Eşcinsel vekilden İstanbul Valiliği'ne Onur Yürüyüşü tepkisi

Eşcinsel vekilden İstanbul Valiliği'ne Onur Yürüyüşü tepkisi

Berlin - Işın ToymazSon yıllarda arka arkaya yasaklanan Onur Yürüyüşü’ne valilikten bu sene de izin çıkmadı.Türkiye’de Onur Haftası boyunca LGBTİ  bireylere yönelik nefret söylemleri ve baskıcı uygulamalar gündemden düşmedi.Alperen...

Berlin - Işın Toymaz

Son yıllarda arka arkaya yasaklanan Onur Yürüyüşü’ne valilikten bu sene de izin çıkmadı.

Türkiye’de Onur Haftası boyunca LGBTİ  bireylere yönelik nefret söylemleri ve baskıcı uygulamalar gündemden düşmedi.

Alperen Ocakları İstanbul İl Başkanı Kürşat Mican’ın, Onur Yürüyüşü öncesi tehdit içerikli açıklamalarının yankıları sürerken bir de buna  İstanbul’da Levent-Boğaziçi Üniversitesi metro hattında tek renge dönüştürülen „gökkuşağı rengi“ tartışması eklendi.

Onur Yürüyüşü’nün „güvenlik“ gerekçesiyle yasaklanmasına Almanya’nın ilk eşcinsel milletvekili olan Hakan Taş’tan ise sert tepki geldi.

2011 yılından bu yana Berlin Eyalet Meclisi’nde Sol Parti milletvekili olarak yer alan  50 yaşındaki Erzincanlı Hakan Taş, Onur Yürüyüşleri’ne son yıllarda farklı gerekçelerle izin verilmemesine „Yasaklanmasa şaşardım zaten“ sözleriyle tepki verdi.

ABC’ye konuşan  Sol Parti Milletvekili Taş, Türkiye’de 2017 yılında da LGBT’lere yönelik baskıların  sürmesini şu sözlerle eleştirdi:

“ALMANYA’DA ONUR YÜRÜYÜŞÜNE BÜTÜN SİYASİ PARTİLER DESTEK VERİYOR“

„Milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırıldığı, gazetecilerin tutuklandığı, insan haklarının giderek daha fazla yok edildiği bir ülkede maalesef ve maalesef sırasıyla herşey yasaklanıyor. Bütün dünyada LGBTİ örgütlerinin onur yürüyüşlerine devlet de destek veriyor. Buna karşılık Türkiye’de valilik tarafından verilen yasak kararı Türkiyenin içinde bulunduğu açık bir şekilde ortaya koyuyoror. Örneğin Berlin’de 22 Temmuz’daki Onur Yürüyüşü’ne bütün Alman siyasi parti temsilcileri katılacaklar. eşcinsel sokak şenliklerine keza öyle. Eşcinseller de bu toplumun bir parçasıdır. Bu yasaklamalar, insan hakları ihlalidir.

Türkiyede vatandaşları sadece ramazan davulu ile değil artık tamamen uyanmaya devam ediyoruz.

“DOKUNULMAZLIKLARIN KALDIRILMASI HATAYDI AMA ADALET YÜRÜYÜŞÜ İÇİN GEÇ DEĞİL“

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu dokunumazlık kaldırılması konusunda Akp-Mhp ile ortaklaşa tavır almıştı. O dönemde Türkiye’de dokunulmazlıkların kaldırılmasının tehlikeli olduğunu söyledik ve ne yazık ki haklı çıktık. Keşke çıkmasaydık. Seçilmiş milletvekillerinin yerine getirilmesini istiyoruz. Ama hiçbirşey için geç değildir. Adalet Yürüyüşü şu an için önemli bir adım. Ancak bu mücadele sadece Adalet Yürüyüşü ile sınırlı kalmamalı ve geniş tabana yayılmalı. Yasakalrı kınıyoruz, eşcinsellere ve bütün insanlara özgürlük diyoruz. Umarız bu kararı tekrar gözden geçirirler. Yasaklanmasa şaşardım zaten. Bu yasaklar kabul edilemez ve ortak mücadele şarttır.

