Meral Akşener'den Tayyip Erdoğan'a "manda yoğurdu" tepkisi: İnanılmaz

Meral Akşener'den Tayyip Erdoğan'a "manda yoğurdu" tepkisi: İnanılmaz

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener partisinin grup toplantısında konuştu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener açıklamalarda bulundu. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın manda yoğurtlu, kestane ballı öğün tavsiyesine tepki gösterdi. 

Akşener,  Fransa Kraliçesi  Marie Antoinette'e atfedilen "Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler" sözüne atıfla "Pasta yiyin diyecekler dedim aha da dediler" yorumunda bulundu.

'MİLLETE FORMÜL ANLATMAYI BIRAK'

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “şifa tabağı” olarak tanıttığı tarife yönelik eleştirilerini dile getiren Akşener, “Millete şifa formülleri anlatmayı bırak, milleti nasıl doyuracaksın sen asıl onu anlat. Ayıptır, günahtır” dedi. İYİ Parti liderinin ifadeleri şöyle:

Değerli dava arkadaşlarım biliyorsunuz, “herşeyoloji” profesörü Sayın Erdoğan her şeyden “bir kibrit kutusu” kadar anlar ama kendini her şeyin uzmanı görür. Bir kibrit kutuluk müktesebatıyla gün gelir, ekonomi literatürüne katkı sağlar gün gelir doktorlara hekimlik öğretir. Nitekim, bu arkadaşımız, son olarak, yaşam koçluğuna soyundu. Memlekette ne kadar diyetisyen varsa, an itibarıyla panikte. Neymiş geceleri, manda yoğurdunu, kestane balı, Medine hurması ve yulafla karıştırıp,  öyle yiyecekmişiz. Niye? Çünkü şifaymış… Manda yoğurdunun kilosu, 70 lira. 750 gramlık Medine hurması, 205 lira. Kestane balı, 250 lira. Yulaf ezmesinin yarım kilosu, 15 lira. Neymiş? Şifaymış. Peki bu şifa, bir asgari ücretlinin hanesine nasıl girecek? Orası belli değil.

Sayın Erdoğan biliyorum, senin fesli meczuptan öğrendiğin son derece sınırlı tarih birikiminde bulunmaz ama Bilge Kağan der ki “Türk Budunu! Ben işimi doğru yaptım.  Az budunu çoğalttım, açları doyurdum, çıplakları giydirdim.  Yoksul budunu bay kıldım.” Türk’ün devlet anlayışında, devletin başının asıl işi, vatandaşını refah içinde yaşatmaktır. Hadi bizim uyarılarımızı dikkate almıyorsun, anladık. Bari tarihimize kulak ver. Senin işin, milletimize gece yatmadan önce yemek için, tavsiyelerde bulunmak değil;  milletimizin istediğini yiyip, yatağa da karnı tok girmesini sağlamaktır. Millete şifa formülleri anlatmayı bırak, milleti nasıl doyuracaksın sen asıl onu anlat. Ayıptır, günahtır.

'RAHATLARI BOZULACAK'

Akşener, İYİ Parti'nin de dahil olduğu 6 muhalefet partisinin güçlendirilmiş parlamanter sisteme dönüş için gerçekleştirdikleri buluşmalar hakkında şunları söyledi:

Biliyorsunuz, ilkini 12 Şubat’ta gerçekleştirdiğimiz toplantının sonrasında 28 Şubat günü Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem önerimizi ana hatlarıyla, milletimizin takdirine sunmuştuk. Geçtiğimiz hafta sonu da yeniden bir araya gelerek hem parlamenter sisteme geçiş sürecinin detaylarını konuştuk hem de ülkemizde yaşanan güncel sorunları istişare ettik.

Yalnız görüyoruz ki bu tablo, Cumhur İttifakı bileşenlerinin canını çok sıkıyor. Elbette anlayışla karşılaşıyorum. Çünkü şimdiye kadar yürüttükleri “cambaza bak” oyunu bozuldu. Çünkü şimdiye kadar yürüttükleri  kutuplaştırma siyaseti dağıldı. Çünkü rahatları bozuldu rahatları…

Yalnız kendilerini şimdiden uyarmak istiyorum: Bu daha başlangıç. O rahatlar, daha çok bozulacak, çoook. Sarayda yan gelip yatanlara da sarayın gölgesinde keyif çatanlara da, Bay Kriz’i arkasına alıp, “rantastik” hayatlar yaşayanlara da bundan sonra rahat yüzü yok. Ona göre…

Nitekim bu rahatsızlıktan mütevellit olsa gerek, siyasi bir dumur hali Cumhur ittifakı'nı esir almış durumda. Biz ne zaman buluşsak, iktidar cephesinden birileri hoplayıveriyor. Biz asıl mesele sistemdir dedikçe, onlar ısrarla aynı soruyu soruyor; “Adayınız kim?” diyorlar. Defalarca söyledim, yine söylüyorum; adayımız, Türkiye Cumhuriyeti’nin, 13’üncü Cumhurbaşkanı olacak. Bu kadar net. Ama onlar ısrarla isim konuşuyorlar. Aday belli olmadan yapılan toplantıların, anlamsız olduğunu söylüyorlar.

