Çevre mühendislerinden korkunç rapor

Çevre mühendislerinden korkunç rapor

Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO), Marmara Denizi'ndeki müsilaj problemine ilişkin bir rapor yayımladı. Raporda, müsilaja neden olan sebeplerle birlikte çözüm önerileri de yer aldı.

ABC Gazetesi Haber Merkezi

Müsilajın iklim değişikliği (ısınma) ile karbon, azot ve fosfordan oluşan kirleticilerin birlikteliğiyle meydana geldiğinin altını çizen ÇMO; ilk sorunun küresel bir sorun olduğunu ve uzun vadeli, akıllı bir eylem planıyla önlenebileceğini söyledi. İkinci sorun yani kirleticiler ise yerel ve kısa vadede çözülebilecek bir sorun.

Müsilaj nasıl oluşuyor?

ÇMO; karbon, azot ve fosforun müsilajı oluşturan canlıların gıdası olduğunu söyleyerek suyun sıcaklığı artınca bu kirleticilerle zenginleşen ortamda müsilajı oluşturan canlıların üremesi için uygun ortam oluştuğunu ifade etti. Bu nedenle de müsilajı oluşturan canlılarda bir nüfus patlaması görüldü. Sıcaklık veya kirleticilerden birinin uygun miktarda olmadığı ortamda ise müsilaj oluşmuyor.

Görünmez olması sorunun çözüldüğü anlamına gelmiyor

ÇMO, önümüzdeki günlerde denizlerin sıcaklık gradyanları nedeniyle oluşabilecek akıntıların, müsilajı görünmez hale getirebileceğini hatırlatarak "Bu sorunun çözüldüğü anlamına gelmez" ifadelerini kullandı.

İstanbul'da ön arıtma tesisi yok!

İstanbul'da sanılanın aksine atıksu ön arıtma tesisi bulunmadığını aktaran ÇMO, ön arıtma tesisi adı altında faaliyet gösteren tesislerin, ön arıtma tesisi kriterlerini karşılamadığını vurguladı. İstanbul'daki tesislerde kumtutucu, ızgara ve pompa donanımları mevcut. Fakat bunlar 'terfi istasyonu' olarak adlandırılıyor. Yani bu tesisler, arıtma amaçlı değil çalışan pompa, ekipman ve atıksu hatlarını koruma amaçlı kullanılıyor.

Çökeltim havuzu olması gereken yer İSPARK olarak kullanılıyor

Ön artıma tesislerinde ise çökeltim havuzu olması gerekiyor. Çevre mühendisleri, örnek olarak Kadıköy Atıksu Ön Artıma Tesisi'ni gösteriyor. Bunun projesinde bir çökeltim havuzu bulunuyor. Ne var ki havuzun bulunması gereken alan, İSPARK alanı olarak kullanılıyor. Boğaz’da bulunan Üsküdar, Küçüksu, Baltalimanı, Paşabahçe gibi ‘ön arıtma tesisleri” de aynı nitelikte birer terfi istasyonu. Bu istasyonlar, boğaz dip akıntısının yardımı ile atıksuyun Karadeniz’e iletme düşüncesi ile tesis edilmişler.

Peki tüm bunlar ne anlama geliyor? 

Bunların anlamı şu; İstanbul'un atıksuyunun en az yüzde 60'ı, arıtılmadan deşarj ediliyor. Çevre mühendisleri, Marmara Denizi'ndeki mevcut deşarjların uygulanan hal ve yerlerde çözüm üniteleri olmadığını söylüyor. Sorunun bugüne ait olmadığını söyleyen Çevre Mühendisleri Odası, çözümün de Karadeniz'den bağımsız olmayacağını kaydediyor. Karadeniz'de de benzer bir sorun var. Sadece su sıcaklığı belli bir düzeyin altında olduğundan henüz müsilaj görünür değil.

"Bu coğrafyada yeterince katliam yapılmıştır"

Çevre Mühendisleri Odasının raporu ise Kanal İstanbul vurgusuyla sona eriyor: Bu coğrafyada yeterince katliam yapılmıştır. Yeni bir yük getiecek, ekolojik dengeleri alt üst edip yeni katliamlara yol açacak Kanal İstanbul ve çevresinde planlanan yeşil sermayenin gettosu çılgınlığından vazgeçilmelidir.

Önceki ve Sonraki Haberler
Gündem