„TÜRKİYE’DEKİ LGBTİ MÜCADELESİNİ DESTEKLİYORUZ

Bir anlamda Türkiye’de giderek artan antidemokratik baskıların özellikle insanların cinsel kimlikleri üzerine yönelmesine pek de şaşmamak gerek. İnsanları belirli bir yaşam biçimine kalıplandırmak isteyen bu politikaları şiddetle kınıyoruz. Bizim demokratik hukuk devleti anlayışımız insanların cinsel, etnik, dinsel kimlik ve yaşam biçimlerini özgürce gerçekleştirmelerinden yanadır. Türkiye’de sürdürülen LGBT mücadelesini destekliyoruz. Bu bağlamda Boğaziçi Üniversitesindeki protesto eylemini takdirle selamlıyoruz.“

Almanya’ya 14 yaşında misafir işçi çocuğu olarak gelmiş ve eşcinsel kimliğini de 18 yaşında hem ailesine hem de arkadaşlarına açıklamış olan Hakan Taş,  cinsel yönelimini Sol Parti Milletvekili olarak resmi web sitesinden de „Ben eşcinselim“ sözleriyle bildiriyor.

Hakan Taş, Berlin Eyalet Meclisi’nde  Sol Parti Sığınmacı ve İçişleri Politikaları Sözcülüğüne devam ediyor.

Türkiye’de homofobik yaklaşımlar siyasi arenada da yankı bulurken, Alman siyasi sahnesindeki LGBT’lere ve eşcinsellere özel çıkarılan son yasal düzenlemelere de bir bakalım.

ALMAN PARLAMENTOSU’NDA „GÖKKUŞAĞI“ AKŞAMI

Bugün Almanya’da hiçbir siyasi partinin LGBT’leri görmezden gelme lüksü yok. Eşcinsellerin sorunları ya da talepleri Alman politik sahnesinde her geçen gün biraz daha etkin rol oynuyor.

Örneğin önümüzdeki hafta, 30 Haziran 2017 Cuma akşamı, Birlik’90 / Yeşiller partisinin Meclis Grubu’nun girişimiyle, Alman Meclisi’nde „Parlamenter Gökkuşağı Akşamı“ düzenleniyor.

Bu etkinlikle önce insan düşmanlığına, aşırı sağcı, Hıristiyan ya da Müslüman köktendinciliğe karşı  mesaj verilecek. Aynı zamanda LGBTI’ler için de eşit haklar talep edilecek.

Federal Alman Meclisi’nde kelimenin tam anlamıyla çokrenklilik ya da daha da açık ifadeyle „gökkuşağı“ iklimi belirgin bir şekilde kendisine yer bulmuş.

18. Alman Federal Meclisi’nde ve Eyalet Meclislerinde milletvekili sandalyelerinde LGBT olarak bilinen çok sayıda, Alman siyasetinin üst düzey ismi oturuyor.

KAPIYI İLK E. DIŞİŞLERİ BAKANI WESTERWELLE ARALAMIŞTI

Aslında Almanya’da politik sahnede E. Dışişleri Bakanı ve Hür Demokrat Parti’nin (FDP) E. Genel Başkanı Guido Westerwelle eşcinsel olduğunu açıklayarak, kapıyı ilk aralayan isim olmuştu. Westerwelle 1999 yılında Venedik’te gondol sefasında çekildiği bir fotoğrafla eşcinsel olduğu sinyalini vermişti. Bununla birlikte 2009 yılında Dışişleri Bakanı olunca, diplomatlar eşcinsel bir Dışişleri Bakanının Arap dünyasında nasıl karşılanabileceği konusunda endişelerini yüksek sesle dile getirmişlerdi. Westerwelle 2016 yılında yakalandığı kansere yenik düşerek, hayata veda etmişti.

