Demirtaş'ın Avukatı Mahsuni Karaman ABC Gazetesine konuştu: Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi daha sert kararlar alabilir

Demirtaş'ın Avukatı Mahsuni Karaman ABC Gazetesine konuştu: Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi daha sert kararlar alabilir

10 Büyükelçinin imzasıyla başlayan çağrı aslında ne anlama geliyor? AİHM kararları neden önemli ve yaptırımları neler? Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın avukatı Mahsuni Karaman sorularımızı yanıtladı.

ABC Kritik / Serkut BOZKURT

10 Büyükelçinin imzasıyla gündeme gelen ve krize neden olan Kavala çağrısı sonrası bugün Almanya ve Fransa hariç 8 ülke Viyana Sözleşmesini hatırlatması ile devam etti. Diplomasideki deyimle 8 ülke 'geri adım' attı.
Ancak uluslararası hukukçular ve eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın avukatı Mahsuni Karaman'a göre son yapılan açıklamalar ve çağrıların dozu yükselecek.
Çünkü;
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi (AKBK), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararı uyarınca Demirtaş ve iş insanı Osman Kavala’nın 30 Kasım’a kadar serbest bırakılmaması halinde Türkiye hakkında yasal ihlal sürecini başlatma işaretini verdi.

10 Büyükelçi neden çağrı yaptı?

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi adına açıklama ve/veya çağrı, üye ülkelerin Dışişleri Bakanları, Büyükelçileri ve sözcüleri tarafından yapılıyor. Bu nedenle 10 Büyükelçi çağrı yapmak zorunda kaldı. Yaptırım ve çağrıların adresi bu yetkililer.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 10 Büyükelçiyi 'istenmeyen kişi' ilan edeceğiz diye hedef göstermesinden sonra önce iç, sonra dış politikada krize neden olan olayın temelinde bu yatıyor.

Kriz büyüyebilir

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) aldığı kararları uygulamak zorunda olan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi adına 10 büyükelçi tarafından yapılan açıklamanın temelinde yatan neden bu.
8 Büyükelçinin geri adım atmasıyla 'şimdilik' durulan kriz 30 Kasım - 2 Aralık tarihleri arasında daha da büyüyecek.

mahzuni-karaman.jpg

(Mahsuni Karaman / Demirtaş'ın avukatı)

Karaman süreci anlattı 

ABC Gazetesi'nin sorularını yanıtlayan Demirtaş'ın avukatı Mahsuni Karaman bu tarihe dikkat çekti ve şunu söyledi:

10 Büyükelçinin çağrısıyla başlayan daha sonra Fransa ve Almanya hariç elçilerin Viyana Sözleşmesini atıfta bulunması Demirtaş ve Osman Kavala davalarında bir değişikliğe neden olmaz. Hatta benim öngörüm bu tarihler (30 Kasım - 2 Aralık) arasında alınacak kararlarda infaz sürecinin daha net, sert ve hızlı olması istenebilir.
AİHM'in kararını Demirtaş davası üzerinden örnek vermek gerekirse; Saray'a yakın tırnak içinde hukukçular ve gazeteciler hamaset yapıyor. Bu hamaset, AİHM ve hukuk kararlarını değiştirmez. Anayasa'nın kalbinde yer alan 90'ıncı madde var.
Ayrıca yine Saray'a yakın isimler tarafından sık sık Türkiye karara uymazsa yaptırım yok, bir şey olmaz deniyor.

Yaptırımlar var

Değil. Yaptırım var.
Azerbaycan örneği var.
AİHM’de görülen Loizidou davası var.
Kıbrıs Rum Kesimi’nden binlerce başvuruya emsal olmasıyla gündeme gelen ve Ankara’nın sonunda rekor miktarda tazminat ödemek zorunda kaldığı Rum Titina Loizidou, ilk başvurusunu 19 Mart 1989’da yaptı.
Azerbaycan'da ise AİHM kararlarını uygulamadığı için 2017 yılında Azeri muhalif Ilgar Mammadov'un tutukluluğu nedeniyle Azerbaycan'a karşı açılmıştı. Mammadov, Ağustos 2018'de ise serbest bırakıldı.
Uymak zorunda kaldı Azerbaycan.
Bu iki örneği denetleyen, takip eden Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi. AİHM'in aldığı Komitenin de takip ettiği kararları uygulayanlar işte bu büyükelçiler. Yani bu kararların açıklanmasındaki amaç iç siyasete karışmak değil, Türkiye'nin uygulamadığı hukuki kararlar. Eğer, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, AİHM'in aldığı kararları uygulamazsa itibarı büyük erozyona uğrar. Buna bence izin vermezler. 

30 Kasım - 2 Aralık tarihlerinde toplantı olacak

Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve İş insanı Osman Kavala 30 Kasım-02 Aralık tarihlerinde yapılacak toplantıya kadar serbest kalmazlarsa süreç başlatılacak. 
Bu süreç bence daha sert geçecek.
Yasal süreçte Komite, AİHM'den Türkiye'nin kararlara uymayarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini (AİHS)'yi ihlal edip etmediğini incelemesini isteyecek. 
Şu ana kadar yapılan hamaset de bence o tarihte sona erecek.
İnfaz süreciyle ilgili çıkacak kararın bu nedenle daha sert ve net olacağını düşünüyorum.

Yargı