Mithat Sancar: Onlar ‘kara delikler’ yaratma peşindeler

Mithat Sancar: Onlar ‘kara delikler’ yaratma peşindeler

HDP'nin yeni Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, "İktidar muhalefeti korkutarak bölme ve etkisizleştirme politikasında başarılı olursa, baskıyı daha da arttıracağı gibi muhtemelen iktidarını sürdürmenin şartlarını da oluşturur"...

HDP'nin yeni Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, "İktidar muhalefeti korkutarak bölme ve etkisizleştirme politikasında başarılı olursa, baskıyı daha da arttıracağı gibi muhtemelen iktidarını sürdürmenin şartlarını da oluşturur" dedi.

Sancar, "HDP esasen bir kitle partisidir. Programında ilkeleri ve hedefleri tanımlanmış, dolayısıyla niteliği de fazla spekülasyona malzeme vermeyecek açıklıkta ortaya konmuş bir partidir. Sadece bir eş genel başkan değişikliğiyle partinin kimliği değişmez. Bu yorumları herkesin kendi bakış açışı olarak değerlendiririm. Eş genel başkanlığa seçilmemde etnik kimliğimin bir rolü yok" ifadelerini kullandı.

Eş genel başkanlığı HDP'nin kitle partisi olma yolunda attığı bir adım mı? Pervin Buldan'ın "CHP'nin çekingenliğinden çıkması gerek" sözleri nasıl okunmalı, gelecek seçimde herhangi bir partiyle ittifak hazırlığı var mı? Cumhur ve Millet ittifaklarının dışında üçüncü blok arayışına ne diyor, İyi Parti'deki istifaları nasıl yorumluyor? HDP'nin yeni eş genel başkanı Prof. Mithat Sancar'ın Cumhuriyet'ten İpek Özbey'in sorularına verdiği yanıtlar kısaca şöyle:

"EŞ GENEL BAŞKANLIĞA SEÇİLMEMDE ETNİK KİMLİĞİMİN ROLÜ YOK"

Kısa süre önce kurultayınızı topladınız ve HDP’nin yeni eş genel başkanı seçildiniz. Sizin eş genel başkanlığınız Kürt olmadığınız için bir mesaj olarak yorumlandı. HDP’nin Kürt milliyetçiliğine odaklı kimlik politikasından uzaklaşıp kitle partisi olma yönünde bir adım attığı görüşü var. Ne dersiniz?

HDP esasen bir kitle partisidir. Programında ilkeleri ve hedefleri tanımlanmış, dolayısıyla niteliği de fazla spekülasyona malzeme vermeyecek açıklıkta ortaya konmuş bir partidir. Sadece bir eş genel başkan değişikliğiyle partinin kimliği değişmez. Bu yorumları herkesin kendi bakış açışı olarak değerlendiririm. Eş genel başkanlığa seçilmemde etnik kimliğimin bir rolü yok. Siyasete girmeden önce otuz yıllık akademik geçmişim, kamusal/siyasal bir hikayem ve bunların toplamından oluşan bir kimliğim var. Bu partide de aşağı yukarı beş yıldır milletvekiliyim. Partiye de etnik kimliğim dolayısıyla gelmedim. Ben Mardinliyim, bu şehrin Arap toplumundan geliyorum. Babam Mardin'in Savur ilçesinden, annem merkezindendir. Her iki taraf da Arap’tır. Ana dilim Arapça. İyi de Kürtçe bilirim. Nusaybin’de doğdum, büyüdüm. Arapça’yı annemden, Kürtçe’yi daha okula başlamadan sokaktaki kardeşlerimden ve ülkedeki bütün kardeşlerimle iletişimimi mümkün kılan Türkçe’yi de okulda öğrendim. Bu üç dili kendi kimliğimde ve benliğimde uyumlaştırmayı erken yaşlardan itibaren çok önemsedim. Bunu başardığıma da inanıyorum.

- Gelelim gündemdeki konuya… Partinizin eş genel başkanı Pervin Buldan’ın “CHP’nin çekingenliğinden çıkması gerek. Cesarete ihtiyaç var. Bir dahaki seçimlerde daha açık, daha şeffaf birlikteliklere ihtiyaç olacağını düşünüyorum” sözlerini hatırlatmak ve sormak istiyorum: Siz de mi böyle düşünüyorsunuz?

