Kemal Kılıçdaroğlu: Bir tarafta askıda ekmek var bir tarafta 50 bin dolarlık çanta

CHP lideri Kılıçdaroğlu, "Açlıktan çocuklar ölürken 50 bin dolarlık çanta taşırsanız ben vicdani olarak isyan ederim. Bir tarafta askıda ekmek var bir tarafta 50 bin dolarlık çanta var" ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın çantası üzerinden yaşanan tartışmalar için, “Ülkeyi yönetenler, 50 bin dolarlık çantayı taşıyamazlar. Örnek olmak zorundadırlar. Açlıktan çocuklar ölürken 50 bin dolarlık çanta taşırsanız ben vicdani olarak isyan ederim. Bir tarafta askıda ekmek var bir tarafta 50 bin dolarlık çanta var. Ben bunu eleştirmeyecek miyim? Yüreğin varsa gel” dedi.

Kılıçdaroğlu, Salı günkü grup toplantısında, Fransa’yı önce Cumhurbaşkanlığı’nın boykot etmesi gerektiğini belirterek, Emine Erdoğan’ın 50 bin dolarlık çantasını Fransa’yı boykot için sarayın bahçesinde yakmasını önermişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise dün bu sözleri eleştirerek Kılıçdaroğlu’na, “Sende zerre kadar yürek varsa benimle ilgili konuş, eşimle ilgili değil” diye yanıt vermişti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Çankaya Belediyesi Mustafa Kemal Atatürk Spor Merkezi Açılış Töreni’ne katıldı. Kılıçdaroğlu, öğlen saatlerinde gittiği Birinci Meclis ile değerlendirmelerde de bulunurken şu ifadeleri kaydetti:

“O binadan ayrılırken 97 yıl önce o binada insanlar kucaklaştılar. Gözyaşı döktüler. Sevinirken neden ağlıyorlardı? Çünkü onlar Cumhuriyeti hangi koşullarda kurduklarını biliyorlardı. Bazıları savaş meydanından geldi oraya. İstanbul’daki Meclis dağıtılmıştı, küçük Ankara başkentti artık. Çok daha güzel olması gereken bir Ankara gerçeği ile karşı karşıyayız. Bir sanat, sanayi, üniversite kenti olması gereken Ankara.”

FALİH RIFKI ATAY ÖRNEĞİ

Falih Rıfkı Atay’ın anılarından örnek veren Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: “Anıları vardır. ‘Gider tren istasyona beklerdik, kravatlı bir insan iniyorsa okuma yazma biliyor, bunu alıp götürüp memur yapalım’ diye. Niçin? Okuma yazma oranı çok düşük. Böyle bir Ankara’dan, bugünlere geldik. Eğitimde, sosyal yaşamda, dış politikada sorunlar var, biliyorum. Bizim temel görevimiz, sorunları aşma görevidir. Şunu herkes çok iyi bilsin ki bu ülkenin en büyük güvencesi CHP’dir. Bütün sorunları aşacağız. Bu bizim görevimiz. Demokrasi içinde getireceğiz. Bizim oy birliği ile kabul ettiğimiz 2. Yüzyıla Çağrı Beyannamesi, bizlere yakışan beyannamedir. Biz CHP’nin kuruluşunun 2. yüzyılında tüm halkın katılımıyla güzel Cumhuriyetimizi demokrasi ile taçlandıracağız.” 

ERDOĞAN’A HZ. ÖMER İLE YANIT VERDİ

Kılıçdaroğlu, tören sonrasında gazetecilerden gelen soruları da yanıtladı. 50 bin dolarlık çanta tartışmasında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kullandığı “Eşimle değil, benimle ilgili konuş” sözlerinin anımsatılması üzerine Kılıçdaroğlu, şu yanıtı verdi:

“Orada dikkat etmek istediğim nokta şuydu: Eğer bir ülkede çocuklar yatağa aç giriyorsa, intihar eden bir baba varsa ve siz ‘Fransız mallarını boykot edin’ diye çağrı yapıyorsanız topluma örnek olması gereken sizlersiniz. Topluma örnek olması gereken devlet yöneticilerinin yoksulluğun bu boyutlarda olduğu dönemde 50 bin dolarlık çantayla gezmesini doğru bulmam.

