Fehmi Koru yazdı: Kupa’nın açılışında el-Sisi ile el sıkışıldı, kapanışta da Esad’la olabilir mi? Neden olmasın

Fehmi Koru yazdı: Kupa’nın açılışında el-Sisi ile el sıkışıldı, kapanışta da Esad’la olabilir mi? Neden olmasın

''Zihnimden birbiri ardına bu sorular geçti''

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Mısır devlet başkanı Abdülfettah el-Sisi ile, Katar’da, dünya kupasının açılış töreni öncesinde, el sıkıştığı fotoğrafı görünce aklıma ilk ne geldi biliyor musunuz?

“Acaba dünya kupasının kapanış törenine de katılır mı Cumhurbaşkanı Erdoğan?” Katılırsa, acaba Suriye devlet başkanı Beşşar Esad da orada bulunur mu? Erdoğan ile Esad’ın el sıkışmalarına da tanık olunur mu? Kapanış törenindeki el sıkışma sırasında Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani fotoğrafın üçüncüsü kişisi görüntüsü yine verir mi?

Zihnimden birbiri ardına bu sorular geçti.

Gerçi şimdiki genç emirin babasından görevi teslim almasından önceydi, ancak emirlikte de ‘devlette devamlılık esastır’ diye biliyorum ve o yüzden bir vesileyle görüşmüş olduğum Katar’ın emirlik ailesinden aldığım izlenimi burada paylaşacağım:

Nüfusu 2 milyonu bile bulmayan Katar, Körfez ülkeleri içerisinde farklı davranmak ve bölgeyi değiştirip dönüştürmek iddiasına sahip bir ülke.

Arapça yanında İngilizce yayını da olan Elcezire televizyonu Katar’ın kendisine biçtiği o misyonun ilk örneğiydi.

Bir örneği de İslam Dünyası’nda basının bugünkünden daha özgür hale gelmesi arzusunun bir gereği olarak gördükleri bir örgüt oluşturma girişimleriydi. Batı’dan ve doğudan siyaset insanları ile gazetecileri bir araya getirdikleri bir merkez kurma yolunda ilk adımı Katar Ailesi attı.

Şi̇mdiki emirin annesi Şeyha Mozah’ın himayelerinde.

Ancak kurulan merkez, Katar’dan kaynaklanmayan sebeplerle, beklenen heyecanı yaratmadı, kısa süre sonra da işlevsiz kaldı.

Başında Fransa’nın eski bir başbakanının bulunduğu merkezin danışma kurulunun az sayıdaki üyeleri arasında ben de vardım.

Kuruluş toplantısının ilk akşamı birkaç katılımcıyla birlikte beni de özel bir yemeğe davet etmişti o zamanki emir ve orada bölgeyi dönüştürme niyeti aldığım samimi bir sohbet açılmıştı.

Sanıyorum, bazıları Erdoğan-el-Sisi görüşmesi fotoğrafına baktığında oradaki genç emirin varlığını fark bile etmemiştir. Oysa, o fotoğraf, eminim, Emir el-Sani’nin samimi girişiminin ürünüdür.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisine yöneltilen “Peki ya Esad?” sorusuna verdiği cevap, Emir el-Sani’yi, Suriye devlet başkanını kapanış törenine davet edip yeni bir fotoğrafla gündemi belirleme konusunda teşvik etmiş olabilir.

Spor, görüyorsunuz, siyaseti de doğrudan veya dolaylı yoldan etkiliyor..

Masa tenisi takımıyla maç için Çin’e giden ABD’li sporcular iki ülke arasında yakınlaşmayı başlatmışlardı. Yıl 1971’di.

Fenerbahçe’nin Halep’te el-İttihad futbol takımıyla yaptığı dostluk maçı, Türkiye-Suriye ilişkilerini ortak bakanlar kurulu toplantısı yapabilecekleri bir samimiyet düzeyine taşımıştı. Yıl 2007’ydi.

ABD Çin’le Türkiye de Suriye ile bugün hoş ilişkiler içerisinde değil, ancak arayışın tamamen bittiği de söylenemez.