Oysa bizim itirazımız, tam da buna zaten. Sorun, bu kafa yapısının ta kendisi. Biz, yeni bir “tek adam” belirlemek için bir araya gelmedik. Biz, Türkiye’yi, bu ucube sistemden kurtarmak için bir araya geldik. Bu ucube sistem yerine, kuvvetler ayrılığına dayalı bir hukuk sistemini, nasıl hayata geçireceğimizin, yol ve yöntemlerini konuşuyoruz. Çünkü Türkiye’nin, şahıslara değil, kuvvetler ayrılığına dayalı bir hukuk sistemine ihtiyacı var. Türk Milleti’nin, kurtarıcıya ihtiyacı yok. Türk Milleti’nin, acilen, bu ucube sistemden kurtulmaya ihtiyacı var. Anlamadıkları, anlamak istemedikleri gerçek, işte bu.

'EMNİYETTE İNTİHAR VAKALARI ARTIYOR'

Akşener, kürsüye davet etmek istediği emekli emniyet mensubunun bugünkü toplantıya katılamadığını açıkladıktan sonra emniyette tayinleri düzenleyen yönetmeliğe ilişkin olarak eleştirilerini gündeme getirdi.

İlk olarak polislerin çalışma koşullarına değinen Akşener, şunları söyledi:

Polis kardeşlerimiz gösterdikleri bu fedakarlığın karşılığında neyle karşılaşıyorlar? Her gün daha da ağırlaşan çalışma koşullarıyla, siyasi baskılarla ve mobbingle karşılaşıyorlar. Kendilerini sürekli ezmeye çalışan, kirli bir düzenle karşılaşıyorlar. Bunun sonucunda da istifalar, ve her duyduğumuzda canımızı yakan intihar vakaları her geçen gün daha da artıyor.

 

Erdoğan ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bu konuda hiçbir şey yapmadığını söyleyen Akşener, “Her konuda olduğu gibi, bu konuda da kulaklarının üzerine yatarak, hiçbir sorun yokmuş gibi davranarak intihar eden evlatlarımızın, bir değeri yokmuş gibi, umursamaz tavırlar takınarak kendi kurdukları kirli düzeni, sürdürmeye aynen devam ediyorlar” diye konuştu.

İktidarın emniyet kadrolarını yetersiz ve donanımsız kişilere teslim ettiğini vurgulayan Akşener, şöyle devam etti:

Aidiyet duygusu oluşmayan, mesleği benimsemeyen, ve daha da acısı, mesleki yetkinliklerden yoksun kadrolarla Emniyet Teşkilatı’nın, birikimini sömürüyorlar. Her yerde olduğu gibi burada da liyakatin yerini torpilin aldığı atamalarla teşkilat mensuplarımızın haklarına giriyorlar.

Tayin yönetmeliğiyle ilgili olarak da Akşener şöyle konuştu:

Emniyet Teşkilatımızın, zaten Ak Parti iktidarında iyice azalan, huzuruna göz diktiler. Biliyorsunuz geçtiğimiz günlerde, 17 Mart’ta, bu arkadaşlar çıkarttıkları bir genelgeyle yeni tayin sistemi getirdiler. Bu sisteme göre mevcutta, doğu ve batı olarak, 2’ye ayrılan tayin bölgeleri kendi içerisinde de, 2’şer bölgeye ayrılarak, toplamda 4 bölgeye çıkarıldı.

Bu sözüm ona sistem ile, artık bir polis kardeşimiz meslek hayatı boyunca 4 defa, zorunlu olarak tayin edilecek. Birikimlerinize, haklarınıza, emeklerinize, ve huzurunuza yönelen tehditlerin farkındayız.

Sizler vatanınıza ve milletinize karşı vazifenizi yapmak istiyorsunuz, farkındayız. Hak ettiğiniz koşullarda çalışmak istiyorsunuz, farkındayız. Fedakârlıklarınızın ve emeğinizin, karşılığını görmek istiyorsunuz, farkındayız. Ama Ak Parti iktidarı, sizleri ve teşkilatınızı milletimiz onlara karşı ses çıkarttığında karşısına dikebilecekleri bir sopa konumuna indirgemek istiyor.

Sizleri kendi iktidarlarının önüne, bir kalkan yapmak istiyor.  Üstelik en doğal haklarınızı da, sizlere bir lütufmuş gibi sunuyor.

Önceki ve Sonraki Haberler
Politika