Kuzey Kore gerçekleri

Kuzey Kore gerçekleri

Dünyanın öbür ucunda Kuzey Kore’de yaşadığımız günlerde yaklaşık 70 yıldır süren gerginlikten sonra umut verici gelişmeler oluyor. Kuzey Kore Lideri Kim Jong-un ve Güney Kore Cumhurbaşkanı Moon Jae-in, Güney Kore'de dün...

Dünyanın öbür ucunda Kuzey Kore’de yaşadığımız günlerde yaklaşık 70 yıldır süren gerginlikten sonra umut verici gelişmeler oluyor. Kuzey Kore Lideri Kim Jong-un ve Güney Kore Cumhurbaşkanı Moon Jae-in, Güney Kore'de dün bir araya geldi. Kim Jong-Un, 1950-1953 yılları arasında yaşanan Kore Savaşı'ndan sonra Güney Kore'ye geçen ilk ve tek Kuzey Kore lideri oldu. Tarihi zirvede, iki ülke ilişkilerin iyileştirilmesi ve nükleer silahtan bölgenin arındırılması konusunda uzlaştı. Umarız, Kuzey ve Güney Kore liderleri emperyalistlere değil kendi halklarına ses verirler ve barış onları birleşmeye götürür. Mayıs ayı içinde Kuzey Kore Başkanı ile bir araya gelecek olan ABD Başkanı Donald Trump, Kore liderlerinin görüşmesine ilişkin "İyi şeyler oluyor, ancak zaman gösterecek!" dedi. Yani ABD’nin gündemi başka, işin aslı emperyalistler 70 yıldır Kore yarımadasında barış istemiyor. Kuzey Kore ile ilgili gerçekleri artık öğrenme zamanıdır.

Kuzey Kore’yi buraya getiren kendi tarihidir, Japon istilasıdır, 30’ların gerilla savaşlarıdır. Gerilla mücadelesinden zaferle çıkan kuzey, iki tür emperyalizme karşı savaş verdi. Japonlara karşı zafer kazanırken, Amerikalıların ilerleyişini de durdurma başarısı gösterdi. Korelilere göre savaş 1945 yılında, Amerikalıların geldiği ve henüz kurulmuş yerel hükümeti baskı altına aldığı yıl başladı. Halen devam eden bu savaş, ülkeyi birleştirmek ve savaş sonrası dönemde güneye çöreklenen işgal rejimini yurttan atma çabasıdır. Başka başka yerlerde aynı amaç uğruna mücadele edenlerin en azından Kuzey Kore’yi anlama yükümlülükleri bulunmaktadır. Yaşadığımız günlerde, Kuzey Kore’nin ABD emperyalizmi ile mücadelesinden biz Türklerinden öğreneceği çok şey var. Tıpkı onların Atatürk’ün başardığını örnek alması gibi.

II. Dünya Savaşı’nın sonundan itibaren bu yarımadaya yerleşen ABD, Kore halkı için tam anlamıyla bir kâbusa dönüşmüş ve önce Kore savaşında milyonlarca insanın ölümüne sebep olmuş, SSCB’nin yıkılmasının ardından izlediği politikalar ve uyguladığı ambargolarla da Kuzey Kore’nin dünyadan tecrit olmasına ve ekonomisinin çöküşüne sebebiyet vermiştir. Bugün 'Kuzey Kore' denilince, Batı ipoteği altındaki dünya medyasının bize yansıttığı resim; gri renkli şehirlerinde zayıf ve cılız insanların yürüdüğü, nükleer silah sahibi olmaktan başka bir gayreti olmayan fakir bir ülkedir. Daha önce İran, Irak, yakın zamanda Libya ve Suriye’de yapıldığı gibi Kuzey Kore’nin kendisi, lideri ve siyasal sistemi uzun zamandır şeytanlaştırıldı. Dışarıdan destek almayan bir ülkeyi yalnızlaştırmak ve lideri ile ilgili türlü yanlış suçlamalara maruz bırakmak oldukça kolay görünüyor.

İkinci Dünya Savaşı’ndan beri Amerika’nın sivilleri havadan bombalaması emperyalist güç savaşlarının karakteristik bir özelliği oldu. 1953’e gelindiğinde yaklaşık üç milyon Koreli savaşta hayatını kaybetmiş, tek kattan büyük tüm yapılar Amerikan bombaları tarafından paramparça edilmişti. Hayatta kalanlar ancak mağaralarda yaşayabildiler. Kore Savaşı sırasında ABD bölgeye, İkinci Dünya Savaşı Avrupa’sında her iki taraf tarafından atılmış bomba sayısından daha fazla bomba atmıştır. Amerikan savaş uçakları Korelilerin üzerine daha sonra Vietnamlılara attıklarından daha fazla napalm bombası attı. Ateşkes ABD'nin kuzeyin tarımsal üretiminin yüzde 75’ini sağlayan sulama kanallarını yok etmesinden önce gerçekleşmedi. Soğuk Savaş’ın başlaması ile yarımada siyasi olarak ikiye bölündü ve güney kısmı ABD, kuzeyi ise Sovyetler Birliği tarafından işgal edildi. Kore Savaşı, en sonunda 38. paralel civarında çıkmaza girdi.

