CHP'nin Roman adayı: Halkın umut ettiği yarınlar bizlerin elinde

CHP'nin Roman adayı: Halkın umut ettiği yarınlar bizlerin elinde

Toplumun birçok direnen kesimi gibi Roman yurttaşlardan da CHP'ye milletvekili aday adaylığı başvuruları geldi. Bu isimlerden de biri Roman aktivisti Bahattin Turnalı oldu. İstanbul'da CHP'nin örgütlenmesinde önemli görevler üstlenen,...

Toplumun birçok direnen kesimi gibi Roman yurttaşlardan da CHP'ye milletvekili aday adaylığı başvuruları geldi. Bu isimlerden de biri Roman aktivisti Bahattin Turnalı oldu. İstanbul'da CHP'nin örgütlenmesinde önemli görevler üstlenen, son İstanbul Kongresi'nde de il yönetimine seçilen Turnalı ile Roman yurttaşların maruz kaldığı ve yaşadığı kentsel dönüşüm, yoksulluk, ayrımcılık gibi sorunları ??????Toplumsal ile konuştu.

Dahası Turnalı, sorunların altını çizdiği gibi çözüm önerilerini de sıraladı. CHP'nin Roman adayı, 24 Haziran'da Meclis'e girmeye hak kazanırsa Romanların yaşam mücadelesini için yapacaklarını açıkladı. 

Bahattin Turnalı söyleşisi şöyle...

Son kongrede İstanbul il yönetimine girdiniz. Bu süreç basına "94 yıl sonra bir ilk..." ifadeleriyle yansıdı. Erken seçim öncesinde, CHP içindeki en kritik olay İstanbul Kongresi'ydi... Erken seçime giden yolda İstanbul Kongresi nasıl bir uğraktı, bağlantısını kurmak mümkün mü?

Yıllardır sivil toplum içinde insan hakları, Romanların vatandaşlık haklarına erişimde yaşadığı sorunlar ve çözüm önerileri ile ilgili ulusal ve uluslararası alanda çalışmalarımız var, hep sivil toplum ile siyaset arasındaki ince çizgide durmuşumdur ama gelinen süreçte sivil toplum ya da siyaset kurumu arasında bir uçurum oluşturan iktidar partisinin uygulamaları ve toplumu kutuplara ayrıştırmasından dolayı sivil toplum ve örgütlenme bilinci ile 2014 yılında siyasete girme kararı aldım ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin il komisyonlarında görev yaptım. 

En son CHP İstanbul İl Başkanlığı'nda Sosyal Politikalar Komisyonu üyesi olarak örgüt içerisindeydim ama bir görev ve kurumsallık üzerinden değerlendirirsek sayın il başkanım Dr. Canan Kaftancıoğlu'nun listesinden İstanbul'da yaşayan 780 bin ila 930 bin Roman nüfusunun sorunlarını 94 yıl sonra siyasi zemine taşımak gibi ağır ve kutsal bir yüküm oldu. Yaklaşık 3 aylık kısa bir sürede İstanbul’un 39 ilçesinde, 27 ilçe ve 238 mahallesinde çalışmalar yaparak AKP’ye yoğun oy çıkartan yereli örgütümüz ile buluşturduk. Hak temelli ve ihtiyaç temelli sorun sıkıntılarına merhem olduk. Bu ülkenin en köklü partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi''nde çok önemli bir İstanbul kongresi yaşamak ve tecrübe heyecan edinmek çok ciddi bir yolda ilerlediğimi, bu yolda yürürken milletin ve bu coğrafyanın çocuklarının vebalini geleceğini taşıdığımın hassasiyeti içinde olmam gerektiğinin sorumluluğunu oluşturdu bende. Tam bu sürece uyum sağlamışken tüm bu çalışmaların kendini göstereceği bir seçimle karşı karşıya geldik, çalışmalarımızdan ve halktan aldığımız sorumlulukla umudumuz inancımız tamdır. Halkın umut ettiği yarınlar bizlerin elinde; kimsenin şüphesi olmasın.

