İsmail Saymaz: Cemevi saldırısındaki soru işaretleri

İsmail Saymaz: Cemevi saldırısındaki soru işaretleri

''Bu yıl Muharrem’in birinci günü olan 30 Temmuz’da Ankara’daki üç cemevi ve bir köy derneğine saldırıda bulunuldu''

Aleviler Kerbela’da Hazret-i Hüseyin ve taraftarlarının katledilmesini anmak için Muharrem ayında yas orucu tutuyor.

Bu yıl Muharrem’in birinci günü olan 30 Temmuz’da Ankara’daki üç cemevi ve bir köy derneğine saldırıda bulunuldu. Saldırgan Ahmet Ozan K., dün tutuklandı, iki şüpheli ise ev hapsi konularak, serbest bırakıldı.

Yanıtlanmayı bekleyen bir dizi soru var.

Örneğin…

İzmir’de yaşayan ve Eskişehir’de üniversite öğrencisi olan 25 yaşındaki Ahmet Ozan K., saldırı için Ankara’ya gidiyor.

İzmir ve Eskişehir’de cemevi yok mu?

Var.

Hem de onlarca!

O halde, ne diye provokasyonu gerçekleştirmek için başkentin yolunu tuttu?

Dahası…

Saldırdığı Alevi inanç kuruluşları ise birbirine taban tabana, hatta zıt siyasi görüşlere sahip. Çankaya’daki Türkmen Alevi Vakfı, iktidara yakın bir duruş gösteriyor. Vakıf Başkanı Özdemir Özdemir, kendisini ülkücü olarak tanımlıyor, AK Parti’ye oy veriyor.

Mamak’taki Ana Fatma Cemevi’nin yönetimi ise HDP’ye yakın. Şah-ı Merdan Kültür Evleri Yaptırma ve Yaşatma Derneği, geleneksel bir çizgide.

Üç farklı çizgideki cemevinin seçilmesi tesadüf mü?

Bir kaynağım, Ahmet Ozan K.’nın internette arama motoruna “Cemevi” yazarak, karşısına çıkan adreslere yöneldiğini savunuyor.

Peki Ahmet Ozan K.’nin 45 dakikada bu üç cemevine saldırması mümkün mü? Ankara’yı bilenler araçla bu üç adrese gidilebileceğini söylüyor.

Diğer taraftan…

Ahmet Ozan K., ilkinde bir kadını bıçaklıyor, ikincisinde binayı taşlıyor, üçüncüsünde cemevinin içine sandalye atıyor. Olabildiğince tuhaf bir saldırı silsilesi.

‘Biz ülkücüyüz, onlar Kürtçe semah dönüyor'

Dün Türkmen Alevi Vakfı Başkanı Özdemir’i aradım.

Özdemir’den, vakıfta görevli Mutlu Aydın adlı kadının uğradığı saldırıyı dinledim.

Şunları anlattı:

“Saldırgan saat 14.35’te vakfa geliyor. Beni soruyor. Aydın, benim çiftlikte olduğumu söylüyor. ‘Burada ibadet mi yapıyorsunuz?’ diyor. Üst kattaki cemevinin neden kapalı olduğunu soruyor. Alevilere küfrediyor. Kadının yüzüne yumruk atıyor. İyice dövüyor. Kaburgasına bıçakla vuruyor. Sonra kaçıyor.”

Özdemir, hedefin kendisi olduğunu iddia ediyor.

“Neden?” diye sordum.

Milli hassasiyetlerinden ötürü HDP ve CHP aleyhine açıklamalar yaptığını anlatarak, “Birilerinin zoruna gitti. Zaman zaman e-maille tehdit edildim” diyor.

Özdemir, saldırıya uğrayan kuruluşların hiçbir bağının olmadığını belirterek, "Ülkücü kökenliyim. Biz ‘Aleviler öz Türktür ve Müslümandır’ diyoruz. Diğeri Kürtçe semah dönüyor. Çok ilginç” diyor.

HDP’li Kenanoğlu: Kontrollü saldırı mı?

