CHP 'Göç raporuna' muhalefet şerhi koydu: Türkiye küçük Şam’a dönüştü

CHP 'Göç raporuna' muhalefet şerhi koydu: Türkiye küçük Şam’a dönüştü

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ve Ankara Milletvekili Servet Ünsal, TBMM Göç ve Uyum Alt Komisyonu’nun hazırladığı ‘Türkiye’de Düzensiz Göç ve Düzensiz Göçle Mücadele-Van Örneği’ başlıklı rapora muhalefet şerhi koydu.

 “İktidarın dünyada eşi benzeri görülmemiş bu yanlış kararının etkisiyle Türkiye’nin birçok noktası, kamuoyundaki yaygın eleştiri tabiriyle ‘Küçük Şam’a dönüşmüştür” denilen şerhte, Türkiye’nin dünyanın en fazla sığınmacı, göçmen ve kaçkın barındıran ülkesi haline geldiği ifadesi yer aldı.
Şerhte şunlar kaydedildi:

“Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün benimsediği ve başarıyla uygulanan ‘Ortadoğu ülkelerinin iç işlerine karışmama’ ilkesini reddeden, yıllarca olumlu sonuçlar veren diplomatik hamleleri, Dışişleri Bakanlığı mekanizmasını etkisizleştiren, emperyalist ülkelerin gazına gelerek kendisini Arap dünyasının hamisi sanan, BOP’un (Büyük Ortadoğu Projesi) eş başkanlığı görevine talip olan Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı yüzünden ülkemiz ağır yaralar almıştır, ağır yaralar almaya devam etmektedir.
Dünya barışına zarar veren ABD ve diğer ülkelerle aynı doğrultuda hareket edip, ‘Üç saate Şam’a gireriz’, ‘Emevi Camii’nde namaz kılacağız’ gibi ifadelerle, daha düne kadar ‘Dostum’ diye hitap edilen, Bodrum’a tatile davet edilen Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’la arasını bozan, Suriye’deki iç savaşa müdahil olan iktidar, Türkiye’ye tahmin edilemeyecek kadar zarar vermiştir. İktidarın ‘Dostum Esad’dan ‘Katil Esad’a evirildiği süreçte, iktidar temsilcilerinin İhvancı dış siyaset anlayışıyla Türkiye hem bölgesinde yalnızlaşmış hem de ülkemiz yoğun sığınmacı dalgasıyla karşı karşıya kalmıştır.

“TÜRKİYE’NİN BİRÇOK NOKTASI ‘KÜÇÜK ŞAM’A DÖNDÜ”

Suriye iç savaşının patlak verdiği Mart 2011’den itibaren ülkemize gelmeye başlayan Suriyeli sığınmacıları ilk etapta sınır illerindeki çadır kentlerde barındıran Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı, bir müddet sonra ‘Başınızın çaresine bakın’ anlamına gelen kararla 100 binlerce Suriyeli sığınmacının Türkiye’nin 81 iline dağılmasına sebep olmuştur. İktidarın dünyada eşi benzeri görülmemiş bu yanlış kararının etkisiyle Türkiye’nin birçok noktası, kamuoyundaki yaygın eleştiri tabiriyle ‘Küçük Şam’a dönüşmüştür. Belli yerlerde yoğunlaşan Suriyeliler, kendi gettolarını kurmuştur.
AKP’nin samimiyetten uzak ‘ensar-muhacir’ edebiyatıyla Türkiye Cumhuriyeti, sığınmacılar, göçmenler, kaçkınlar için bir çekim merkezine dönüşmüş durumdadır. Suriyeli sığınmacıların gelişiyle birlikte iktidarın izlediği yol neticesinde, ‘açık kapı’ politikasıyla diğer yabancı ülke vatandaşlarının da Türkiye’ye yönelmesinin zemini hazırlanmıştır. İktidar kadrolarının halen yanlışlarının farkında olmaması dikkat çekmektedir.