Körfez ülkelerinin neredeyse hepsi Arap ülkeleri ile İsrail’i dost yapma amaçlı ‘Abraham Accord’ (İbrahim Anlaşması) içerisinde yer alıyor. Önemli bir istisna, Katar. İsrail Katar’ın Filistin’e maddi yardım yapmasına imkan sağlıyor; Filistin devletinin memurlarının maaşlarını her ay Katar gönderiyor. Ama işte o kadar. Katar anlaşma içerisinde bulunmuyor.

Zengin bir ülke Katar, 32 ülkenin milli takımları gelsin karşılaşsın diye tam 229 milyar dolar harcayarak sekiz dev stadyum yapacak kadar zengin…

Tarihinde dünya kupasına katılma şansı hiç bulunmamış Katar’ın milli takımı, evsahibi ülke sıfatıyla 32 ülke arasında yer aldı. Açılış maçı da Katar ile Ekvador arasındaydı. Katar hem Ekvador’a hem de daha sonra karşılaştığı Senegal’e yenilerek kupaya veda eden ilk takım oldu.

Olsun. Katar yaptığı harcamaları ülke tanıtımına katkı olarak düşündüğünü belli ediyor.

Bir de, kupanın evsahibi sıfatıyla doğrudan ülkeler arası yakınlaşmalara katkı sunarken, dolaylı mesajlar da veriyor.  

İsrail gazetelerinden böyle bir izlenime kapıldım.

Dünya kupasında İsrail milli takımı temsil edilmiyor. Ancak İsrail’de de futbola ilgi duyanlar var. Hatta kılık kıyafetleriyle dikkat çekecek kadar dindar İsrailliler arasında bile…

Onbin kadar İsrailli maçları izlemek için maçlara bilet almış, Katar’dalarmış

Kupa daha başlamadan Katar’ın kısıtlayıcı bir tavra sahip olduğu, özellikle İsrailli futbolseverlere karşı ayırımcılık yapıldığı haberleri bazı örgütler tarafından dünyaya yayıldı. Koşer yemek servisi yapılmadığı bir yana, ülkeye yanında koşer gıda ürünü ile gelmeyi bile engellemişler.. Dindar İsrailliler görüntüleri yüzünden itilip kakılmaktaymış…

Haberleri okuyunca şaşırmıştım. Katar öyle tanınmak isteyecek bir ülke değil çünkü.

Önceki gün İsrail hükümetinden bir kaynak İngilizce Jerusalem Post gazetesine iddiaların doğru olmadığını duyurdu. Gazete de haberi, “Katar İsrail’in bütün taleplerini karşıladı” başlığıyla okurlarına aktardı.

Katar yalnızca koşer yiyecek temin etmekle kalmamış, kapalı olan hava sahası ile havalimanını ilk kez İsrail uçaklarına açmış da.

Dünya kupasında İsrail’i temsil eden Iris Ambor, kendisine ikram edilmiş koşer sandviçi Doha’da yerken çekilmiş fotoğrafını sosyal medyadan yayınlayarak haberi yalanlamış.

Haberde, İslam ülkelerindeki hahamlar birliğinin başkanı da olan İstanbullu bir haham ile haham olan oğlunun koşer yemek temini görevini yerine getirdikleri ayrıntısı da yer alıyor. Koşer mutfağı onların gözetimi altındaymış…

Ülkemizin ismi böylece dünya kupasında anılmış oldu.

Görüyorsunuz, diplomasi sporda iyi işliyor.

Ve diplomaside dinin rolü toplantısı…

İsrail önümüzdeki hafta -1-4 aralık tarihleri arasında- Hayfa kentinde ‘uluslararası diplomaside dinin rolü’ başlıklı bir konferans düzenliyor. Birleşik Arap Emirlikleri’nden, Fas’tan, Arnavutluk’tan, İrlanda’dan, Yunanistan’dan, İngiltere’den, Bahreyn’den ve tabii İsrail’den bilim insanlarının katılımıyla…

En kalabalık katılımcı gönderen hangi ülkedir dersiniz?

Söyleyeyim: Türkiye…Tam beş Türk öğretim üyesi o toplantıya katılacak.

İsimlerinin yanında hangi üniversiteden oldukları bilgisi de var. Hepsi Konya Selçuk Üniversitesi’nden…

Uluslararası diplomaside dinin rolü konusuna katkıda bulunacaklar. 

Etiketler :