Soğuk Savaş boyunca Kuzey Kore, Çin ve Sovyetler arasında dengeli bir politika izledi. Ruslar, 1950’lerden beri Kuzey Kore ile ilgilendiler ama Batı ile ilişkilerini bozma pahasına takıntı yapmadılar. Komünist olsun ya da olmasın Kuzey Kore’nin bağımsız ve tampon ülke olması istendi. Son 20 yılda Rusya-Kuzey Kore ilişkileri minimum düzeyde idi. Çin, Kuzey Kore’nin nükleer silah yapma gayretlerinden ve ekonomik reformlar yapmamasından memnun değil. Her iki Kore ekonomik bölgelerin sınırları konusunda Çin ile anlaşmazlık içindedir. Sorunlar üç kategoridedir; kıta sahanlığı, denizcilik ve nehir kıyıları. Sarı Deniz’deki balıkçılık ve büyük hidrokarbon yatakları ile egemenlik sorunu bulunmaktadır. Rusya’nın Kuzey Kore’ye ilgilisi Kuzeydoğu Asya’daki petrol ve doğal gaz projeleri ile ilgilidir. Ruslar, Sakhalin adalarındaki yataklardan Kore yarımadası yolu ile büyük bir doğal gaz hattı inşa etmeyi planlıyor.

1953’den 1991’e kadar ABD’nin stratejisi de yarımadada statükoyu korumaktı. Kuzey Kore sayesinde ABD askerleri Güney’de üslenmeye devam ediyordu. ABD’nin Japonya’da Güney Kore için bekleyen 28.500 askeri bulunmaktadır. Tansiyon her yükseldiğinde başta ABD olmak üzere müttefikleri Güney Kore, Japonya ve Avustralya bölgedeki mevzilerine daha fazla silah yığınağı yapmakta, silah harcamalarını arttırmakta ve savaş hazırlıklarını hızlandırmaktadırlar. ABD’nin müttefikleriyle birlikte bölgede yaptığı bu tahkimatın asıl hedefinin Kuzey Kore olmadığı bellidir. ABD’nin ve onu destekleyen Batılı emperyalistlerin gerçek hedefleri hızla büyüyen Çin’dir. Kuşkusuz Çin’in yanı sıra Rusya’yı da listeye eklemek gerekir. ABD emperyalizmi, ekonomik alanda en önemli rakibi olarak gördüğü Çin’i kuşatmak, onun yeni nüfuz alanları elde etmesini engellemek ve böylece hegemon konumunu korumak istemektedir. Bu saldırgan ve savaş kışkırtıcısı politikalarına bahane olarak da Kuzey Kore’yi göstermektedir.

Japonlar da birleşmiş bir Kore çok daha büyük bir ekonomik güç olacağı için mevcut durumu tercih ettiler. Moskova için Kuzey’in önemi güneye gidecek ulaştırma hatları ile ilgili, yani Putin Kuzey Kore ile değil Kore’nin kuzeyi ile ilgileniyor. Kuzey Kore ile gelişen ilişkiler, Büyük Oyun’da Kuzey Kore’yi ABD karşısında yalnız bırakmama kadar Güney Kore’yi ABD’den koparma amacı taşıyor. Çin ise 2009 yılında kabul ettiği ulusal güvenlik stratejisi için şöyle bir sonuç çıkarıyor; hem Kuzey hem de Güney Kore ile iyi ilişkileri sürdürmek, Güney Kore’nin Japonya ve ABD ile ittifakını bozarak çevrelenmesini ve kendisinin ekonomik olarak etkilenmesini önlemek. Bu yüzden, Kuzey Kore liderinin çıkışları Çin’i rahatsız ediyor. Türkiye’ye gelince; Güney Kore, Türkiye’nin Çin’den sonra en çok ticaret yaptığımız ülke olmasına rağmen Kuzey Kore için henüz yolun başındayız. Türkiye’nin Kuzey Kore ile de ilişkilerinin başta ekonomi, kültür ve askeri olmak üzere gelişmesi iki Kore arasındaki barışa ve bölgesel istikrara katkı sağlayacaktır. İki Kore’nin birleşmesi bölgesel barış için en iyi yoldur.

Önceki ve Sonraki Haberler
Gündem