İnşaat işçisi başkanlık rejimine 'hayır' diyor

İnşaat işçisi başkanlık rejimine 'hayır' diyor

İnşaat ve Yapı İşçileri Derneği (İYİ-DER) tarafından düzenlenen “İnşaat İşçileri Sömürüye Karşı Buluşuyor'' başlıklı etkinlik iş cinayetlerinde hayatını kaybeden bütün işçiler için saygı duruşu ile başladı.Gazete...

İnşaat ve Yapı İşçileri Derneği (İYİ-DER) tarafından düzenlenen “İnşaat İşçileri Sömürüye Karşı Buluşuyor'' başlıklı etkinlik iş cinayetlerinde hayatını kaybeden bütün işçiler için saygı duruşu ile başladı.

Gazete Manifesto'da yer alan habere göre, açılış konuşmasını İnşaat ve Yapı İşçileri Derneği Başkanı Ali Öztutan yaptı. Öztutan konuşmasında, iş cinayetleri ve kazaları ile gündeme gelen inşaat işçilerinin mücadelesinin örgütlü bir şekilde verilmesi gerektiğinden bahsetti. Bugünlere gelen İYİ-DER’in bir avuç inşaat işçisiyle yola çıktığını ve bugün binlerce işçi adına mücadele eden bir dernek haline geldiğini ifade eden Öztutan, inşaat işçilerinin olarak sömürü düzenine ve bunun adı olan başkanlık rejimine “Hayır'' demenin önemini vurguladı.

Sonrasında inşaat işçisi Abdurrahman Eren konuşmasını yapmak üzere kürsüye çıktı. 2012 senesinden beri inşaat işçisi olan Eren, kendi hikayesi başta olmak üzere, inşaatlarda yaşanan kötü koşulları ve işçilere boş kağıtları zorla imzalatarak istedikleri zaman çıkışlarını verdiklerini anlattı. İYİ-DER ile tanışmasını ve tanıştıktan sonra haklarını aldığını belirten Eren, “Şimdi piyasada yapılan bütün o güzel evler, bizlerin ekmeğini yiyerek yükseliyor'' dedi. Babasının kötüye giden sağlık koşullarından dolayı inşaatlarda çalışmaya başlayan Eren, bir yandan çalışıp bir yandan da eğitim hayatına devam ettiğini ve şimdi her gördüğü inşaat işçisine İYİ-DER’i anlattığını belirtti.

İlk gösterimini Çek Cumhuriyeti’nde 51. Uluslararası Karlovy Vary Film Festivali’nde yapan Adana Film Festivali’nde “En İyi Film'' ödülü dahil, toplamda 7 ödül alan ''Babamın Kanatları’ filminin yönetmeni Kıvanç Sezer, filmin ortaya çıkış hikayesini anlattı.

2010 yılında Ömer Çetin adında bir üniversite öğrencisinin çalıştığı inşaattan düşüp ölmesi haberini okuduğunda çok etkilendiğini ve 2 yıl boyunca bu fikri kafasında olgunlaştırarak 2012 yılında senaryoyu yazmaya başladığını belirtti. Bütün okunulan haberlerden fazlasıyla şantiyelerde karşılaştığını belirten Sezer, Marx’in dediği gibi “''Anlatılan senin hikayendir’ dolayısıyla aslında filmde anlatmaya çalıştığımız hepimizin hikayesidir.’ dedi.''

Kıvanç Sezer, İnşaat ve Yapı İşçileri Derneği ile birlikte organize edilecek bir film gösterimi yapılabileceğinin sözünü de vermiş oldu.

3. havalimanı şantiyesinde çalışan bir işçi yaptığı konuşmada, 3. havalimanı ölümlerinin gizlendiğini belirterek şunlar söyledi; “İş kazaları ört bas ediliyor. Bugün bana yarın sana demeden düzene dur demeliyiz. Mafya haline gelen patronlara ve taşeronlara karşı örgütlenmeliyiz. 3. havalimanı cinayetlerine basında yer verilmiyor. Ölüm nedeni intihar yazılarak kapatılıyor ancak 3. kavalimanında çok fazla işçi öldü.''