Gelinen aşamada Türkiye, dünyanın en fazla sığınmacı, göçmen ve kaçkın barındıran ülkesi haline gelmiştir. 2011 yılında Türkiye’de sadece 58 bin uluslararası koruma altındaki yabancı varken bugün itibariyle baktığımızda ise yalnızca geçici koruma altındaki Suriyelilerin sayısı resmi kayıtlarda 4 milyona yaklaşmıştır. Bunun yanı sıra Afgan göçmen sayısı, büyük bir sıçramayla 300 bini aşmıştır. Iraklı sayısı 150 bini, İranlıların sayısı 50 bini aşmıştır. Bunun yanı sıra Türkmenistan’dan, Özbekistan’dan, Fas’tan, Mısır’dan, Bangladeş’ten, Pakistan’dan, Afrika ülkelerinden ve dünyanın daha birçok yerinden göçmenler akın akın Türkiye’nin yolunu tutmaktadır.

“AKP KADROLARI ‘YETER Kİ GELİN’ ANLAYIŞIYLA TÜRKİYE CUMHURYETİ’Nİ TEHLİKE’YE ATIYOR”

Dünyanın gelişmiş ülkeleri yükün altında ezilmemek adına, toplumsal barışın bozulmaması, vatandaşlarının haklarını korumak adına yabancı ülke vatandaşı göçmenlerin, sığınmacıların geçişine karşı en üst seviyede tedbirler alırken Türkiye’yi uçuruma sürükleyen Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı temsilcilerinin ‘En fazla yabancıyı biz barındırıyoruz’ şeklinde övünmesi, izahı zor bir durumdur. Kanada gibi gelişmiş ülkelerin, çalışma hayatında ihtiyaç duyulan insan kaynağını belli şartları taşıyan sınırlı sayıdaki göçmenlerle karşıladığı ve gettolaşmaya karşı ciddi tedbirler aldığı düşünüldüğünde, 20 yıldır yetki ve sorumluluk makamlarını işgal eden Adalet ve Kalkınma Partisi kadrolarının ‘yeter ki gelin’ anlayışıyla Türkiye Cumhuriyeti’ni tehlikeye attığı açıkça görülmektedir.
İktidarın ‘göz yummak’ olarak nitelendirilebilecek tutumu nedeniyle sınırlarımız, deyim yerindeyse yol geçen hanına dönmüştür. Yurda kaçak yollarla geçişlerin önüne geçilememektedir. Göçmen kaçakçılığını meslek edinen şahıslar, Türkiye’ye kaçak girenlerin bu yolculuğunu videoya çekip sosyal paylaşım sitesi TikTok’a yükleyerek, ‘Yüzde 100 giriş garantili’ şeklindeki ifadelerle ‘müşteri’ kazanmaya çalışmaktadır.

“VATANDAŞLARIMIZ KENDİLERİNİ GÜVENDE HİSSETMİYOR”

Kentlerimizde düzensiz göçmenlerden, sığınmacılardan, kaçkınlardan kaynaklı sorunlar giderek büyümektedir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, yurda kaçak yollarla giren göçmen ya da sığınmacı statüsüyle şehirlerde her yerde karşılarına çıkan yabancı uyruklu şahıslar karşısında kendilerini güvende hissedememektedir. Basında çıkan haberler, sosyal medyaya yansıya görüntüler, kamuoyunun gündemini oluşturan gelişmeler kaygı verici boyutlara ulaşmıştır. İktidar gücünü elinde bulunduran AKP’nin, bürokrasinin, yetkili kurumların günü kurtarma adına yaptıkları açıklamalar, attıkları adımlar, kamuoyunda inandırıcı ve samimi bulunmamaktadır.

İstanbul’un Bağcılar ilçesinde dükkânın önüne koyduğu sandalyeye oturarak etrafa tehditler savuran Suriyeli zorbanın görüntüleri, hala zihinlerdeki tazeliğini korumaktadır. İstanbul başta olmak üzere birçok yerde kadınları gizlice videoya çekip sosyal medya hesaplarından paylaşan yabancı uyruklu sapıklar, sokaklarda kol gezmektedir.

TikTok, Facebook, Twitter ve Instagram gibi sosyal medya platformlarında Türkiye Cumhuriyeti’ni aşağılayıcı, güvenlik güçlerimizle alay edici, halkı kin ve düşmanlığa sürükleyici, toplumda kargaşa çıkarmaya amaçlayan paylaşımlar konusunda adeta birbirleriyle yarışan yabancı uyruklu şahısların söz konusu hadsiz cesaretlerinin kaynağının iktidarın yanlış göç ve uyum politikası olduğu akıldan çıkarılmamalıdır.

