Evrensel Genel Yayın Yönetmeni Polat: Bülent’in nefesi, hepimizin nefesi

Evrensel Genel Yayın Yönetmeni Polat: Bülent’in nefesi, hepimizin nefesi

“Bülent’in nefes almakta zorlandığı anlar, halkın haber alma hakkıyla birlikte arkadaşları, meslektaşları olarak hepimizin nefesine kastedildiği anlardır”

Evrensel gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, bugünkü yazısında, İstanbul Taksim’de önceki gün düzenlenen LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’nde, yaşananları ve gözaltına alınanları görüntülemek isteyen AFP Muhabiri Bülent Kılıç’ın polis tarafından yere yatırılarak boğazına bastırılması ve ters kelepçe ile gözaltına alınması ile ilgili, “Bülent’in nefes almakta zorlandığı anlar, halkın haber alma hakkıyla birlikte arkadaşları, meslektaşları olarak hepimizin nefesine kastedildiği anlardır” dedi. Polat, yazısında son yıllarda haber takip ederken polis şiddetine maruz kalan diğer gazetecileri de değindi.

 Evrensel gazetesi Genel Yayın Yönetmeni  Polat,  İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, suç örgütü lideri olmaktan hüküm giyen Sedat Peker’in kendisi hakkındaki iddialarına cevap vermek için katıldığı programda, kendi döneminde Türkiye’ye ilişkin işkence tespiti olmadığını iddia ettiğini ancak bunun insan hakları örgütleri tarafından raporlarla yalanlandığını belirterek “Bu iddiayı yalanlayan görüntülere İstanbul’da önceki gün düzenlenen LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’nde yeniden tanıklık ettik. Onlarca kişi gözaltına alınırken, yaşananları görüntülemeye çalışan AFP Muhabiri Bülent Kılıç, yere yatırılıp boğazına basılarak ve ters kelepçe yapılarak gözaltına alındı” dedi.

“ABD’nin Minneapolis kentinde, 25 Mayıs 2020’de siyah Amerikalı George Floyd’un ölümüne yol açan Eski Polis Memuru Derek Chauvin’in yöntemi bu kez Türkiye’de bir gazeteciye karşı vücut buldu” diyen Polat, Kılıç’ın boğazına basılırken ‘Nefes alamıyorum’ demesine rağmen polisin onu  yerde tutup boğazına bastırmaya devam ettiğini ve ters kelepçe takmaya çalışırken polislerin barikat oluşturarak insanların görüntü almasını engellemeye çalıştığını belirterek “Bu, hem halkın haber alma hakkına, hem de orada görevini yapmak için bulunan gazeteciye açık bir saldırıdır, suçtur. O polislerin mutlaka cezalandırılmaları gerekir. Takipçisi olacağız” diye yazdı.

Kılıç dışında eylemi takip eden başka gazetecilerin de polis tarafından tartaklanarak engellendiğini yazan Polat, Kılıç’ın polisler hakkında şikayette bulunduğunu ve  “Ben öldürülmeye çalışıldım, savcılık sadece mala zarardan soruşturma izni veriyor. Benim canıma kastedildi” dediğini aktardı.

Polat, 2015 yılında, bianet.org muhabiri Beyza Kural’ın İstanbul Beyazıt’ta gerçekleşen YÖK protestosunu takip ederken, gazeteci olduğunu söylemesine rağmen polisler tarafından ters kelepçe yapılarak gözaltına alındığını hatırlatarak şöyle devam etti:

AYM, Evrensel editörlüğü yaparken Gezi direnişinin yıl dönümünde darbedilen ve yüzüne yakın mesafeden gaz sıkılan, Sevgili Erdal İmrek’in başvurusuyla ilgili de “hak ihlali” kararı vermişti. Gazetemiz Evrensel’in Muhabiri, arkadaşımız Metin Göktepe, 8 Ocak 1996 günü takip ettiği haber sırasında polislerce gözaltına alınmış ve götürüldüğü Eyüp Kapalı Spor Salonu’nda dövülerek katledilmişti. Emniyet Genel Müdürlüğünün, polislerin görüntülerinin alınmasını yasaklayan genelgesinin ardından, polisin ‘Genelge var, özel alanımda beni çekemezsin’ diyerek gazetecileri nasıl zor kullanarak engellediğini de gördük."

RSF Temsilcisi Erol Önderoğlu’nun Kılıç’ın gözaltına alınmasının ardından “5 yılda 150 haberci bir kısmı güvenlik kuvvetleri kaynaklı olmak üzere şiddet gördü” bilgisini paylaştığını yazan Polat, Kılıç’ın şu anda dünyanın yaşayan en iyi foto muhabirlerinden biri olduğunu ifade etti.

“Bülent’in nefes almakta zorlandığı anlar, halkın haber alma hakkıyla birlikte arkadaşları, meslektaşları olarak hepimizin nefesine kastedildiği anlardır” diyen Polat, şöyle devam etti: “Şunu da özellikle vurgulayalım. Hiçbir polis şiddeti münferit değildir. Bir polis şiddeti sadece mensubu olduğu polis teşkilatını temsil etmekle kalmaz, iktidarın politikalarını yansıtır. İktidarı demokratik lakin polisi ceberut ülke yoktur.

Biz bu tür görüntüleri ‘polisin saldırısı’ diye nitelediğimiz için Basın İlan Kurumundan ceza aldık. Yani, iktidarın çeşitli kurumları bu yöntemi desteklemek üzere teyakkuzda ise bu da polisin o eyleminde yalnız olmadığını teyit eder.

Önceki ve Sonraki Haberler
Otomotiv