Işığın Savaşçısının Elkitabı

Işığın Savaşçısının Elkitabı

"...yirminci yüzyılın insanı toplama kampını yarattı, işkenceyi yeniden canlandırdı ve başkalarının felaketlerine gözlerini yummanın mümkün olabileceğini öbür insanlara öğretti.(Marek Halter)"

Işığın Savaşçısının Elkitabı özeti;
Işığın Savaşçısı, başkalarının kendisine biçtiği rolü oynamaya çalışarak zaman harcamaz. Işığın Savaşçısı, her zaman elinden gelenin en iyisini yapar, başkalarından da aynı şeyi bekler. Savaş uzarsa, galip gelenler de mahvolur.

"Işığın Savaşçılarının gözlerinde hep belli bir ışıltı vardır.
Bu dünyaya aittirler, başkalarının hayatlarının bir parçasıdırlar; yolculuklarına çıkarken sırtlarında heybeleri, ayaklarında sandaletleri yoktur. Çoğu kez cesaretsizdirler. Her zaman doğru kararı almazlar.
En önemsiz şeyler için üzülürler, düşünceleri sıradandır; bazen debüyüyemeyeceklerine inanırlar. Çoğu kez, lütuf görmeyi ya da mucizeyi hak etmediklerini düşünürler.
Bu dünyada ne yaptıklarına her zaman emin olamazlar. Hayatlarının anlamsız olduğuna inanarak uykusuz geceler geçirirler.
İşte bu yüzden ışığın savaşçısıdırlar. Hata yaptıkları için. Kendilerine soru sordukları için. Bir neden aradıkları için ve onu kesinlikle bulacakları için.."
8136f334-eda8-4c5c-8a41-6aa9eb35f07b.jpeg
Bence kitabın genel karakteristiğini en güzel yansıtan bölüm.

Işığın Savaşçısının Elkitabı, isminin çağrıştırdığı gibi, klasik anlamda bir savaşı ya da savaşçıyı ifade etmiyor. Biçim, tarz ve tür olarak farklı olsa da anlam olarak Doğan Cüceloğlu'nun "Savaşçı" adlı eserine yakın olduğu söylenebilir.

Işığın Savaşçısını; hayat mücadelesini (yolculuğunu) doğru anlamaya, anlamlandırmaya ve erdemli yaşamaya çalışan, mükemmel olmayan, hata yapan ama hatalarını tekrarlamamaya veya telafi etmeye çalışan, korkan, cesaretlenen, kızan, üzülen, kazansa da kaybetse de öğrenen, -intikam hissiyle değil- akıllı, duyarlı ve mantıklı biçimde hareket eden, her koşulda yaşama sevincini ve coşkusunu bir şekilde koruma çabasında olan, görünüşte sıradan özünde ise ölçülü, dengeli, rasyonel bir insan olarak tanımlamak mümkün.

Kitap, Paulo Coelho'nun 1993-1996 yılları arasında bir gazetede yayınlanan kısa yazılarının bir derlemesi. Bir sayfayı bulmayan her bir yazıda ışığın savaşçısının özellikleri, neleri yapıp yapmayacağı didaktik bir tarzda ifade edilmiş. Her yaştan insanın sıkılmadan okuyabileceği (hattâ bence okuması gereken), yalın, akıcı bir eser ortaya konmuş.

Kitabı bir-iki saat civarında bir süre içinde, bir çırpıda okumak mümkün ama zannımca bu şekilde okumak kitaba ve kendimize haksızlık olur. Her bir sayfayı sindirerek, düşünerek, özümseyerek okumanın daha yerinde ve faydalı olacağı düşüncesindeyim.

Kitapları genellikle önemli bulduğum kısımların altını çizerek okurum. Bu kitabı okurken; çizmediğim ve işaretlemediğim bölümlerin daha az olduğunu gördüm.

Editoryal bir seçim olabilir ama kitabın içeriği konu başlıklarına göre tasnif edilip indekslenseydi daha iyi olabilirdi.

Simyacı'nın yazarı Coelho, okuduğum her kitabında diğerlerini de okuma isteği uyandırıyor. Tıpkı bu kitapta olduğu gibi.

Işığın Savaşçısının Elkitabı, hayata ister tek gidiş yönlü bir yolculuk, ister hiç bitmeyen bir mücadele, isterse anlaşılmasa olduğu gibi kabul edilmesi ve yaşanması gereken bir süreç olarak bakan, kısaca her bir okuyucunun içinde kendisine hitap eden birşeyler bulabileceği bir eser. Okuyup da geçebilir, ihtiyaç duyduğunuzda tekrar bakacağınız bir başucu eseri de yapabilirsiniz.

Keyifli okumalarınız, aydınlık ve güzel yarınlarınız olsun... (İlgilenenler için aşağıda, kitaptan alıntılar mevcut)

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

"Işığın savaşçısı için bir çocuğun gözleri çok değerlidir; çünkü o gözler dünyaya acısız bakabilirler. Işığın savaşçısı, yanındaki insana güvenip güvenemyeceğini anlamak isterse o kişiye bir çocuğun gözleriyle bakmaya çalışır."
***
"Savaş uzarsa, galip gelenler de mahvolur."
***
"Suyun gücü şurada yatar: Çekiçle parçalayamazsınız onu yada bıçakla kesemezsiniz. Dünyanın en sağlam kılıcı bile onun yüzeyini bereleyemez. Bir nehrin suları, hangi yol uygunsa oraya uyum sağlayabilir; ama su hedefinin deniz olduğunu da asla unutmaz. Kaynaklarından fışkırırken zayıf olan sular , daha sonra,yavaş yavaş, karşılaştığı öteki ırmaklar kadar güçlenir. Ve belli bir noktadan sonra mutlak bir güce sahip olur."
***
"Işığın savaşçısının cesaretinin kırıldığı anlar çok olur... Sonra, hiç ummadığı bir anda, önünde yeni bir kapı açılır."
***
"Savaşçı özgürdür. Ama açık duran bir fırında ekmek pişmeyeceğini de bilir."
***
"...yirminci yüzyılın insanı toplama kampını yarattı, işkenceyi yeniden canlandırdı ve başkalarının felaketlerine gözlerini yummanın mümkün olabileceğini öbür insanlara öğretti.
(Marek Halter)"
***
"Başkalarının acılarına kayıtsız kalanlar, en acınacak kişilerdir."

ABC Kitap