CIA ve analiz

CIA ve analiz

Bir istihbarat teşkilatından beklenen politika yapıcıların doğru karar verebilmesi için gerekli istihbaratı üretmektir. CIA, özellikle 2001 sonrasında Amerikalı devlet adamlarının önyargılarına dayalı olarak oluşturduğu yanlış...

Bir istihbarat teşkilatından beklenen politika yapıcıların doğru karar verebilmesi için gerekli istihbaratı üretmektir. CIA, özellikle 2001 sonrasında Amerikalı devlet adamlarının önyargılarına dayalı olarak oluşturduğu yanlış politikaları destekleyecek istihbaratı uydurma işine yönelmiş, istenmeyenleri söyleyenler ise dikkate alınmamıştır. Trump döneminde de değişen bir şey yoktur. CIA, şimdi de İran ve Kuzey Kore ile ilgili Trump yönetiminin ön yargılarına uygun kanıtlar oluşturacak istihbarat peşindedir. Üstelik ABD Dış İşleri Bakanlığı’nın şu sıralar çok önemli sorunları var. Hükümetin diplomasi dışı yöntemleri sevmesi nedeni ile işlevselliğini kaybeden bakanlıkta, tecrübeli personel emekliliği tercih ediyor. Eski Bakan Tillerson kendini bakanlık çalışanlarından izole etmiş, 7. Katta bir süitte kendi adamları (30 kadar derin devlet kariyercisi) ile çalışıyordu. Tillerson, Trump’ın sadık adamı olmayı başaramadı ama önceki CIA direktörü olan yeni Dış İşleri Bakanı adayı Pompeo da doğruları söyleyebilecek biri değil.

CIA’nın geçmişini birkaç cümle ile özetleyecek olursak, parlak kısa süreli başarıları yanında uzun süren başarısızlıkları olan bir istihbarat servisi olduğunu söyleyebiliriz. Batı medeniyeti tarihinin en güçlü ülkesi, birinci kalite casus teşkilatı olmayı başaramadı. CIA’nın en önemli sorunları; yanlış değerlendirmeler, iki yüzlü yöneticiler, düşman ajanlarının sızması ve genel kişisel yetersizlik olageldi. 2013 yılında emekli olan CIA Direktör Yardımcısı Michael Morell’e göre; ABD, yanlış istihbarat üretmek için kurulmuş, mükemmel çalışan bir istihbarat sistemine sahiptir. Toplanan bilgilerin doğruluğu kontrol edilmediğinden hatalı analizlere gidilmektedir. Örneğin terörle mücadelede askeri istihbarat toplayan DIA’ya gelen bilgilerin pek çoğu kendini önemli göstermek isteyen analizci önyargıları başta olmak üzere farklı nedenlerle fabrikasyondur. Toplanan istihbaratın doğruluğunun teyit edilmesi gereği bütün istihbarat teşkilatlarının genellikle unuttuğu bir eksikliktir. NSA’nın topladığı bilgilerin %95’i hiç işlem görmemektedir.

TİPİK BİR CİA ANALİZCİSİ NASIL ÇALIŞIR?
CIA çalışanından özellikle “düzenli yazma gerektiren kariyer merakı'' aranır. Tipik bir CIA analizcisi günün büyük bölümünü odacığı içinde oturarak gelen gizlilik dereceli bilgileri monitöründen izlemekle geçirir. Bu bilgiler CIA Operasyonlar Başkanlığı, haberleşme kayıtları, diplomatik raporlar, askeri ataşe raporları, uydu görüntüleri ve daha az oranda seçilmiş medya raporları olarak gelir. Gün boyu gelen bilgileri izleyen, kendisi için bilgi arayan analizci, aslında devam eden istihbarat raporu çalışması ya da uzun dönemli bir projeyi geliştirme gayreti içindedir. Analizci bilgiyi önce entegre etmek, sonra değerlendirmek ister. Değerlendirilen bilgi uyumlu şekilde bir kapsama sokulur ve bitmiş istihbarat ülke için yansımaları hakkında değerlendirme ve hükümleri içermektedir. Gene de yarım yüzyıldır istihbarat analizinde gerçek bilişsel sürecin, istihbarat analizinin pratikte nasıl yapılacağı iyi anlaşılamamıştır. Tarihsel olarak, istihbarat analizi belirli standart ve niteliklere yapılan bir profesyonel iş olmaktan ziyade geçmiş pratiği ile yapılan bir bilgi değişimi olarak görüldü.