Yapılan yorumların epeyce bir kısmında söylenen o sözleri bağlamından koparan değerlendirmeler var. Bazı çevreler, özellikle iktidara yakın kesim, CHP’ye yüklenmek için burada büyük bir malzeme bulduğunu düşündü. Oysa söylenen açıktır. Geçmişe dönük değil, geleceğe dönük bir ifadedir bu. Yerel seçimlerde CHP ile yaptığımız, örtülü bir ittifak gibi değerlendirildi. Oysa biz yerel seçim politikamızı çok açık anlattık.

‘Örtülü ittifak’ yanlış bir okuma mı?

Bazılarının yanlış okuması, bazılarının kasıtlı çarpıtması diye düşünüyorum. Biz CHP ile ittifak yapmadık. Yerel seçimlerde hiçbir partiyle ittifak yapmadık. Biz bir politika belirledik: Kürt illerinde kayyımları göndermek, Batı’da iktidara kaybettirmek! Sadece kaybettirmek değil, demokrasi güçlerine de alan açmak istedik. Dolasıyla o yaklaşım, demokrasi ittifakı politikamızın da tutarlı bir sonucuydu. Bir demokrasi ittifakına ihtiyaç var. Türkiye bu yönetim altında çok ağır sorunlar, felaket boyutunda krizler yaşıyor.

"İKTİDAR MUHALEFETİ KORKUTARAK BÖLMEDE BAŞARILI OLURSA..."

Şunun cevabını netleştirebilir miyiz? “CHP’nin çekingenliğinden çıkması gerek. Cesarete ihtiyaç var. Bir dahaki seçimlerde daha açık, daha şeffaf birlikteliklere ihtiyaç olacağını düşünüyorum!” cümlesini tam olarak nasıl anlamamız gerekiyor?

Söylemek istediğimiz şu: Bizimle bu konularda diyalog kurmak isteyenlerden iktidarın kriminalize etme politikasına aldırmamalarını bekliyoruz. İktidarın muhalefet partilerini birbirinden koparma ya da birbirine düşürme taktiklerinin daha çok farkında olmalarını istiyoruz. Bizimle diyaloğu engelleyen en önemli şey, iktidarın bu propagandasının muhalefet partilerinde öyle ya da böyle etkili olmasıdır. Biz diyoruz ki bu iktidardan bu kadar şikayet ederken, onların propagandasından etkilenmek anlaşılır bir durum değildir. O nedenle daha cesur davranmalarını bekliyoruz. Biz HDP olarak her şeyi kamuoyuyla paylaşmaya her zaman hazırdık, yine hazırız. İsteyen her partiyle de görüşürüz. Ama temel mesele şu: İktidarın kendi ömrünü uzatmak için uyguladığı kriminalize etme politikalarına aldırmayın, prim vermeyin. Çünkü bu politika dün bize yönelmişti, bugün ve yarın da yönelir; ondan önce İYİ Parti’ye yönelmişti, yine yönelebilir. Farklı zamanlarda ve bugün CHP’ye yönelmişti bugün daha da yoğunlaşıyor; Engin Özkoç olayını biliyoruz. İktidar muhalefeti korkutarak bölme ve etkisizleştirme politikasında başarılı olursa, baskıyı daha da arttıracağı gibi muhtemelen iktidarını sürdürmenin şartlarını da oluşturur.

İYİ PARTİ AÇIKLAMASI: CEVAP VERMEYİ ZUL SAYARIM

İYİ Parti içindeki HDP rahatsızlığını da konuşalım istiyorum. Parti sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu, sizin için ‘çocuklarımızın katiline katil diyemeyen bir şebeke’ açıklaması yaptı.

Bu tür sözlere cevap vermeyi zul sayarım, ihtiyaç görürsek grup başkanvekillerimiz ve sözcülerimiz açıklama yapar. Sadece şunu söyleyeceğim: HDP demokratik siyasetten asla vazgeçmeyen bir partidir. Bütün aciz karalamalara rağmen oyunu sürekli artırmaktadır. Bu tür suçlamalar yapanlara en güçlü cevabımız şudur: HDP demokratik siyasetin sigortasıdır, güvencesidir. Böyle saldırılara kızarak demokratik siyasetten vazgeçsek, mesela yorganı yakmaya kalksak o zaman demokratik siyaset bir bütün olarak hızla çoraklaşacaktır. Demokratik siyaseti çökertmeye yönelik her girişim, her fiil ve söz, karanlık senaryoların önünü açar. Bazıları bunu bilmeden yapıyor olabilir, ama bazılarının bunu bilerek ve isteyerek yaptığı da şüphesizdir. Onlar “kara delikler” yaratma peşindeler. O yönde atacakları her adımın, önce kendilerinin kara deliğe yuvarlanmalarına yol açacağını hatırlatmak görevimizdir. