Fehmi Koru yazdı: Ramazan geldi hoş geldi

Fehmi Koru yazdı: Ramazan geldi hoş geldi

''Konuyu bana ilham ettiren dünkü -9 Nisan tarihli- Arab News gazetesinde karşıma çıkan Afshan Aziz imzalı haber-değerlendirme oldu''

Arkadaşlar bugünkü yazımda siyaset olmayacak; ne iç siyaset ne de dış… Bugün ilk haftasını geride bıraktığımız Ramazan ayı içerisinde dünya Müslümanlarının neler yaşadıklarını kendi gözlemlerimden aktarmaya çalışacağım.

Bir ‘Kulis’ yazısı bu.

Konuyu bana ilham ettiren dünkü -9 Nisan tarihli- Arab News gazetesinde karşıma çıkan Afshan Aziz imzalı haber-değerlendirme oldu.

Hayatımın neredeyse dörtte birini, uzunca süreli ikamet ettiğim birkaç ülke ile gazeteci kimliğimle gittiğim kısa süreli ziyaretlerde uğradığım sayısız ülkede geçirmiş sayabilirim. Şam’dan (Suriye), Londra’dan (İngiltere) ve Boston’dan (ABD) sürekli gönderdiğim yazılar o dönemlerde Yeni Devir gazetesinde geniş yer buldu. [Yurtdışı gezi izlenimlerim sonradan ‘Tabana Kuvvet’ adlı bir kitapta toplanmıştır.]

Yaşadığım veya ziyaret ettiğim ülkelerde kültürlerine yabancı olmadığım iklimlerin insanlarıyla yakın sayılabilecek ilişkilerim oldu. Cuma namazlarında, Ramazan iftarlarında değişik ülkelerin Müslümanlarıyla birlikte olduk, aynı mekanları paylaştık, dostluklarımızı perçinledik.

Batı ülkelerinde farklı bölgelerden benzer hassasiyetlere sahip insanlarla dirsek teması için en uygun zemin cuma namazlarıdır. 

Londra’da Regent’s Park’taki büyük camiye giderdim cuma namazı için. En yakın metro istasyonu adresi ‘221B Baker Street, London NW1 6XE’ olarak verilen Sherlock Holmes’in evine ait adrese yakın olduğundan, neredeyse her hafta o evin önünden geçerdim. 

Namazdan çıkışta, cemaatten birilerinin büyük kazanlarda hayır için getirdiği sıcak çeşitleri de bulunan yemekler veya hoş aromalı sandviçler ikramı olurdu. Ülkesine gidemeyen kitap dostu bir Filistinli ile o caminin avlusunda tanışmış, aylar boyu onunla kitap değiş-tokuşunda bulunmuştum.

Orada yaşadığım sırada, Londra’da, bir keresinde bir dostumun yönlendirmesiyle Kıbrıslı Şeyh Nazım’ın öncülüğünde Tottenham bölgesine yakın bir semtte kurulmuş bir camiye bayram namazına gittiğimi hatırlıyorum. Namaz sonrasında yeni yüzlerle özel ilgilenme adeti varmış Şeyh Nazım’ın; bize de ilgi gösterdi. Arkadaşıma ertesi gün okunacak mevlide beni de getirmesi görevini verdi. Mevlitte çoğu Kıbrıslı kadınlı-erkekli bir kalabalık en doğal halleriyle yer almıştı camide.  

Cuma namazı, aynı ülkeden, hatta aynı çevreden oldukları halde eğitim veya iş yoğunluğu yüzünden başka türlü birbirlerini görmeleri imkansız olan insanlar için bir-iki saatliğine de olsa bir araya gelme vesilesiydi.

Ramazan’da ise iftar için birbirimizin evine, yurduna gider veya kentin değişik yerlerindeki iftar menüsü sunan lokantalarda buluşurduk.

Arap ülkelerinde bir aylık Ramazan yıl ortasında dinlenme ve yeniden donanım kazanma işlevi görür. Sıcak ülkelerde gün boyu ortada kimse görünmez, mesai saatleri kısaltılır, mağaza ve iş yerlerinin çalışma saatleri günün serin dönemine kaydırılır. Teravih sonrası genellikle kentlerin uzak mahallerinde kurulan çayhaneler buluşma mekanları olur.