Sinema filmlerinde görülenin aksine terörist ağlara sızılması ya da daha teknik özelliklerin kullanılması istisnai durumlardır. Tecrübeli analizci belgeye konmamış bilgiler için kendi gayri resmi ağını kullanır. Medya ve Kongre ile temas yasaktır, ancak, CIA temsilcisi huzurunda ve resmi izin ile olabilir. Analizci ve toplayıcılar arasında gayri resmi temas çok yavaş olabilir. Analizci için en önemli kaynak gayri resmi hattır yani eksik bilgileri bilen ya da bileni bilen kişiyi tanıyor olmalıdır. Etkin analizci ancak bu gayri resmi hat ile ilerler. Gayri resmi ilişkiler çok fazla bilgi değişildiğinde ya da güvenlik nedeni ile telefon numaraları verilmediğinde zorlaşır. Diğer yandan kablolu hatlardan o kadar çok bilgi gelmektedir ki, analizci bütün gün sadece bunları okusa yetmeyebilir. Hâlbuki ondan beklenen bulmacayı çözecek bilgiyi yakalamak ve değeri olan bir analiz sağlamaktır. Bilginin bu kadar çok olduğu durumlarda analizciler için daha dar çalışma alanları verilmesi doğru olur.

CIA’DA CARİ İSTİHBARATIN ÖNE ÇIKIŞI; ANALİZCİLERİN AZALMASI
Soğuk Savaş’ın büyük bölümünde analizcilerin işi uzun raporlar yazmaktı. Artık istihbarat ürünleri oldukça spesifik ve taktik amaçlıdır, çünkü anlayış taktik olmuştur. İstihbarat günlük işlere öyle dalmıştır ki, stratejik bakışını kaybetmiştir. Stratejik istihbaratın öneminin azalmasının nedenlerinden birisi terörle mücadelenin öncelikli görev olması ve bu nedenle taktik istihbaratın öne çıkması idi. Öte yandan, son 20-30 yıldır istihbarat analizi ulusal güvenlikten ziyade kolluk görevleri ve iş dünyası için daha önemli oldu. George Tenet’in CIA Direktörü olduğu 1997-2004 yılları arasında Afganistan hakkında istihbarat en çok HUMINT yolu ile geldi. Bu da yapılan görüşmeler ve sorgulamalar yolu ile edinildi. Bu tür istihbarat ise genellikle spekülasyona açık ve ikinci el dedikodular hatta yalanlarla bezenmiştir. Bu istihbaratı kullanacak analizci ise bunları ayıklamak zorunda idi. CIA eski analizcisi ve Başkan’ın danışmalarından Bruce Riedel bunu şöyle açıklamaktadır; “Analiz içinden çıkılmaz bir yap-boz bulmaca gibidir. Belki bulmacanın 200 parçası var ama siz 500 ya da 1.000 mi diye düşünüyorsunuz. Ama 200 parçanın yarısı bile elinizde yok ve olanlar da yanlış bulmacaya gelmiştir. Ve her saat birileri size on yeni parça daha veriyor ve gene onların dokuzu bu bulmacaya ait değil.''

11 Eylül 2001 sonra Başkan Bush’un yaptığı ilk ve en ciddi hatta istihbarat analizcilerinin sayısının azaltılması oldu. Bush ve Cheney, gelen raporlardan CIA’nın yeterliliği konusunda şüpheye düşmüşlerdi. Gelen raporlar analiz edilip, süzülmüyordu. Buna rağmen hatalar zinciri devam etti ve gelen raporlardan Saddam Hüseyin’in kitle imha silahı peşinde olduğu ve El Kaide ile bağları olduğu kanaatine sahip oldular. Bush, çöpten kendine göre altın istihbarat çıkarmıştı. 11 Eylül 2001 sonrası işe alınan ve tecrübeleri ancak 10 yıla ulaşan analizciler, Amerikan istihbarat toplumunun yaklaşık yarısını teşkil etmektedir. 2007 yılında CIA’da dört yıldan az tecrübesi olan her 10 analizciye karşılık, 10 yıldan fazla tecrübesi olan bir analizci vardı. Kritik analizler için gerekli olan analizcinin pratik ve uzmanlık ihtiyacı da çoğu kez bir kenara bırakıldı. CIA yöneticileri analizcilerin işinin bilgisayar başında oturarak haftada en az bir kere kablo trafiğinden gelen bilgi ve raporları okumak olduğunu düşünüyordu.

SONUÇ: OLAYLARA ÖNCÜ İSTİHBARAT
CIA, uzun zamandır düşük performans ile çalışıyor, çalışanlarının moralinin bozuk olması bunun göstergelerinden biri. CIA elemanları işyeri hassasiyetlerinden korkar, yüksek korunma ister. CIA direktörlerinin başı şimdilerde özel sözleşmeci şirketler, dış operasyonlar ve teşkilat sızıntıları ile derttedir. CIA Analitik Daire çalışanlarının %35’inin işi operasyonları desteklemek iken, %10’u ülke dışında kullanılmaktadır. Kısaca artık analizciler rapor yazmıyor, olaylara öncülük ediyor. Ulusal İstihbarat Direktörlüğü dâhilinde 2.600 analist çalışmakta, bunlar 56 istasyon halinde sahada yer almaktadır. ABD istihbarat teşkilatları gittikçe uzman merkezli hale gelmektedir. Bu uzmanlık içinde akademik hayattan elde edilen bilgiler, özellikle diğer ülkelerde kariyer peşinde koşan akademisyenlerin çalışmaları önemli bir yer tutuyor. Bunlara ''işbirlikçi istihbarat’ deniyor ve başka bir makalede ele alınmayı hak ediyor.

GENEL