Erdoğan yönetiminin Moskova fiyaskosu

Erdoğan yönetiminin Moskova fiyaskosu

AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında Moskova'da gerçekleşen İdlib zirvesinde masadan eli boş kalkan taraf Ankara oldu.Erdoğan yönetimi neredeyse bütün iddialarını ve taleplerini geri çekti....

AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında Moskova'da gerçekleşen İdlib zirvesinde masadan eli boş kalkan taraf Ankara oldu.

Erdoğan yönetimi neredeyse bütün iddialarını ve taleplerini geri çekti. Örneğin, Şubat ayının sonuna kadar Suriye Ordusu'na çekilme süresi veren Erdoğan, Suriye Silahlı Kuvvetleri'nin bölgedeki kalıcılığını kabul etti. Suriye’nin El Nusracılardan geri aldığı bölgelerden çekilmemesini de kabul etti. Dahası AKP yönetimi, 40 askerin şehit edilmesini gündeme bile getiremeden Ankaya’ya döndü. Erdoğan, ortak açıklamada şehitlere ilişkin sadece "üzücü olay" demekle yetindi.

Öte yandan Suriye hükümetine "rejim" diyen AKP iktidarının "Suriye Arap Cumhuriyeti" ifadesini de kabul ettiği görüldü. Bu ifade ortak açıklamada tam dört kez geçti. Böylece AKP hükümeti Esad yönetimini tanıdığını da örtülü şekilde ortaya koydu.

ZİRVENİN PERDE ARKASI

Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan arasında önce baş başa sonra da heyetler arası devam eden görüşme tam 5 saat 40 dakika sürdü.

Bu uzun görüşme süresi bile krizin boyutunun çok büyük olduğunu göstermeye yetiyordu. Rusya ve Türkiye'nin sıcak bir çatışmanın eşiğine geldiği, 40 şehidin sonsuzluğa uğurlanmak zorunda kalındığı Suriye krizinden sonra yapılan zirve, AKP iktidarı bakımından tam bir diplomatik fiyaskoya dönüştü. Erdoğan yönetiminin neredeyse bütün taleplerini geri çektiği görüldü.

{{unknown}}

Örneğin görüşmeden sonra açıklanan ve 2018 yılı Soçi Mutabakatı'na ek protokol olarak sunulan anlaşmada şu ifadeler yer aldı:

1 ) İdlib gerginliği azaltma bölgesindeki temas hattı boyunca tüm askeri faaliyetler 6 Mart 2020 tarihinde saat 00:01'den itibaren durdurulacaktır.

2 ) M4 karayolunun kuzeyinde 6 km ve güneyinde 6 km derinliğinde bir güvenli koridor tesis edilecektir. güvenli koridorun işleyişine dair ayrıntılı esas ve usuller, Türkiye Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu savunma bakanlıkları arasında 7 gün içinde kararlaştırılacaktır.

3) Türk- Rus ortak devriyeleri, 15 Mart 2020 tarihinde M4 karayolunun Trumba'dan (Serakib'in 2 km batısı) Ain Al Havr'a kadar olan kesimi boyunca başlatılacaktır.

Putin bu maddelerle, 2018 yılı Soçi Mutabakatı kapsamındaki görevlerini yerine getirmeyen Erdoğan yönetimine görevlerini hatırlattı ve bir anlamda sahada elde ettiği inisiyatif sonucu yeniden kabul ettirdi.

ERDOĞAN 'ATEŞKES' DEDİ, PROTOKOLDE GEÇMEDİ

Erdoğan ortak basın açıklamasında "ateşkes" ifadelerini kullandı. Ancak, imzalanan ek protokolde "ateşkes" ifadesi geçmedi. Onun yerine “bütün askeri aktivitelerin durdurulması” ifadesi yer aldı.

Saha için bu tanım ateşkes anlamına gelmiyor. Sadece ateşkes yoluna girmek için önemli bir adım olarak görülüyor. Bu durum, Rusya ve Suriye’nin dinci terör örgütlerine karşı operasyonlarını sürdürecekleri anlamına geliyor.

Daha da önemlisi "askeri aktivitelerin durdurulması" ifadesinin, Türkiye'nin operasyonları durdurması anlamına geldiği de ileri sürülüyor.

Serakib için kritik öneme sahip olan M5 Karayolunu tartışmaya bile açtırmayan Putin, 6 km güneyde 6 km de kuzeyde olacak şekilde güvenlik koridoru oluşturularak M4 karayolunun Suriye Ordusu'nun hakimiyetinde kalmasını sağladı.

[caption id="attachment_138568" align="alignleft" width="1000"] M4 Otoyolu[/caption]

Erdoğan'ın ısrarcı olduğu "tampon ve güvenlik bölge" oluşturulmasına yönelik talepler ise metne hiç girmedi.

'SURİYE ARAP CUMHURİYETİ' DİKKAT ÇEKTİ

Zirvede dikkat çeken bir diğer nokta ise, her iki ülkenin Dışişleri Bakanları tarafından Rusça ve Türkçe olarak okunan, deklarasyon niteliğindeki ortak resmi açıklamada "Suriye Arap Cumhuriyeti” ifadesinin kullanılması oldu.

"Suriye Arap Cumhuriyeti" ifadesi Suriye'nin Birleşmiş Milletler tarafından da kabul edilen resmi adı ortak metinde tam dört kez geçen bu ifadenin Mevlüt Çavuşoğlu tarafından da Türkçe okunması AKP iktidarının örtük şekilde Esad yönetimini tanıdığı şeklinde yorumlandı.

Erdoğan, Suriye Ordusu'na Şubat ayına kadar çekilmesi için süre vermişti.

Ancak Şubat ayı bitmeden 27 Şubat tarihinde Rusya destekli Suriye yönetimince düzenlenen hava saldırısı sonucu tam 36 asker şehit oldu. yaralı sayısı ise bilinmiyor. Dahası kayıp Türk askerlerinin bulunduğu ileri sürülüyor.

Daha sonrasında Bahar Kalkanı Harekatı kapsamında hayatını kaybeden askerlerle birlikte şehit sayısı 60'a yükseldi.

Moskova zirvesinde ise bu konunun gündeme bile getirilemediği, ortak bildiride hiçbir şekilde yer almadığı, ek protokolde de söz edilmediği görüldü. Suriye Ordusu'nun ise ele geçirdiği ve zaten kendisine ait olan bölgelerden geri çekilmeyeceği kabul edildi.

Moskova’da Erdoğan yönetiminin hiçbir talebini kabul ettiremediği, tam tersine bütün iddialarını geri çektiği gibi Suriye’ye yönelttiği tüm tehditlerden de geri adım attığı anlaşıldı.

GERİYE İKİ SORU KALDI

Günün sonunda geriye iki soru soru kaldı:

Mehmetçiğin Suriye'de ne işi var?

Daha da önemlisi 60 asker neden şehit oldu?