 Neden CHP?
Sosyal demokrat ve halkçı yaklaşımıyla tüm inanç ve düşünce özgürlüklerine ev sahipliği yapan ve bu yapıları özüne zarar vermeden - verdirmeden savunan ve daima katılımcı demokrasiyi savunan uygulayan bir siyasi kurum olduğu için Cumhuriyet Halk Partisi. Hemen somut örnek verecek olursak; Cumhuriyetimizin 92'nci yılında, Roman yurttaşların yani bizlerin gönlünde benliğinde bir nakış oluşturmuştur. Bilirsiniz nakış kelimesi ne kadar sade bir kelime olsada Anadolu’muzun bu toprakların emeğini umudunu beklentilerini hayallerini geleceklerini geçmişlerini yansıtır. Genç kızlarımızın gözlerinin bir bakıma feridir, erkeklerimizin namusudur. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi’nin biz Romanlara işlediği nakış da budur ve eş anlamlıdır. 2010 yılında AKP hükümetinin yaptığı, altı boş olan 'Roman Açılımı'nın sadece "yaptık mı yaptık" demelerinden dolayı Romanların yoğun yaşadığı bölgelerde hala sorunlar olduğu gibi duruyor. Ve bu minvalde Türkiye’de yaşayan yaklaşık 6 milyon ila 7,5 milyon Roman (Çingene) nüfusa TBMM’de temsil yetkisi vererek bu süreci taçlandıran Cumhuriyet Halk Partisi, bu sürecin devamını getirerek ülkenin görünmeyen yüzü olan Roman yurttaşları parti politikalarıyla d,a siyasi alanda da destekleyecektir, işte bu yüzden CHP...

Bir Roman aktivist olarak CHP'deki yerinizi ve mücadelenizi nasıl tarif ediyorsunuz?
Cumhuriyet Halk Partisi’nde aktivist kimliği ile bulunmak gerçekten büyük bir avantaj, çünkü parti gücünü halktan halkın kendisinden alıyor. Bu durumda ben de sahayı zemini tanıyan biri olduğum için mücadelemiz parti içinde kolaylaşıyor, daha rahat söz hakkımız oluyor, taban örgütlerinin çalışmalarıyla birlikte tavana kadar ulaşabiliyorum. Aslında bence en önemlisi de bu; ulaşılabilir olmak. Böylece yerel ve genel yönetimlerde sorunlar görünür kılınıyor. Mücadele etmenin keyfi de bu zaten.

Roman yurttaşların sıkıntı her seçim döneminde dillendiriliyor. Siz nasıl sıralıyorsunuz Romanların sorunlarını? 
Romanların sorunları, her seçim döneminde evet, dillendiriliyor fakat siyasi partilerin görmek istediği sorunlar bunlar ya da işine geldiği kadarıyla olan sorununu dillendiriyor. Aslında onların da toplumun tamamını kucaklayacak politikaları oluşturacak ekiplerinin olmayışıdır bu bence. Örneğin kırılgan gruplar için ayrı bir politika öneren siyasi kurum yok. Hep yüzeysel ve toplumun genelinin meydanlardaki sorunlarının çözüme ulaşılması ile alakalı dile getiriliyor, oysa arka sokaklardaki sorunlar çok başka... 

Bir kere Romanların ayrımcılık gibi bir sorunu var ki mübarek, bir yapışınca gitmek bilmiyor, tabii ki bunun gitmesi için de hiçbir otorite üstüne düşeni yapmıyor. Alt yapısını ayrımcılığın oluşturduğu birçok sorunla aslında Romanlar kendi kendine boğuşuyor. En acısı da ne biliyor musunuz; Romanlar ve Roman gibi yaşayan gruplar daha erken yaşlarda önyargılara ve ayrımcılığa maruz kalıyor. Bunu ilkokulda aynı sırayı paylaştığı sınıf arkadaşı ve onun ailesiyle daha da derinlemesine yaşıyor.

