İhraç edilen genç akademisyenden kıyıma sessiz kalan hocalara mesaj

İhraç edilen genç akademisyenden kıyıma sessiz kalan hocalara mesaj

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden ihraç edilenler, meslektaşları, öğrencileri ve mezunların katılımıyla uğurlandı. Prof. İbrahim Kaboğlu, "Veremeyeceğimiz hesap yoktur, alnımız açıktır" dedi. İhraç edilen akademisyen...

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden ihraç edilenler, meslektaşları, öğrencileri ve mezunların katılımıyla uğurlandı. Prof. İbrahim Kaboğlu, "Veremeyeceğimiz hesap yoktur, alnımız açıktır" dedi. İhraç edilen akademisyen Ceren Akçabay, ihraçlara tepkisiz kalan meslektaşlarına seslenerek “Susanlar akademisyen değildir, biz öğrencilerimizi onlara emanet etmiyoruz. İlimin, bilimin, emeğin mücadelesine devam edeceğiz'' dedi.

Açıklamaya ihraç edilen akademisyenler, meslektaşları, mezunlar ve öğrenciler, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun da aralarında olduğu çok sayıda kişi katıldı.

İhraç edilen akademisyenlerden Marmara Üniversitesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, Yrd. Doç. Dr. Ceren Akçabay, Araştırma Görevlileri Can Yalçın Armutçuoğlu ve Hülya Dinçer eylemde söz alarak ihraç kararlarına tepki gösterdi.

"ÜRETMEYE DEVAM EDECEĞİZ"

İhraç edilen akademisyenlerden Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi Hülya Dinçer "Yasal dayanağı olmayan bir kararla ihraç edildik. Geleceğin yasa yapıcıları, meslektaşlarımız ne utanç verici ki bizimle dayanışmadan kaçındılar. Oysa haklı olan, meşru olan biziz. Bizim için geri dönene kadar  her mecra üniversitedir. Üretmeye, bilgiyi toplumsallaştırmaya devam edeceğiz" dedi.

Dinçer şöyle konuştu:

"Ben de meslektaşlarım gibi son çıkan KHK ile Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ndenb ihraç edildim. Biz ne ilkiz, ne de son olacağız. Bu aslında, bütün muhalif seslerin kamudan tasfiyesine yönelik bir operasyondur. Bizden önce binlerce eğitim emekçisi, kamu emekçisi ihraç edildi, biz de son olmayacağız. Bizim bugün ancak güvenlik güçleri ve polisler eşliğinde girebildiğimiz bu duvarların arkasında hukukçu öğretim üyeleri var. Meslektaşlarımız, hocalarımız var. Ama biz tümüyle hukuka aykırı ve hiç bir yasal dayanağı olmayan bir süreç sonunda mesleğimizden ihraç edilirken, bir kaç tanesi hariç bu meslektaşlarımız, hocalarımız sustular, seslertini çıkarmadılar. Bu duvarların arkasında bu ülkenin yargıçları, savcıları, yasa yapıcıları yetişiyor. Geleceğin yasa yapıcılarını, yargıçlarını, savcılarını yetiştiren hukukçu meslektaşlarımız ne yazık ki, ne utanç verici ki biz meslektaşları ile en ufak bir dayanışma göstermekten kaçındılar.

Bizim en temel haklarımızı, ifade özgürlüğümüzü, masumiyet karinemizi, akademik özgürlüğümüzü savunmaktan uzak durdular. Ben genç bir hukukçu olarak onlar adına utanç duyuyorum. Ama bizim öğrencilerimiz var. Onlar bize sımsıkı sarılıp, direnç, umut, güç verdiler. Biz bundan sonra bu duvarların arkasdında onlarla birlikte olamayacak olsak da, onlardan koparılmış olsak da, inanıyoruz ve biliyoruz ki çok yakında öğrencilerimize ve mesleğimize dönceğiz. Çünkü haklı olan biziz meşru olan biziz. Umudumuzu da, direncimizi de, gücümüzü de bu haklılığımızdan alıyoruz. Dolayısıyla biz bu duvarların arkasında olamayacak olsak da geri dönene kadar bizim için artık her mecra üniversitedir. Bundan sonra her mecrada öğrencilerimizle birlikte olmaya, üretmeye, bilgiyi toplumsallaştırmaya, mesleğimizi, akademik özgürlüğü ve barışı savunmaya devam edeceğiz. Bundan vazgeçmeyeceğiz. Dayanışma için öncelikle öğrencilerimize çok teşekür ediyorum."

GENEL