Fehmi Koru yazdı: Mevlüt Çavuşoğlu İsrail’deydi, o vesileyle eskiye yolculuk yaptım

Fehmi Koru yazdı: Mevlüt Çavuşoğlu İsrail’deydi, o vesileyle eskiye yolculuk yaptım

''Türkiye’den oraya giden her devlet yetkilisi, İsrailli muhataplarıyla görüşmeden önce -bazen de sonra- Filistin’e özel ilgiyi belli etmek için jestte bulunur''

Dışişleri bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ikili ilişkilerin yeniden başlatılması niyetiyle çıktığı İsrail’e ziyaretini gerçekleştirdi. En son bir devlet yöneticisi Türkiye’den İsrail’e 15 yıl önce gitmiş; Çavuşoğlu’nun ziyareti bayağı ilgiyle karşılandı. 

Kendisinin ve ev-sahipliğini yapan İsrail dışişleri bakanı Yair Lapid’in konuşmaları, 15 yıllık arada da iki ülke arasındaki ilişkilerin, özellikle ticaret alanında, kesintisiz devam ettiğinin ayrıntılarıyla dolu. Her iki ülke birbirlerinin en fazla ticari ilişkide bulundukları 10 ülke listesinde yer almaktaymış; yıllık dış ticaret hacmi 8 milyar doların üzerindeymiş…

Çavuşoğlu bu bilgiyi paylaştıktan sonra El-Al uçaklarının Türkiye’nin değişik havalimanlarına uğrayabileceğini de söylemiş. Turizm, temiz enerji, yüksek teknoloji ve tarım teknolojisi konularında işbirliğini artırmak için ortak komisyon oluşturulmuş.  

Ev-sahibi Lapid“Biz hepimiz Türkiye’den geldik zaten” demiş, Hz. İbrahim’in Harran’da yaşadığını hatırlatarak… Türkiye’ye daveti de döner lezzetini yerinde tatma fırsatı vereceği için memnuniyetle kabul ettiğini duyurmuş Lapid.

Yair Lapid, altı partili koalisyonun ikinci büyük partisinin lideri; koalisyonu oluşturan partiler arasındaki anlaşmaya göre, şimdiki başbakan Naftali Bennett’ten sonra onun görevini üstlenecek… 

Türkiye’den oraya giden her devlet yetkilisi, İsrailli muhataplarıyla görüşmeden önce -bazen de sonra- Filistin’e özel ilgiyi belli etmek için jestte bulunur. Mevlüt Çavuşoğlu da Kudüs’ün vakıf idaresinin başındaki Azzam al-Khatib rehberliğinde Mescid-i Aksa’ya uğramış…

Bu bilgileri İngilizce ‘Jerusalem Post’ gazetesinden öğrendim.

Galiba bakan gezisini izlemek üzere yanına hiç gazeteci almamış; medya da geziyi izlemeye muhabir yollamamış olmalı. Bizim gazetelerdeki haberler ajans üsluplu çünkü.

Oysa, İsrail’i kurulmasını (1948) takiben (1949) tanıyan ilk Müslüman ülke olmasına rağmen oraya nice sonra ilk ayak basan devlet yetkilisi olarak 1991’de kurulmuş DYP-SHP hükümetinin dışişleri bakanı Hikmet Çetin, o gezisini izlemek üzere iki yazarı da yanında götürmüştü.

Biri bendim, diğeri de Cengiz Çandar

Dış politika ve özellikle Filistin konularına duyduğumuz yakın ilgiden dolayı… 

Askeri bir nakliye uçağıyla gidilen gezide iki de politikacı vardı: Salih Sümer ve Celal Doğan

Dönemin bütün medya kuruluşları da geziyi izlemek üzere muhabirlerini önceden göndermişlerdi.

Geziyle ilgili ilk haberlerden biri benimle ilgiliydi. Geziyi Hürriyet adına izleyen Gila Benmayor imzasıyla çıkan haberin “O da burada” başlığını tuhaf bulmuştum. Geziye benim de katılmamı neden garip karşılamıştı Hürriyet, bugün bile bilmiyorum.

Daha sonra “İsrail’e giden ilk başbakan” unvanının sahibi Tansu Çiller ile “İsrail’e ayak basan ilk cumhurbaşkanı” olan Süleyman Demirel’in yanlarında götürdükleri gazeteciler arasında da yer almıştım.

Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) yıllık kongrelerinden birini Kudüs’te yaptığında, IPI üyesi olarak da İsrail’e gittim.

Kanal-7’de Cengiz ÇandarYavuz Gökmen ve İlnur Çevik ile birlikte yaptığımız haftalık ‘Başkent Kulisi’nin bir programını, Filistin konusu uluslararası gündemin ilk sırasına tırmandığı bir dönemde, Kudüs’te gerçekleştirmiştik…   

İsrail’e her giden Türk devlet yetkilisi gönlünün Kudüs’te ve Filistinlilerin yanında bulunduğunu belli edecek çok güçlü mesajlar vermeyi ihmal etmez, ev-sahiplerine de bunu mutlaka belli ederdi. [Bizim gazeteler Çavuşoğlu’nun Tel Aviv’e gittiğini yazıyor, oysa başkent artık Tel Aviv değil, Donald Trump emrivakisiyle İsrail Kudüs’ü dünyaya başkent olarak tanıtmayı başardı.]

Tansu Çiller’in başbakan olarak çıktığı gezide kendisinin onuruna verilen ziyafette, bir danışmanının kaleme aldığı konuşma metninde İsrail’den ‘vaat edilmiş topraklar’ diye söz etmesinin yadırgandığını ve o ifadenin Tansu Hanım’ı zora soktuğunu hatırlıyorum.     

O ziyaretlerin hemen hepsinde Ramallah’a da gidilir ve Filistin devlet başkanı sıfatını taşıyan Yaser Arafat’la görüşülürdü.

Her gezide, Kudüs’teki ‘ağlama duvarı’ ile Holokost Müzesi ziyaretlerinde, başa takılması zorunlu olan takke sorunu çıkardı. Devlet yetkililerinin Museviler gibi tepeye tutturulan takke yerine şapka giymeyi tercih ettiklerini hatırlıyorum. 

Acaba İsrail yönetimi açısından özel önem verilen o iki yeri Mevlüt Çavuşoğlu da ziyaret etti mi?

İsrail medyası, Çavuşoğlu ziyaretinden sonra, Türkiye’nin, bir süredir kendilerine zorluk çıkarıldığı bilinen Hamas ve Müslüman Kardeşler liderlerinin ülkemizdeki varlıklarının sonlandırılmasının beklendiğini açıkça yazıyor.

Türkiye’nin İsrail ile 1949 yılında kurulmuş ikili ilişkileri ilk kez 15 yıl önce bozulmuş değil. Daha öncesi de var.

12 Eylül (1980) darbesi sonrasında kurulan ilk hükümette askerler tarafından dışişleri bakanı olarak atanan İlter Türkmen’in ilk aldığı kararlardan biri, İsrail’de ülkemizi temsili ikinci katip düzeyine indirmek olmuştu.

Büyükelçi sıfatı bulunan Ekrem Güvendiren’in Turgut Özal’ın başbakanlığı döneminde başkatip olarak görevlendirilmesiyle ülkemizin İsrail’deki temsil düzeyi yükseltilecek, daha sonra Güvendiren’in unvanı da büyükelçi olarak tescil edilecekti (1986).  

İsrail’in Ankara’ya gönderdiği son büyükelçi Eitan Na’eh‘in ülkemizden ayrılışı bayağı hadiseli olmuştu. [Na’eh şimdi Bahreyn’de büyükelçi.]

İsrail cumhurbaşkanı Isaac Herzog davet üzerine geçenlerde ülkemizi ziyaret etmişti; gazetelerine göre, İsrail tarafı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ı da bekliyor.

Mevlüt Çavuşoğlu ziyaretine yeni bir dönemin başlangıcı olabileceği gözüyle bakılıyor. Jerusalem Post’ta çıkan yazısında, Enia Krivine, AK Parti’nin 2023’te yapılacak seçimi kazanabilmesi için ekonomik sıkıntıların üstesinden gelmesi gerektiğini, bunun yolunun da İsrail’den geçtiğini anlatıyor. Ona göre Çavuşoğlu ziyaretinin amacı bu.

Her yeni gelişme seçimle ilgili olmak zorunda mı?

Galiba öyle.

Önceki ve Sonraki Haberler
Politika