Gazeteci İsmail Saymaz, yaptığı konuşmada geçen sene 1980 işçinin öldüğünü ve bunların sadece kayıtlı olduğunu belirterek, bunun ortalamada 2-3 saatte bir işçinin ölümü anlamına geldiğini vurgulayarak “Etkinlik başladığından beri bir işçiyi kaybettiğimiz anlamına geliyor'' dedi.

İnşaatlarda iş cinayetlerinin daha az görünür olmasının sebebinin maden gibi toplu ölümlerin olmadığını belirten Saymaz, iş cinayetlerinde ölen 3-4 işçiden birinin inşaat işçisi olduğunu vurguladı. Bir çok noktada kazayı önlemenin çok basit olduğunu söyleyen Saymaz, bazı şantiyerden örnekler verdi; “Marmara Park AVM’de yaşanan iş cinayetinde kaçakakım rölesi orada satacağınız bir elbiseden daha ucuz. Siz çadırda sigorta olmadan o işçileri yaktınız, 200 kez uyarı alan şantiyeye en güvenlişantiye dediniz. Yanmaz bezden çadırı yaparsan çadır yanmaz, röleyide koyarsan yangın çıkmaz. Keza Torunlar’da harçlığını çıkartmak için gelen 19 yaşındaki 3 günlük işçi çocuğu 5 dakikalık eğitimle asansör operatörü yaparsan bunlar olur. Aynı zamanda asansörün fren mekanizması olmadığı için 21. kattan aşağı düştü. Bu iş kazası değil, cinayettir.''

İsmail Saymaz sözlerini şöyle bitirdi; “Kurban olmak istemiyorsan, yarın bir işçi arkadaşının tabutunu tutacağına bir pankartın ucundan tutun.''

İYİ-DER Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Erkan Kılıç, iş cinayetlerine, sömürüye, hak gasplarına ve baskılara karşı her zaman dik duracaklarını ve inşaat işçilerinin artık seslerini duyuracakları bir dernek olduğunu belirterek, patronların çıkarlarını halkın çıkarları olarak yutturmaya çalıştıklarını için en önce başkanlık sistemine karşı durulması gerektiğini vurguladı. Erkan Kılıç’ın konuşmasından satır başları şu şekilde:

“Türkiye’nin parlayan yıldızı, ekonominin bel kemiği diye övünüyorlar inşaat sektöründen. 
Haksız da sayılmazlar. Şöyle bir dönüp bakın İstanbul’un kendisi şantiye haline gelmiş durumda. İstanbul’da şantiyenin olmadığı tek bir sokak dahi bulamazsınız.

“Peki arkadaşlar sormak gerekiyor, bu projeler ile inşaat patronları milyonları cebe indirirken nasıl oluyor da inşaat işçisi yoksulluğun sefaletin ve ağır sömürünün çarkı içinde kalıyor Türkiye’nin parlayan yıldızı diye pazarlanan inşaat sektöründe, inşaat işçileri yoksulluğun, sefaletin, sömürünün esiri haline getirilmedi mi? Her yıl yüzlerce işçi kardeşimizi, işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili tedbirler alınmadığı için iş cinayetine kurban vermiyor muyuz? Binlerce işçi arkadaşımız ise bir daha çalışmaz hale gelecek bir biçimde iş kazası geçirmiyor mu?
Taşeronlaşmanın cenneti haline getirilen inşaat sektöründe, kendimizi çoğu zaman haklarımız verilmeden şantiyenin kapısına bulmuyor muyuz? Bizler, insan onurunu zedeleyen barınma ve beslenme koşullarına mahkûm edilmiyor muyuz? Kimi zaman sigortasız, ya da çalıştığımız her ay için 3-5 gün sigortamız yatırılmıyor mu?

