• Şahin Ciner | ‘Evdekal’ günlerinde deprem olursa ne olur?

    Şahin Ciner ABC Gazetesi için yazdı…

    1998 Marmara depreminden sonraki feryadımıza rağmen, belki de bin yılın felaketi olabilecek bir riske kulaklarını tıkayan AKP, 18 yılda ülkeyi bugünlere taşıdı.

    Bu riski anlamış topluma, meydanlarda “seçimi kaybetsek de depremi gündemimizden çıkaracak adımları atacağız” demeleri, aslında, tam da en yakın seçimi kazanmak için halkı kandırmaya dönük söylemlerdi.

    Feryat ettik, seçmeni uyarmaya çalıştık.

    Kulağa hoş gelen kentsel dönüşüm sloganına sığınarak, helikopterle rant alanlarını belirlediler. Kupon arazileri kendilerinden habersiz kimseye vermediler. Gelir paylaşımını garantiye almak için kucağımıza oturdular bile dediler.

    Bu yolsuzluklar sürerken, yakın siyasi tarihe bakarak TSK’da operasyon yaptılar. Olası yargılanmalarının önünü kesmek için hukuku yok ettiler.

    Kendi deyimleri ile “tüyü bitmemiş yetimi” borçlandırıp, betona para gömmeleri bir yana, 3 yıllık yap işlet devret garantisi ile yapılabilecek köprü, yol, havaalanı gibi kaynakları 25 yıllığına yandaşlara peşkeş çektiler.

    Kimi kimseden ayırmadıklarını halka seçim malzemesi olarak pompalarken, bütün etnik kesimleri, dinleri, mezhepleri tek tek sayarak öncelikle söylemlerinde ayrıştırmayı başardılar. İkinci fazda bunlardan birini sahiplenerek kendilerine göre yarattıkları inanç sistemine din dediler. O dinde kendi yaptıkları sevap, eleştirilerin tamamı günah sayıldı.

    Feryat ettik, seçmeni uyarmaya çalıştık.

    Derken Koranavirüs salgını başladı. Eminiz ki, duydukları ilk andan itibaren kendilerini izole eden tedbirleri aldılar. 83 milyonu yok saydılar, umursamadılar. Salgın kapıya dayanınca, duyarlı yerel yönetimlerin çabalarını engellediler. Başarı sadece kendilerine ait olmalıydı ve yüz binler salgından ölse de, seçmenin olan bitenden haberdar olmaması gerekiyordu. Nasılsa kendi yarattıkları dine inandırdıkları seçmeni, kader, fıtrat ve şehitlikle uyutup, dualarla bir kez daha kandırmayı planlıyorlardı.

    Gelelim asıl olası felakete!

    Sanayi ve ticaret merkezi Marmara bölgesinde yaşayan insan sayısı 27 milyon. Ülke nüfusunun tam 1/3’ü. Korana salgınının en yaygın kentleri bu bölgede.

    27 milyon insanın evi dışında yaşama oranı;

    Salgından önce
    07-19 saatleri arasında %65
    20-06 saatleri arasında %30

    Salgından sonra
    Gün ortalaması %95

    Salgının devam ettiği bu dönemde olası bir MARMARA DEPREMİ ne yapar.

    Salgın öncesi tahmin edilen can kaybı 3 katına çıkar

    Ülkenin siyaset açısından geldiği yer, hırsızlık, hukuksuzluk, yolsuzlukla tanımlanmanın ötesinde olması yanında, bu yok oluşu “İhanet çetesi” yakıştırmaları da açıklayamaz durumdayız.

    Bu olsa olsa, Türkiye’ye göz dikmiş güç veya güçlerin, planlı uygulamaları ile açıklanabilir. Bu plan, Türkiye Cumhuriyetini, öncelikle yaşadığımız bugünlere taşıyacak bir ekibin Siyasi Parti kimliği ile görevlendirilmiş olması ile mümkündür.

    ATATÜRK’ün ölümü ile başlayan Cumhuriyet Devrimlerini durduran ülke yönetimleri, İnönü’nün tarihi hataları ile başladı ve bugünlere geldik.

    Seçmen kafasını kuma gömerek salgın günlerinde deprem felaketini düşünmek bile istemeyebilir ancak; %95’i kapalı ve birçoğu dayanıksız, kendine mezar olabilecek yapılarda yaşayanlar, önlerine sandık konduğunda tekrar düşünmelidir.

    Göçük altından gelen feryatlara yürek dayanmıyor, biliyoruz.

    BİZ UYARILARIMIZA DEVAM EDELİM…

    Havaalanına ahlattaki saraya faize bilmem nerdeki camiye para gömeceğine evde kaldığımız bugünlerde olası bir depremde 2 ay önce deprem olursa istanbul’da 200 bin kişi ölür derken bugünlerde ölüyorsa 2 milyon ölür diyebiliyoruz. Çünkü açık alanlarda otomobilde metroda vs deprem anında bir parça güvenli olan yerlerde 16 milyonun 4 milyonu yaşamını sürdürür. Şimdi 16 milyonun 15 milyonu kapalı yerlerde ve bir çoğu hala kendine mezar olabilecek depreme dayanıksız konutlarda. Felaketi bugün düşünmek bile istemeyebilirsiniz fakat birgun o önünüze sandık konduğunda düşünseniz iyi olacak…