Bu görüşü HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu da paylaşıyor. Tokat’ın Hubyar Sultan Ocağı’na bağlı olan ve önde gelen Alevilerden sayılan Kenanoğlu, soru işaretlerine dikkat çekiyor.

Kenanoğlu:

“İzmir’de cemevi yok muymuş! Bu cemevleri hem görüş, hem de mesafe olarak birbirine uzak. Mahalleli ‘Burada yaşıyoruz, hepsinin yerini biz bilmiyoruz” diyor. Bu adam İzmir’den geliyor, hepsini dolaşıyor. Bir de saldırı dediğin, sandalyeyle yapılır mı? Acaba kontrollü saldırı mı?”

“Ne demek istiyorsunuz?” diye sordum.

Kenanoğlu, “Şu an devletin Alevileri yanında görmek ve göstermek gibi bir ihtiyacı var” diye yanıt verdi.

Devrimciler ibadethanelere saldırmaz

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise “Bu saldırının arkasında örgüt bağlantısı var, yakında açıklayacağız” dedi.

İktidar yanlısı basında, Ahmet Ozan K.’nin arkadaşı Çağdaş Can B.’nin Devrimci Gençlik Dernekleri’nin (DGD) üyesi olduğu iddia edildi.

İddiaya göre Ahmet Ozan K., saldırıdan iki gün önce Eskişehir’de Çağdaş Can B.’nin evinde kaldı.

Bu suçlamayı DGD’nin kurucu başkanı Berkay Ustabaş’a sordum. Ustabaş, dün serbest bırakılan Çağdaş Can B.’nin 2017’de Eskişehir’deki 1 Mayıs kutlamasında DGD kortejinde yürüdüğünü ve başka bir bağlantısının olmadığını vurguladı. Ustabaş’ın telefonda soruları yanıtladığı sırada saldırıya uğrayan bir cemevine geçmiş olsun ziyaretinde olduğunu belirtmeliyim.

Saldırının arkasında bir örgüt aranıyor ve adres olarak devrimciler gösteriliyorsa bu, gayriciddi bir suçlamadan öteye gidemez.

Devrimcilerin tarihinde şiddet eylemleri vardır.

Örgüt içi infaz vardır.

Faka ibadethaneye saldırı olmamıştır.

Ne cami ne cemevi ne kilise ne de sinagog devrimciler tarafından hedef alınmıştır. Tarihte tek bir örneği daha yoktur ve olamaz. Devrimciler ibadethaneye yönelik saldırılarda ancak göğüslerini siper ederler.

Kaldı ki devrimciler dezavantajlı kesimlerin yanına durur; inanç, etnik kimlik ve cinsel yönelimden ötürü baskıya uğrayanlara destek verirler. Bu yüzden sol, Alevilerle iç içe geçmiştir.

Provokasyonlar, sızmalar ve devşirmeler olmaz mı?

Elbette olur.

Örneğin, 2015 yılında Adana ve Mersin’de HDP binalarına bomba bırakan IŞİD’çi Savaş Yıldız, bu tarihten iki yıl önce bir sol örgütün eyleminde polise direnmekten tutuklamıştı. Yıldız, tahliye olduktan sonra IŞİD’e devşirilmiş ve kardeşini de peşinden sürüklemişti. Bu tür istisnaların varlığı reddedilemez.

Dolayısıyla devrimcileri cemevleri saldırısının faili göstermek olsa olsa hedef şaşırtmaktır.

Ahmet Ozan K.’nın İzmir ve Eskişehir’de değil, neden Ankara’da eylem yaptığı; birbirinden farklı siyasi çizgideki cemevlerini tesadüfen mi, yoksa kasten mi bulduğu sorusu hala yanıt bekliyor. Bu saldırıların AK Parti’nin iktidarında kurumsallaşan Alevi-fobi’den kaynaklandığını da görmek gerekiyor. Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığı konuşulurken, cemevlerine yönelik saldırının rastlantı eseri olmadığını düşünüyorum.

Önceki ve Sonraki Haberler
Gündem