“Bir demir ustasının, kalıpçının, tesisatçının, elektrikçinin, fayansçının, duvarcının günlük yevmiyesini belirleyen bir tarife var mıdır? Böyle bir tarife yoktur. Ama nereye giderseniz gidin bir inşaat işçisin günlük yevmiyesi üç aşağı beş yukarı bellidir. Maden ortada bir tarife yoktur o halde inşaat patronları her yıl aynı rüyayı görüp biz bu yıl örneğin bir demir ustasına bu kadar yevmiye mi verelim diyorlar. Elbette öyle değil. Ortada yazılı bir tarife olmasa da inşaat işçisinin her yıl ortalama yevmiyesini belirlemek için, çalışma koşulları konusunda ortaklaşmak için inşaat patronları yan yana gelir. Yani inşaat patronları örgütlüdür. İnşaat patronları Türkiye Müteahhitler Birliği’yle örgütlüdür. İnşaat patronları Türkiye Müteahhitler Federasyonuyla örgütlüdür. İnşaat patronları TOKİ’siyle, Emlak Konutu’yla, Çalışma Bakalığı’yla örgütlüdür. Günlük yevmiyemizden sigortamıza kadar her şeyimizi örgütü olan ve daha fazla kar peşinde koşan bu inşaat patronları belirliyor.

“Örgütsüz olan bizleriz. Örgütsüz olan sayısı 2 milyonu aşan inşaat işçisidir. İYİ-DER tam da bunun için var. İnşaat ve Yapı İşçileri Derneği milyonlarca inşaat işçisinin sesi, örgütlü gücü olmak için var. İnşaat patronlarının nasıl birliği, federasyonu varsa inşaat işçisinin İYİ-DER’İ var. Derneğimizin büyümesi güçlenmesi sadece ücretlerimiz verilmediğinde haklarımız gasp edildiğinde bunları daha rahat almasını sağlamayacak . Aynı zamanda inşaat işçisinin kölelik düzenine mahkum eden koşulların değişmesini de sağlayacak.

“Bizler sadece kölelik düzenine değil bu düzeni daha da güçlendirecek başkanlık rejimine de karşıyız. Karşı olmak zorundayız. Arkadaşlar bilin ki başkanlık ile istenen işçilerin emekçilerin daha eşit ve özgür yaşayacakları bir düzen değildir. Bakın çalıştığınız şantiyelerde onlarca üniversite öğrencisi var. Üniversite öğrencisini gurbette çalışmaya mahkum eden bu düzeni yaratanların başkanlık ile ne yapmak istediklerini iyi görmeliyiz. İstenen hesapsız kitapsız kontrolsüz ülkeyi yönetmektir. İstenen patronların önündeki engellerin başkanlık rejimi ile kaldırılmasıdır. Başkanlık rejimi ile ne biz daha az sömürüleceğiz, ne daha az öleceğiz.
Başkanlık diktatörlüktür ve her diktatörlük önce işçi sınıfını vurur.

“Memleket için olan her şey işçi sınıfımızın kaderini belirler. Bizlerin kaderi, geleceği, işi, ekmeği memleketimizin geleceğinden, işçi sınıfımızın içinde olan diğer kardeşlerimizden ayrı değil. Metal işçisinin de, inşaat işçisinin de, maden işçisinin de kaderi aynıdır. Tıpkı patronların kaderinin aynı olduğu gibi. Patronların çıkarına olanı halkın çıkarınaymış gibi gösteriyorlar. Tıpkı iş cinayetlerinin nedenin fıtrat olduğunu söylemeleri gibi.

“Bu yalana inanmayacağız ve biz inşaat işçileri de memleketimiz ve geleceğimiz için referandumda hayır demek için şantiye şantiye, koğuş koğuş hayır komitelerini örgütleyeceğiz.

“Yolumuz açık olsun…''

Etkinlik İlkay Akkaya’nın şarkıları ve halaylarla son buldu.

Önceki ve Sonraki Haberler
Gündem