Göçmenlerin, sığınmacıların Türkiye’de karıştığı suç oranlarında gözle görülür bir artış yaşanmaktadır. Her ne kadar resmi verilerle yabancıların karıştıkları suçlar düşük gösterilmek istense de suça karışan yabancı uyrukluların önemli bir çoğunluğunun kayıt dışı olduğu, bu durumun suç oranlarına yansımadığı bilinmektedir.

Türkiye’de çete kuran, kendi aralarında hesaplaşan, aynı uyrukta oldukları gruplarla ya da başka ülke vatandaşlarıyla kavgaya tutuşan, sokakları savaş alanına çeviren, gasp, yaralama, cinayet, çocuğa yönelik cinsel taciz suçuna karışan, silah ve kesici aletlerle paylaşım yapan yabancı uyruklu şahıs ve gruplara ilişkin haberler sıradanlaşmaktadır.

“SARAY YÖNETİMİNİN TUTARSIZ POLİTİKALARI GÖÇMEN SORUNUNU ÇÖZEMEYECEĞİNİ GÖSTERİYOR”

Saray yönetimi; tutarsız, birbiriyle çelişen, U dönüşlü, öngörüsüz, ciddiyetten uzak politikalarla ve açıklamalarla sığınmacı meselesini ve kaçak, düzensiz göçmen sorununu çözemeyeceğini gözler önüne sermektedir.

Ensar-muhacir kavramları üzerinden meseleyi bağlamından kopararak yanlış değerlendirmeler yapmasıyla bilinen Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 Mart 2022 tarihinde Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte yaptığı açıklamada, ‘Göndermeyeceğiz’ çıkışında bulunmuştu. Sığınmacıları ve göçmenleri sahiplenen Erdoğan, ana muhalefet partisinin ve yanındakilerin ‘Biz seçimi kazandığımızda bu ülkedeki mültecileri ülkelerine göndereceğiz’ dediğini aktararak, ‘Biz göndermeyeceğiz. Çünkü biz ensarın ne olduğunu, muhacirin ne olduğunu peygamberi bir metot olarak çok iyi biliriz. Kalkıp da bu ülkedeki 5 milyon mülteciyi, eğer iktidar olurlarsa tekrar Suriye’ye, Afganistan’a göndereceklermiş. Biz göndermeyeceğiz. Biz ev sahipliğine devam edeceğiz. Bundan tedirgin değiliz’ ifadelerini kullandı.

Erdoğan, bir ay sonra ise muhalefetin sığınmacı ve göçmen kaçakçılığı, düzensiz göçmen meselesinde Türkiye’yi bekleyen tehlikeye dikkat çekmesi üzerine geri adım attı. 18 Nisan 2022’de Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Merkezi’nde büyükelçilere yönelik düzenlenen 13. Geleneksel İftar Programı’nda konuşan Erdoğan, ‘Suriyeli kardeşlerimizin gönüllü ve onurlu geri dönüşleri için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz’ sözleriyle herkesi şaşırttı.

Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan, 3 Mayıs 2022 tarihinde de Suriye’deki İdlib Briket Evleri Açılış Töreni’ne videolu mesaj göndererek, Türkiye’deki 1 milyon Suriyeli sığınmacının ülkelerine gönderilmesi için çalışmalara başlandığını söyledi. Azez, Cerablus, El Bab, Tel Abyad, Resulayn ile 13 bölgedeki geniş kapsamlı projeden bahseden Erdoğan, ayrıca ‘Suriye’nin diğer kısımları da güvenli hale geldiğinde gönüllü geri dönüşler için gereken zemini hazırlamanın gayreti içinde olacağız’ dedi.

Çok geçmeden, 11 Mayıs 2022 tarihindeki Adalet ve Kalkınma Partisi İl Başkanları Toplantısı’nda yeniden ‘ensar-muhacir’ hamasetine sarılan Erdoğan, sığınmacı meselesi üzerinden çözüm önerilerini dile getiren Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu hedef alınken ‘Biz bu görevde olduğumuz sürece bu kardeşlerimizi bu ülkeden geri gönderemeyeceksiniz’ ifadelerini kullandı.”

Önceki ve Sonraki Haberler
Politika