FDP’den bir diğer isim ise Michael Kauch. Ancak artık FDP’nin bu LGBT ismi de Meclis’te yok.

SİYASİ YELPAZENİN HER TARAFINDA TEMSİL EDİLİYORLAR

thinkoutsideyourbox’dan alınan bilgiler göre,  bununla birlikte  Meclis’te Birlik’90 / Yeşiller partili Almanya’nın star politikacılarından Volker Beck, ki Beck’i Ditib’in casusluk ithamlarında başta gelen isimlerden biri olarak tanıyoruz, Kai Gehring, Gerhard Schick, Ulle Schauws ve Anja Hayduk yer alıyor.

Almanya Sosyal Demokrat Parti’den (SPD) gökkuşağı bayrağını taşıyan isimlerden biri ise Johannes Kahrs.

Almanya’da 2001 yılında siyasi arenada eşcinsel kimliklerin daha fazla sır olarak kalmasını neredeyse tamamen ortadan kaldıracak son hamleyi ise  SPD’nin yıldız isimlerinden Klaus Wowereit başkent Berlin’deki parti Genel Kurul’unda yaptı ve „Ben eşcinselim ve bu da iyi birşey!“

SPD’li Federal Çevre Bakanı Barbara Hendricks de eşcinsel kimliği gizli olmayan siyasetçiler arasında yer alıyor.

Meclis’te Sol Parti’den Harald Petzold ve Alman muhafazakar parti Hıristiyan Demokrat Birlik’ten (CDU) Stefan Kaufmann, Jens Spahn ve Peter Altmaier, LGBT olarak tanınan vekillerin başında  geliyorlar.

SAĞ POPÜLİST AfD DE EŞCİNSEL AÇILIM YAPTI

Daha birkaç yıl öncesine kadar CDU gibi bir partinin eşcinsel miiletvekilleri ile Alman Meclisi’nde bu kadar aleni bir şekilde temsil edilebileceği tahmin bile edilemezdi. Siyasi otoritelere göre Alman siyasetinde “eşcinsellik“ konusundan kaçış mümkün değil. Bu Almanya’nın yükselen sağ popülist yıldızı AfD için bile geçerli. Almanya İçin Alternatif (AfD) partisi de çağa ayak uydurarak bünyesinde eşcinsel siyasetçilere yer veriyor ve LGBT sorunlarına mesafeli yaklaşmıyor.

Alman siyasetçilerin bazılarının ise kilise huzurunda eşcinsel evlilik yaptıkları da artık bir sır değil.

EŞCİNSEL VEKİLLERİN, LGBT YASALARINA ETKİSİ ÖNEMLİ

Alman Meclisi’ndeki „LGBT“ açılımı beraberinde, eşcinsel evliliklerin tanınması, eşcinsel çiftlerin vergilendirilirken resmi nikahlı çiftlerle eşit haklar kazanması,  Alman Ceza Hukuku’nun eşcinselliği suç sayan 175. Maddesi’nin 1994 yılında kaldırılmasına rağmen mağdurların haklarının iade edilmesi ve tazminat ödenmesi gibi eşcinsellerin birçok talep ve sorununun da gündeme alınmasında ve bu konularda da başarı sağlanmasında önemli rol oynadı diyebiliriz.

ALMAN MECLİSİ’NDE 175. MADDE MAĞDURU EŞCİNSELLERE TAZMİNAT KARARI

Daha dün Federal Alman Meclisi, eşcinselliği suçlu sayan ve 1994 yılında kaldırılan ilgili 175. Madde’ye yönelik bir yasayı oyladı. Söz konusu yeni yasal düzenleme 175. Madde ie yargı kurbanı olan eşcinsellere tazminat ödenmesini öngörüyor. Buna göre hüküm giymiş 175. Madde mağduru her eşcinsele kişi başı 3 bin Euro tazminat ve cezaevinde geçirdikleri her gün için bin 500 Euro ödenecek. Ancak yasa, Federal Meclis Konseyi’nde de oylandıktan sonra hayata geçirilecek.