmek meselesi en meşru mücadele sahasını  terk etmek demektir… Bize rey vermiş olan üç buçuk milyon vatandaş bizden yeğiz (umutsuzluktan doğan karamsarlık) değil, sebat, fikir ve inandırıcı mücadele görmelidir.”

Kurultayın 4. gününde İnönü’nün isteği kabul edildi. Aradan 64 yıl geçti. Türkiye’yi, Anayasasına göre Mart 2019’da yerel ve öne alınmaz ise Kasım 2019’da genel milletvekili ile cumhurbaşkanlığı seçimleri beklemektedir. OHAL koşulları altında, yazılı ve görsel medya havuz sistemi ile susturulup iktidara bağlanmış; devletin tüm olanakları İktidara tahsis edilmiş; yargı bağımsızlığı zedelenmiş; Anayasa Mahkemesi işlevsiz hale getirilmiş, yasalara aykırı karar vererek bir halk oylamasının sonuçlarına etkili olduğu ileri sürülmüş Yüksek Seçim Kurulu’yla  seçimlere gidilmektedir. Üstelik son olarak yürürlüğe giren ve Anayasa’ya aykırılığı çok açık 7102 sayılı kanunla %10 seçim barajı korunarak, kurulan ittifaka eşitsizlik yaratılmıştır. Ayrıca, seçim sandıklarının seçim güvenliği  gerekcesiyle başka bir seçim çevresine taşınabilmesi, aynı binada oturanların farklı sandıklarda oy kullanması, seçim bölgelerinin birleştirilmesi ve güvenlik güçlerinin sandık alanına her çağrı üzerine müdahele edebilmesi, mühürsüz oyların ve zarfların geçerli sayılması kabul edilerek hile yapılması kolaylaştırılmış hilenin yolu açılmıştır.

2008 yılında başlayan bir sürecin içindeyiz. O yıl çıkarılan bir kanunla “adrese dayalı kayıt sistemi” ile seçmen kütüklerinin, yürütmeye yani İçişleri Bakanlığı’na bağlı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün düzenlediği kayıtlara göre yapılması ve YSK’nın Anayasa’ya aykırı olarak görev dışı bırakılması sağlandı. Seçim sonuçlarının birleştirilmesi ve ilanı, yine yürütmenin Adalet Bakanlığı’nın UYAP’ına bağlandı. Amerika, Yunanistan ve Almanya’da dışlanan hileye açık SEÇSİS Sistemi kabul edildi. Seçim kütüklerinde, binalarda oturanların apartman ve daire sırasına göre değil soyadı fihristine göre ilanı ile oy kullanacakların kontrol ve değerlendirilmesi önlendi. Türkiye nüfusunun seçimde azalıp, çoğalması sağlandı. Seçmen artışı ile nüfus artışı arasındaki çelişkili ilişki dikkati çekmedi. Kısaca muhalefet partileri hileye dönük düzenlemelere yeteri kadar açık, net ve kesin bir karşı duruş ortaya koyamadı. Seçim döneminin başlangıcından itibaren siyasi iktidarın devletin bütün gücünü, kurum ve kuruluşları ile tüm olanaklarını lehine kullanmasının önüne geçilemedi.

Bugün hedeflenen, aleyhte düşünen seçmeni seçim güvenliği yok, seçimin sonucu belli, sandığa gitmeye gerek yok dedirterek sandıktan uzak tutmak ve düşünülen hilelerin hayata geçirilmesini kolay hale getirmektir. Bu ortamda, bir kısım iyi niyetli ve kurulmak istenen hukuk dışı düzene karşı çıkanlar, bir kısmıda kötü niyetli iktidar yanlıları seçim boykotu düşüncesini ortaya attılar. Gerçekte yapılması gereken, öncelikle ataleti ve fanteziyi, çalışmadan sadece söz üretmeyi bırakarak, hileye açılan yolları kapatmayı aramak ve bulmaktır. Örgütlenerek, işbirliği ve işbölümü yapılarak seçimler öncesi seçmen listelerini denetlemek ve seçimler sırasında gözlemcisiz sandık bırakmamayı sağlamaktır.

"Sözüm sözdür" veya "alacağımız oylar sahtekarlığı yenecektir" ifadeleri umut, cesaret ve çalışma için yeterli değildir. Gün,demokrasiye sahip çıkma günüdür. Demokrasi ittifakının illk koşulu siyasi partilerin seçim öncesi, sırası ve sonrası işbirliği, işbölümü ile örgütlü hareket etmesidir. 16 Nisan halk oylaması ile kabul edilen anayasa değişikliğinin sadece 2. maddesi yürülüğe girdi. Partili Cumhurbaşkanı sisteminin ve HSK’nın yeniden oluşturulmasının demokrasiye verdiği zarar ortadadır. Kalan hükümlerinde yürülüğe girmesiyle işlevsiz TBMM, Anayasa Mahkemesi ve bağımlı bir yargı, özgür olmayan ve iktidar kontrolünde bir medya, Laiklik ilkesini ve kadın erkek eşitliğini kaybeden, eğitimi ve ekonomisi dibe vuran bir ülkede söz sahibi olan tek adam rejiminin adı demokrasi değildir. Demokrasiyi korumak, siyasi partiler ile sivil toplum örgütlerinin ve bireylerinin ödevidir ve tek yoludur. Boykot havlu atmaktır, teslim olmak demektir.

İsmet Paşa, 64 yıl önce yapılması gerekeni göstermişti, hatırlamakta fayda vardır; “Bize rey vermiş olan vatandaş bizden yeis değil, sebat, fikir ve inandırıcı mücadele görmelidir.”

Önceki ve Sonraki Haberler
Gündem