Deniz Zeyrek yazdı: ‘Şahane’ mi yaşamak, yoksa gerilim filmi sahnesi mi?

Deniz Zeyrek yazdı: ‘Şahane’ mi yaşamak, yoksa gerilim filmi sahnesi mi?

''Türkiye'de son dönemde olup bitenleri hep o sahnelere benzetiyorum. Hayatımız sanki benzer kovalamacaların yaşandığı bir TikTok filmi: Zayıflar kaçıyor, güçlüler kovalıyor''

Hani korku ve gerilim filmlerinde bir sahne olur ya…

Filmin kahramanları saklanmış, yakındaki tehlikeden kaçmaya çalışır. O tehlike kimi filmde dinozorlar, kimi filmde ise piranalar, köpek balıkları, zombiler ya da uzaylılardır.

En ufak bir çıtırtı, kan damlası, koku, filmin kahramanlarını o tehlikenin hedefi haline getirir.  O yüzden, sadece filmdekiler değil, izleyenler dahi nefeslerini tutar, ses çıkarmamaya çalışır.

O da ne? Bir aksilik, karanlıkta üzerine basılan bir çalının çıtırtısı, bir hapşırık, daha önce açılmış bir yaradan sızan kan damlası o tehlikeyi kahramanların üzerine çeker. Önce biri, sonra diğerleri ve kovalamacalı gerilim başlar.

Türkiye'de son dönemde olup bitenleri hep o sahnelere benzetiyorum. Hayatımız sanki benzer kovalamacaların yaşandığı bir TikTok filmi: Zayıflar kaçıyor, güçlüler kovalıyor.

Son zamanlarda, ne yalan söyleyeyim, en popüler film “En kahraman Ekrem”.

Gün geçmiyor ki; İstanbul Büyükşehir Belediyi Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun baş kahraman olduğu bir gerilim sahnesi izlemeyelim. Ekrem İmamoğlu koşuyor, iktidar ordusu kovalıyor.

4denizresim.jpg

10 gün önce yeni bir film geldi. İklim değişti, zemheriye döndü.

Filmin baş oyuncusu Sezen Aksu'ydu. Bir şarkı yazmış: “Şahane bir şey yaşamak”

Hz. Adem ve Hz. Havva'ya söz etmiş. Şarkı beş yıldır çalınıyor, söyleniyor.

Aynı o film sahnesindeki gibi tam her şey yolunda giderken şarkıyı biri duyuyor ve hurraaaa..!

Yakalayın Sezen'i!

Günlerce hop oturduk hop kalktık. Öyle bir sahne izledik ki yakaladıkları takdirde Sezen Aksu'nun dilini koparacaklarını, beynine sıkacaklarını sanıp gerim gerim gerildik, korktuk.

Hurraaaa…

Vurun Sezen'e!

Neyse ki filmin sonunda sağduyulu birileri sahneye girdi. Parti toplantısında Cumhurbaşkanı'na “dilini koparma, haddini bildirme” söyleminin ağır olduğunu söylemeye cesaret edenler çıktı. Bu kadar gerilimin gereksiz olduğunu gören aklı başında birileri, Cumhurbaşkanı'yla ve söz yazarı Şehrazat'la görüştüler, ortamı yumuşattılar. Final sahnesinde Cumhurbaşkanı geri adım attı, mesele kapandı.

O mesele kapandı da ülkede gerilim biter mi hiç? Elbette bitmez!

Sezen Aksu fırtınası bitti. Türkiye'yi esir alan kar fırtınasının konu alındığı yeni bir “En kahraman Ekrem” filmi başlatıldı. Neyse ki o filmin de sonuna geldik.

Bu arada önüme gerçek bir Yeşilçam filminin afişi düştü:

Afişi gönderenler herhalde “Bakın 1967'de dahi böyle şeyler sorun olmazdı, 2022'de ne hale geldik” mesajı veriyordu. Yönetmen Nejat Saydam'ın, yapımcı Mustafa Köseoğlu'nun, oyuncular Fikret Hakan, Sevda Ferdağ, Tanju Gürsu ve Salih Güney'in Yeşilçam'da önemli filmlere imza atmış isimleri olduğunu bildiğimden, afişle yetinmeyip filmi merak ettim. Dijital alemde bulup izledim ve şok oldum. Adem ve Havva hikayesi 1960'lar Türkiye'sine ve siyah beyaz olarak beyaz perdeye uyarlanmıştı. Adem Kaptan, iki oğlu (Hasan ile Kamil), köylülerin elinden kurtarıp, evlenip Deniz ismini verdiği kadın ve sığındıkları cennet gibi sahil…

Yakındaki kasabadaki “kötü adam” Turgut Özatay tabii ki şeytanı temsil ediyordu.

Film bittiğinde “nereden nereye” dedim. 1967'den bu yana geçen sürede Bedri Koraman'ın dansözlü, sülügazlı karikatürlerini dahi alttan alan Süleyman Demirel hoşgörüsü de gitmiş, Yeşilçam özgüveni de.

Elimizde herkesin kendileri gibi yaşamasını isteyen, bunun için de dil koparmaktan, beyinlere sıkmaktan, ezmekten söz eden ve ne yazık ki devletin gücünü ellerinde bulunduran insanlar kalmış.

Yazık ki ne yazık!

Önceki ve Sonraki Haberler
Gündem