"Erdoğan, Berfo Ana'ya söz vermişti. Hani bulacaktınız?"

"Erdoğan, Berfo Ana'ya söz vermişti. Hani bulacaktınız?"

Sözcü yazarı İsmail Saymaz, 12 Eylül'de çekilen acıların sembolü olan Berfo Ana'nın 2011'de Erdoğan ile yaptığı görüşmeyi köşesine taşıdı.

Sözcü yazarı İsmail Saymaz, Erdoğan başbakanlık döneminde 12 Eylül'de çekilen acıların sembolü olan Berfo Ana'ya verdiği "Kemiklerini bulacağız" sözünü hatırlatarak, "Dosya halen Yargıtay 8. Ceza Dairesinin önünde bekliyor. Daire, yalnızca 12 Eylül'deki insanlık suçlarına ilişkin yargılama yapılıp yapılmayacağını, Türkiye Cumhuriyeti'nin hukuk devleti olup olmadığını değil, devletin dokuz yıl önce Berfo Ana'ya verdiği sözü tutup tutmayacağını da karara bağlayacak" diye yazdı. Sözcü yazarı İsmail Saymaz, 12 Eylül'de çekilen acıların sembolü olan Berfo Ana'nın 2011'de Erdoğan ile yaptığı görüşmeyi köşesine taşıdı. "Berfo Ana, 8 Ekim 1980'den bu yana oğlu Cemil'in kemiklerini arıyordu" diye yazan Saymaz, "İstanbul Dolmabahçe'deki Başbakanlık Ofisi, 5 Şubat 2011 günü pek alışılmadık bir misafir grubunu ağırladı. Şimdilerde İstiklal Caddesi'ne bile sokulmayan Cumartesi Anneleri, o dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan ile biraraya geldi. Erdoğan'ın iki sıra yanında 103 yaşındaki Berfo Kırbayır vardı" ifadesini kullandı. Saymaz, Erdoğan'ın görüşmede Berfo Ana'ya “Bulacağım” diye söz verdiğini hatırlatarak, sonraki süreci şöyle kaydetti: "O günlerde AK Parti ve FETÖ'nün Ergenekon ve Balyoz davalarında toplumsal desteğe ihtiyacı vardı. Ayrıca 12 Haziran 2011'de yapılacak genel seçimlerde, sözde darbe karşıtı ve demokrat görünmek gerekliydi. Erdoğan'ın talimatı ile TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu bünyesinde Cemil Kırbayır'ın akıbetinin araştırılması için alt komisyon kuruldu. Halen TBMM'nin internet sitesinde yer alan raporda, Kırbayır'ın Göle'deki Dede Korkut Eğitim Enstitüsü'nde işkencede öldürülüp cesedinin yok edildiği saptandı. Üstelik, işkencecilerin Kırbayır'ın yanı sıra Oruç Korkmaz, Turan Sağlam ve Mahmut Kaya adlı sol görüşlü gençleri de öldürdükleri belirlendi. Bu sayede 2011'de Kars Cumhuriyet Başsavcılığı'nda Kırbayır'ın kaybedilmesine ilişkin 2011/899 numaralı soruşturma başlatıldı. Öte yandan, 12 Eylül'ün lideri Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya'a sembolik bir dava açıldı. İki cuntacının “hastane yatağından” bağlandığı duruşmaya Berfo Ana, İstanbul'dan kilometrelerce yolu ambulansla katederek katıldı. Ne var ki ömrü oğlunun kemiklerini bulmaya yetmedi. Berfo Ana, 2013 yılında ölünce “Şikayetçi kalmadı” denilerek soruşturma kapatılmak istendi. Ve ortaya çıktı ki, meğer Kırbayır'a ilişkin 1986'da soruşturma açılmış, zamanaşımı nedeniyle 2002 yılında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişti. Üstelik bu soruşturmadan Kırbayır Ailesi'nin haberi bile olmamıştı. Aile derhal itiraz etti. Ardahan Ağır Ceza Mahkemesi, 20 Mart 2014'te verdiği kararda, 12 Eylül 2010'daki anayasa değişikliğiyle 12 Eylül'de işlenen suçlar hakkında soruştırma yapmanın mümkün hale geldiğini belirtti ve 2002'deki kararı kaldırdı. Ancak Kars Cumhuriyet Başsavcılığı, o günden sonra da dava açmayarak, komisyon raporunda isimleri tek tek açıklanan suçluların adeta ecelinin gelmesini bekledi. Hatta ağabey Mikail Kırbayır'a “Ceseti getirin, davayı açalım” bile denildi. Başsavcılık, 11 Kasım 2019'da Adalet Bakanlığı'na başvurdu. Yanlış anlamayın, dava açmak için değil. Dosyanın zamanaşımından ötürü kapatılması amacıyla “kanun yararına bozma emri” verilmesi için! ADALET BAKANLIĞI: ZAMANAŞIMINDAN DÜŞSÜN Adalet Bakan Yardımcısı Şaban Yılmaz, kanun yararına bozma için 25 Şubat 2020'de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yazıda, Kırbayır'ın öldürüldüğü tarihteki Türk Ceza Kanunu'na göre zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğu belirtilerek, “Zamanaşımının çok önceden dolduğu” belirtildi. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne göre yaşam hakkı ihlalleri ve işkence suçlarında zamanaşımının uygulanamayacağı anlatıldı. Ancak iç hukuk ile uluslararası hukukun uyuşmaması halinde uluslararası hukukun esas alınacağına ilişkin düzenlemenin 2004'te kabul edildiği belirtildi. Bu tarihten öncesindeki olaylarda AİHS'e öncelik tanınamayacağı, iç hukukun failin lehine olduğu savunuldu. Dosya halen Yargıtay 8. Ceza Dairesinin önünde bekliyor. Daire, yalnızca 12 Eylül'deki insanlık suçlarına ilişkin yargılama yapılıp yapılmayacağını, Türkiye Cumhuriyeti'nin hukuk devleti olup olmadığını değil, devletin dokuz yıl önce Berfo Ana'ya verdiği sözü tutup tutmayacağını da karara bağlayacak."  

Politika