Şam’daki ünlü Emevi Camii’nde her vakit namazı gibi cuma namazları da cemaatle iki kez kılınır. Önce Şafii mezhebinden imam öne düşer, namazı kıldırır, sonra Hanefiler kendi mezheplerinden bir başka imamın arkasında saf tutarlar.

Cuma namazları da yine aynı şekilde iki kez ayrı cemaatler halinde ifa edilir.

Emevi Camii’nde Ramazan’da teravih namazı hatimle kılındığı için uzun sürer. Namazı kıldıranın 20 rekatta bir cüz -20 sayfa- okuyarak namazı eda ettirmesine ‘hatim’ deniliyor. Bizde de belli camilerde hatimle kıldıran hocalar vardır; her akşam onun arkasında saf tutarak Kur’an-ı Kerim’i baştan sona okumuş gibi olur cemaat. Son gün de hatim duası edilir.

Bizde hatimle kılınan teravihlerde öne düşen hocalar hafızdırlar ve her gece ayrı 20 sayfayı belleklerinden okurlar. Ancak Şam’da namazı kıldıran hoca, ezberine güvenmediği için olacak, sayfalar tutan Kur’an ayetlerini belleğinden değil, mihrabın görebileceği bir yerine yerleştirilen mushaftan okurdu.     

Hatimle kılınan teravih namazı orada uzun sürdüğü için dört rekatta bir çay molası verilir, o arada sohbetler edilir, sonra salavat getirilerek yeniden dört rekat için namaza durulurdu.

İşi olanların veya birkaç saat süren hatimli namaza güçleri yetmeyenlerin sekiz rekattan sonra camiden ayrıldıkları görülürdü.

ABD/Boston’da MIT ve Harvard üniversiteleri uzun bir caddenin –Mass Avenue– iki ucunda yer alır. İkisi arasında 2,5 km mesafe vardır. Bazı haftalar birinde, bazı haftalar ise diğerinde cuma namazına yürüyerek giderdim. 

MIT’de faaliyet gösteren Müslüman Öğrenciler Derneği’nin (MSA) yerel şubesine cuma namazı için üniversitenin spor salonu tahsis edilmişti. Harvard’ta ise kampüs içerisinde geniş bir salon aynı amaçla kullanılıyordu.    

İki yıl önce yolum cuma günü bir başka Amerikan üniversitesine düştüğünde, namazın, üniversitenin değişik dinler ve felsefi düşüncelerin farklı derslerde okutulduğu bölümünün işgal ettiği binanın zemin katında kılındığını söylediler.

Orası da çok geniş bir salondu. 

Üniversitenin bulunduğu kentin minareli camiine ertesi hafta gittiğimde, cuma namazı sonrasında cemaate yemek ikramında bulunma adetinin orada da sürdürüldüğünü görmüştüm.

İkram edilen yemekler, ikram sahibinin yetiştiği ülkenin zevkini ve damak tadını yansıtır.  

Afshan Aziz makalesinde şu notu düşüyor: Filistin’de iseniz Ramazan sofrasında firik çorbası ve fettuş salatası bulunmasa olmaz. 

Firik çorbası ile fettuş Arap lokantalarının menülerinde her zaman yer alır.

Hint-Pakistan-Bangladeş bölgesinin yemekleri bizdekinden çok daha baharatlı olur. O sebeple de sofraya oturur oturmaz mutfaktan salonun her köşesine kokular erişir. Bazılarına ağır gelir o kokular, benim gibi acı sevenlere ise misk gibi keyif verir.

Ramazan sadece ibadet ve açlık sonrası ziyafet anlamı taşımaz; kovidin araya girmesiyle kopan dostluk ve arkadaşlık bağlarını tamir etmesi de beklenir. Okuma fırsatıdır da aynı zamanda; iftar ve sahur öncesi ve sonrasındaki bir bölüm vakti o amaçla değerlendirmek akıllıca olur.

Okuyarak ve ardından düşünerek değerlendirilen geceler Ramazan ayının ruhuna uygundur.

Umarım bu ay içerisinde edilen dualar makbul olur.