'İhraçları tahmin ediyordum ama bir şey yapmadım' diyen dekanın zor anları

'İhraçları tahmin ediyordum ama bir şey yapmadım' diyen dekanın zor anları

AKP'nin 686 sayılı KHK ile Ankara Üniversitesi’nden 72 akademisyeni ihraç etmesi üniversiteyi ayağa kaldırdı. SBF’li akademisyenler, mezunlar ve öğrenciler, 8 Şubat'ta Cebeci Yerleşkesi’ndeki ilk açıklamalarının ardından...

AKP'nin 686 sayılı KHK ile Ankara Üniversitesi’nden 72 akademisyeni ihraç etmesi üniversiteyi ayağa kaldırdı. SBF’li akademisyenler, mezunlar ve öğrenciler, 8 Şubat'ta Cebeci Yerleşkesi’ndeki ilk açıklamalarının ardından bir toplantı gerçekleştirdi.

SBF öğretim üyesi Kerem Altıparmak tarafından Periscope üzerinden canlı yayımlanan toplantı, hem akademisyenlerin ihraçlara karşı öfkesini hem de Dekan Vekili Kadir Gürdal’ın ihraçlar karşısındaki tutumunu gösteren ibretlik bir kayıt olarak tarihe geçti.

Sendika'nın haberine göre, toplantıda akademisyenler Gürdal’a tepki gösterdi. “İhraçlardan haberiniz var mıydı?'' sorusuna “Bilmiyordum''; “Bir etkiniz var mı?'' sorusuna “Tahmin ediyordum'' yanıtları veren Gürdal, SBF Akademik Kurul’un toplanması ve Rektör İbiş’i acilen istifaya çağırması çağrılarına ise kulak tıkadı, karara imza atamayacağını söyledi, Akademik Kurul’un toplanmasını engellemek için bahane sıraladı.

PİŞKİN SAVUNMA

Verdiği yanıtlar nedeniyle bir süre sonra eleştiri oklarının hedefi olan Gürdal, neden elini taşın altına koymadığına ilişkin soruları geçiştirdi. Gürdal, akademisyenlerin “Bütün bunlardan sonra o koltukta nasıl oturuyorsunuz?'' sorusuna ise “Benim gitmem neyi değiştirir ki?'' karşılığı verdi.

'SİZ BURANIN KAYYUMU DEĞİLSİNİZ'

Akademisyenlerin Gürdal’a yönelttiği soru ve tepkilerden bazıları şöyle:

"Bugün üniversiteden 72 kişi atıldı. Siz ne düşünüyorsunuz? Orada oturmaya devam edecek misiniz? Tarihin huzurunda bunlar size hep sorulacak.

SBF’nin dekanı olmanın çok kolay olmaması gerekiyor ama çok kolay yapıyorsunuz. Bir kere bile bu akademisyenleri kurullarda dile getirdiniz mi? Böyle akademisyenlik olmaz, böyle dekanlık olmaz.

Disiplin soruşturmalarına el kaldırmasaydınız şimdi konuşabilirdiniz. ''Hiçbir şey bilmiyorum’ bir yanıt değil. Ve siz buranın kayyumu değilsiniz. Siz geçen kurulda çarşaf çarşaf atılacak isimleri ima ettiniz. Siz fakülteyi savunmakla yükümlüsünüz.

Asistanları atılırken gıkı çıkmayan bölüm başkanları buradayken siz bu sorulara yanıt veremiyorsanız haklısınız hocam. Bu okulda bu noktaya geleceğini bile bile kendi küçük iktidar hesapları içinde adım atanlar buradayken, sizin böyle söylemenizde hiçbir sorun yok. Ama bilin ki burası bir tane bina değil. Siyasal bir tane binadan ibaret değil, ruhu olan bir yer. Bizler dayanışma ruhunu bir şekilde hayata geçireceğiz. Sizin yapamadığınızı biz yapacağız, hocalarımıza sahip çıkacağız. Ve gün gelecek hesabını soracağız. Bu resimlerle dolu duvarlara bunları da kazıyacağız.

Ana bilim dalımızın bütün bölümleri çöktü. Lisans eğitimi çöktü, lisansüstü eğitimi çöktü. Bütün dersleri de size armağan ediyorum. Varlık Fonu’na devredin. Varlık Fonu gelsin yönetsin.

Daha önce de örneklerinizi gördük. Herkes de bir Mümtaz Soysal değil tabi. Şimdilik atılmamış biri olarak sormak istiyorum; sizin Kadir Gürdal olarak bir kırmızı çizginiz var mı? Benim insan olarak asla bu noktadan sonra bu koltukta oturamam diyeceğiniz bir noktanız var mı? Ben olmadığını düşünüyorum. 1402’likler gittiğinde burada insanların bir umudu vardı, sizin direnmeniz lazım ki biz de direnelim. Hiçbir zaman rektöre dönüp “Böyle bir rektörlük olmaz, böyle bir rektörlüğün dekan vekili olmam'' demeyecek misiniz?

35 yıldır birlikte emek verdiğim arkadaşlarımın ikisi atıldı. Onlarla benim için Siyasal’ın anlamı vardı. Maaşlarına el konuldu, çıkışları yasaklandı. 35 yıllık emeğe bu kadar tecavüz edilirken, buna tepki göstermemeyi benim aklım hayalim almıyor. Anladığım kadarıyla rektörlük, hükümet ve zat-ı aliniz Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni kapatıyorsunuz. Ama bence doğrudan kapatın. İçten çürütmeyin. Bu okulun tarihini bilmiyor musunuz?

Siyasal odaları boşalttırmadı densin. O dersleri başkalarına dağıtmayacaksınız. Bu suça aracı olmayacaksınız.

Süreci bozun. Çalışanlarıyla, öğrencisiyle, hocasıyla bir ruhu var burasının. Bir binadan ibaret değil. Biz öğrenciliğimizde harcadığımız zamanın, Mülkiyeliler Birliği’nde yaptıklarımızın karşılığını vermek için buradayız. Biz iliklerimize kadar hissediyoruz burayı."