Ahlaki değil, açık söylüyorum imani de değil. Hz. Ömer’in bir adalet kavramı vardır. Dünyanın her yerinde bu adaleti ararlar. Binlerce kişi açken siz 50 bin dolarlık çantayla gezemezsiniz. Bir boykot çağrısı yapacaksanız, önce siz boykot yapacaksınız. Ben adaletin ne kadar önemli olduğunu söyledim. Çocuk aç yatacak, milyonlarca gencimiz işsiz gezecek, ‘ben saraylarda yaşayayım.’ Ben bunu dile getirdiğimde de ‘eşimle değil, benimle konuş’… Ben seninle konuşmaya her zaman açığım. Kendine güveniyorsan, bir de bana meydan oku. Çıkalım senin televizyonuna, sen seç gazetecileri. Erdoğan, sinirlerine hakim olan birisi değil.

Hiçbir Osmanlı padişahına nasip olmayacak kadar sarayı var. Bu saraylardan birisine gitsin otursun, yanına damadının yazdığı ‘ekonomiden masallar’ kitabını alsın arada sıkıldığı zaman da A Haber’i okusun. Kendi dünyasını kendisi yaşasın. Türkiye’nin gerçeklerinden korktular. Dolar almış başını gidiyor. O konuşmamda işsizlik, esnafın derdinden bahsettim. Onun kafasında 50 bin dolarlık çanta kalmış. Ülkeyi yönetenler, 50 bin dolarlık çantayı taşıyamazlar. Örnek olmak zorundadırlar. Açlıktan çocuklar ölürken 50 bin dolarlık çanta taşırsanız ben vicdani olarak isyan ederim. O insanların hakkını hukukunu savunacak biri lazım.” Erdoğan’ın Cumhuriyet Bayramı mesajında ‘tek parti diktası’ vurgusu yapması hakkında gelen soruya Kılıçdaroğlu, şu yanıtı verdi: “Tek parti dönemi, bir devleti kuruyor. ‘Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir’ diyor. Erdoğan, bunu düşünüyor mu acaba? Gençler umutsuz. Ben neden umuda vurgu yapıyorum. O dönem tarihin altın sayfaları dönemi. Bağımsız iradeyle çok partili döneme geçilmiştir. Şimdi bu ülkede demokrasi var mı? Bütün dünya Türkiye’de demokrasi olmadığını söylüyor. 50 bin dolarlık çantayla askıda ekmek uygulamasının aynı anda tartışılması hepimizin ortak düşüncesini oluşturmalı. Bir tarafta askıda ekmek var bir tarafta 50 bin dolarlık çanta var. Ben bunu eleştirmeyecek miyim? Yüreğin varsa gel.” 

BENİ ALKIŞLAYIN DİYE ANITKABİR’E GİDİYORSUN

Erdoğan’ın “Yok öyle bir şey, siz inanıyor musunuz evine ekmek götüremeyen kimse olduğuna” demesine Kılıçdaroğlu, “Erdoğan ne diyecek? Adam bakıyor sarayda herkesin keyfi yerinde. Burada bir sorun yok. Fransa’da var ya, ‘pasta yesinler.’ O dönemi yaşıyoruz. Evine ekmek götüremeyen on binler var. Saray sana söylüyorum on binler var. Adamın haberi yok. Anıtkabir’e gidiyorsun, ‘beni alkışlayın’ diye. Türkiye Cumhuriyeti fiilen yönetilmiyor. Devlet yönetilmiyor, savruluyor” cevabını verdi.

Politika