Romanların yoğun yaşadığı mahallelerin de durumu ortada. Yerel yönetimlerin sorumsuzluğu, yerelde siyasi katılımın olmaması mahalleyle köprü kurularak mahalleye girme olanaklarını ortadan kaldırıyor ama neyse ki son dönemde Roman dernekleri köprü kurulmasına destek veriyor, alan açıyor ama çalışacak insan hala lazım. Dolayısıyla Romanların yaşadığı sorunlar aslında hep içiçe geçmiş; eğitim, sağlık, istihdam, barınma, ayrımcılık, önyargı, sosyal hayata entegrasyon, hukuka erişim gibi konu başlıklarıyla sorunları sıralaya bilirim. Neyse ki bizim sesimizi soluğumuzu anlayan bu aralar çok insan olacaktır, çünkü şu an güzelim ülkemizde herkes dezavantajlı, herkes hukuka erişimde sıkıntı çekiyor, herkes işsiz, bizim kadar olmasa da herkes eğitimsiz, herkese ayrımcı gözle bakılıyor, "tek tip makul vatandaş" profili oluşturuluyor. Bizim böyle bir oluşuma zemin hazırlamamız mümkün değil. Özgürlük demokrasi gibi insan olmanın verdiği hakları sonuna kadar kullanmak istiyoruz, mücadelemiz büyük...

Milletvekili olduğunuzda, bu konuda TBMM'de neler talep edeceksiniz?
Öncelikle bu topraklar bende çok şey uyandırır, ailem Cumhuriyetimizden eskidir İstanbul’da, bir kısmı da mübadele ile gelmiş Türkiye’ye, hasretimiz, üzüntümüz, şarkılarımız, oyunlarımız, gözyaşlarımız var burada. Bu sebeple insana dair, Cumhuriyetimize dair karar verenlerden olursak, Meclis'e girmek nasip olursa, toplumun ülkenin devletin ve en önemlisi insanın hayatına dokunan, insanca yaşamanın mümkün olduğu her şeyi toplumsal birliktelik çatısı altında kalemimin son mürekkebine, sesimin-soluğumun sonuna kadar talep edeceğim.

Roman mahalleri dönüştürüldü, dönüştürülüyor. Kentin organik parçası olan Romanlar, şehir dışına adeta sürülüyor. Ne yaşıyor şu an bu 'dönüştürülen' mahallelerdeki insanlar? Meclis'e girerseniz, bu konudaki çözüm öneriniz ne olacak?
Roman mahallelerinin ortak kaderidir bu dönüşüm hikayeleri... Sulukule ile görünürlüğü arttı ama bu sorun aslında Sulukule'den de eski. Günümüzde ne kadar çok mağdur edilse de Romanlar, bu mağduriyetlerinden ders çıkaramadan daha sert yaptırım ve uygulamalarla karşı karşıya geliyor. Dönüşüme uğrayan mahalleler aslında dönüşmüyor, insanlar yerlerinden, yurtlarından ve hatta kendilerinden kopartılıyor. Çünkü dönüşüm dedikleri; hikayeleri kendi kafalarında oluşturdukları, bu insanların hayatlarını dizayn etmeye yönelik yaptıkları planlar. Ve yaptıkları planlarla, bu insanları şehrin ve sosyal hayatın merkezinden göndermek gibi hedefleri var, bunca yıldır yaptıkları bu söylemin altını fazlasıyla dolduruyor. Yerlerinden edilen Romanlar eskisinden çok daha zor koşullarda barınmaya ve diğer insani ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyorlar. 

Hukukun üstünlüğüne ve uygulayıcıların yükümlülüğüne inanan, güvenen biri olarak yasalarla ve kanunlarla kendimizi ve yarınlarımızı koruma altına alacağım, çünkü biz bu ülkenin yarınlarına aşığız...