İnsancıl Dergisi Mart sayısı bayilerde

İnsancıl Dergisi Mart sayısı bayilerde

İnsancıl Dergisi’nin Mart Sayısı'ndan seçmeler;CENGİZ GÜNDOĞDU – YILDIZ GÜNCESİBenim köklü bir biçimde inandıklarıma, başkalarının inanmaması beni ilgilendirmez. Ben yolumu sürdürürüm. Ben sanatta star sistemi adlı...

İnsancıl Dergisi’nin Mart Sayısı'ndan seçmeler;

CENGİZ GÜNDOĞDU – YILDIZ GÜNCESİ

Benim köklü bir biçimde inandıklarıma, başkalarının inanmaması beni ilgilendirmez. Ben yolumu sürdürürüm. Ben sanatta star sistemi adlı yazımı yazdığımda tek kişiydim... n'oldu... aradan yıllar yıllar geçti... Kemal Ateş "edebiyatta starsistemi kavramını da ilk kullandı" diyor... adımı da anıyor... Cengiz Gündoğdu diyor. Kim bilir ne dokuncaları göze aldı Kemal Ateş. Benim adımı olumlu kullandın mı starcılar not eder o kişiyi.

BETÜL ÇOTUKSÖKEN - FELSEFENIN GÖR DEDIĞI: FELSEFE TARIHI: ANTROPONTOLOJİK OKUMA 9

Ortaçağda kavramların ve onların dildeki karşılığı olan sözcüklerin ve/veya terimlerin nasıl oluşturulduğuna ilişkin öylesine ayrıntılı çalışmalar yapılmıştır ki, zaman içinde insansal olanın daha ağırlıklı bir biçimde öne çıkması âdeta kaçınılmaz olmuştur. Öyleyse, daha şimdiden, nerede kavramlarla ve terimlerle ilgili çalışma varsa, orada ister istemez antropontolojik ya da insan varlık bilgisel olan kendisini gösterir önermesini kolayca kurabiliriz.

BERRIN TAŞ – HEP YOLDA

5 Şubat 2015

İnsancılda şiirleri beğenmeyenler bana apaçık saldırmıyorlar. Yandan yandan kışkırtmak istiyorlar. Adımı anmadan ya da beni pek önemsemiyormuş havalarında İnsancıl’da yayımlanan şiire saldırmak istiyorlar. Üstü kapalı bir saldırıyla karşı karşıya olduğuma göre ben de adlarını anmadan görüşlerimi yazacağım. Aradaki ayrım şu. Ben görüşlerimi apaçık dile getirebilecek cesareti gösterebilirim. Sinsi değilim. Korkak değilim.

SIBEL ÖZBUDUN–TEMEL DEMIRER – BIR “ELEŞTİRİ''YE KISA KENAR NOTLARI

Ancak uzun yıllardır, ''İnsancıl Dergisi’ne taraf olmanın sorumluluğuyla belirtmeden geçmeyelim: İnsancıl Dergisi’nin onlarca yıl geriye uzanan tarihinde yukarıdan, üst perdeden konuşanların çoğunun şimdi esamesi okunmazken; İnsancıl’ın, Cengiz Gündoğdu’nun hâlâ ''iğneyle kuyu kazmak’ ısrarıyla ayakta olduğuna tanığız.

B. SADIK ALBAYRAK – CUMHURİYETTEKİ "YABAN''I ÜTOPYADA AŞMAK

Kadronun çıkışıyla Yaban’ın çıkışı denk geldi; kapanışıyla Ankara romanı buluştu.

Yakup Kadri, Ankara'da bu kez daha uzun bir süreç içinde inkılâbın eksiklerini, yanlışlarını tartışmaya açar. Kurtuluş mücadelesine katılanlar yalnız er Mehmet Ali'nin köyünde değil, inkılâbın kalbinde, Ankara'da da "yaban" durumundadırlar. Üstelik 1921 yılında değil, 1930'larda da; Yakup Kadri şahsi çıkarların ayrıştırdığı bir Ankara'da bu durumdan kurtuluşu, üstünden daha birkaç yıl geçmeden parça parça olan bir Ankara-Cumhuriyet ütopyası kurarak sağlamaya çalışır.

MUSTAFA GÜNAY - FAHRİ ERDİNÇ'İ HATIRLAMAK VE BİRKAÇ SORU: YÜZYILDIR NEREYE GİDİYOR TARİH, TÜRKİYE VE EDEBİYAT

Fahri Erdinç, Sabahattin Ali’nin öğrencisi ve dostudur. Ali’nin öldürülmesinden sonra o da iki arkadaşıyla Bulgaristan'a gitmeye karar verir. Ülkesinden uzakta, kendini bir anlamda gurbette hissetmiş olsa da edebi çalışmalarında yurdundan ve yurdunun insanından söz eder. Kendisi uzakta olsa da yüreği ülkesinin insanıyla çarpar, onun sorunlarını ve mücadelesini edebiyat çalışmalarının konusu yapar.

NURŞEN AYDOĞAN – KADIN CINAYETLERİ

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi, Avrupa Konseyi Dönem Başkanı da olan Türkiye'nin çabalarıyla, ilk kez11 Mayıs 2011'de İstanbul'da imzaya açılmıştır. İstanbul Sözleşmesi olarak da bilinir. Avrupa'da bir ilktir bu!

FEHIM YURDAL – YAZI (ÖYKÜ)

Öyküden;

“…Dergiyi benim sayemde çıkarmaya başladın aslında. İlk zamanlarda aramız çok iyiydi. Dergide bir çok yazım çıkmıştı. Edebiyat üzerine, tiyatro üzerine …Ama o zaman bile dediğim dedikti…''

BERRIN TAŞ - CENGIZ GÜNDOĞDU'YLA SANATTA STAR SİSTEMİ ÜZERİNE SÖYLEŞİ

Cengiz Gündoğdu; "yazının dalkavuğu... ödül aldıkta kimin ödülünü alıyorsa onu över. "

“Anlam boyutuna geldikte yazarın amacı okurun anlam boyutunu daraltmak mı genişletmek mi bunu bilemem. Tolstoy'da biliyoruz. "Ben bu Tatar'ı niye yazayım" diyor. Tolstoy gerekli olanı anlatıyor. Nesneleri yerine göre kullanıyor. Tolstoy, okurun anlam boyutunu genişletmek istiyor... genişletiyor da.''

Önceki ve Sonraki Haberler
Kültür Sanat