İngiltere, Ukrayna ve Polonya, Rusya’ya karşı yeni bir ittifak mı inşa ediyor?

İngiltere, Ukrayna ve Polonya, Rusya’ya karşı yeni bir ittifak mı inşa ediyor?

İngiltere'nin Polonya ve Ukrayna ile Kızılordu'ya karşı 1918-1920 savaşını anımsatan bir ittifak kurma girişimi. Gündeme Dair Her Şey isimli internet sitesinde yer alan analiz.

ANALİZ / Mehmet KANCI - Gazeteci

Ukrayna merkezli jeopolitik kriz derinleşirken, İngiltere’nin NATO’dan da bağımsız olarak, Rusya ile kendi hesabını görmek üzere alternatif planlar geliştirdiğine dair emareler ortaya çıkıyor. İngiltere Dışişleri Bakanı Liz Truss, 21 Ocak’ta Avustralya düşünce kuruluşu Lowy Enstitüsü’nde yaptığı konuşmada ülkesinin Polonya ve Ukrayna ile beraber Rusya’ya karşı üçlü bir ittifak kurabileceğinin sinyalini verdi. Taraflar, geçen yılın Aralık ayında Londra’da temaslar yürütmüştü. 

İngiltere, 2018 yılında kendisine sığınmış olan eski Rus askeri istihbarat görevlisi Sergey Skripal’i hedef alan suikast girişiminin ardından Moskova’ya karşı en sert politikaları uygulamayı kendisine görev edindi. Son gelişmeler 100 yıl önce kapandığı sanılan hesapların hala gündemde olduğunu gösteriyor. 

1917’deki Şubat ve Ekim devrimlerini takiben İngiltere Kralı Beşinci George’un kuzeni olan Çar İkinci Nikola tahttan indirilerek ailesiyle beraber katledildi. Bu olay taraflar arasındaki kan davasının başlangıcı oldu. O tarihe kadar İran, Afganistan hatta Osmanlı Devleti’ni paylaşmak için gizli anlaşmalar imzalayan iki ülke birbirinin amansız düşmanları haline geldi. Rusya’da 1918-1920 arasında patlak veren iç savaşta, İngiltere hem Kızılordu’ya karşı mücadele eden Beyaz Ordu’yu hem de Polonya ve Ukrayna ordularını silah, mühimmat ve askerle destekledi.

1920 yılındaki Varşova Muharebesi ile Polonya ordusunun kazandığı kıl payı zafer, Sovyet Rusya’nın ve komünizmin Avrupa’nın batısına ulaşmasını engelledi. Bu süreçte İngiltere, Ukrayna ve Polonya arasında tesis edilen bağlar, İkinci Dünya Savaşı sırasında da devam etti. 

İngiltere Dışişleri Bakanı Lizz Truss’ın Avustralya’da yaptığı konuşma 100 yıl önceki bu ittifakın yeniden canlandırılmasının hedeflendiğine işaret ediyor. 

30 Kasım 2021 tarihinde İngiltere Genelkurmay Başkanlığı’ndan ayrılan General Sir Nicholas Carter da, aynı yılın Eylül ayında ABD, Avustralya ve İngiltere tarafından Hint-Pasifik bölgesi için oluşturulan AUKUS İttifakı benzeri yapıların Karadeniz ve Baltık bölgesinde kurulması gerektiğini dile getirmişti. “İngiltere-Polonya-Ukrayna Trilateral İttifakı” söylemi, Carter’ın açıklamalarının altının çoktan doldurulmuş olduğunu gösteriyor. 

İngiltere 2014 yılından bugüne kadar yaklaşık 20 bin Ukrayna askerini eğitirken, bu ülke deniz kuvvetlerine gemilere karşı kullanılacak füzeler ile kara kuvvetlerine binden fazla anti-tank roketi temin etti. Ukrayna’nın Karadeniz kıyısındaki donanma tesislerini yenilemesi için de Londra yönetimi 1 milyar 250 milyon sterlin sağladı. 

İngiltere’nin NATO çerçevesi dışına taştığı aşikar olan gayretleri Rusya tarafından da yakından takip ediliyor. Nitekim Kremlin yönetimi, Ukrayna konusunda İngiltere ile ayrı bir diyalog yürütmesinin gerektiğinin farkına vararak harekete geçti. Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu ve İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace, bir süredir karşılıklı olarak birbirlerini davet ediyorlar. Bu karşılıklı davetlerden henüz bir sonuç çıkmadı. Ancak Rus kaynakları, İngiltere Dışişleri Bakanı Liz Truss’ın Şubat ayında Moskova’yı ziyaret ederek Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile görüşeceğini bildiriyorlar. Bu ziyaretin tarihi ise henüz kesin olarak saptanmış değil.

İngiltere’nin, ABD’nin onayıyla ancak NATO’yu aşacak biçimde yürüttüğü izlenimi veren Rusya siyaseti Almanya’nın Rusya’ya karşı aşırı temkinli politikasının sebebini de açıklıyor olabilir. Almanya Başbakanı Scholz’un 21 Ocak’ta ABD Başkanı Biden’ın Ukrayna krizini konuşmak için yaptığı daveti reddetmesinin arkasında yatan sebep, Avrupa Birliği’nden ayrılan İngiltere’nin kıtanın kaderini ilgilendiren bir konuda fazla ön plana çıkmasının Berlin’de yarattığı rahatsızlık olabilir. Berlin yönetimi bu rahatsızlığı kamuoyuna duyurmak için, “Putin’e saygı gösterilmesini ve Kırım’ın geri alınmasının mümkün olmadığı” sözlerini söylettiği Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Kay-Achim Schönbach’ı feda etmeyi de göze aldı.

İngiltere 100 yıl önce Avrupa monarşilerini korumanın yanısıra Kafkas ve İran petrollerini elde tutmak adına Sovyetler Birliği’ne bayrak açmıştı. Bugün de doğalgaz enerji güvenliği ile demokrasi adına soyunduğu Rusya karşıtı politikalar geçmiştekinden farklı bir sonuç mu verecek yoksa İkinci Soğuk Savaş’ın sınırlarını mı belirleyecek pek yakında göreceğiz. 

Önceki ve Sonraki Haberler
Dünya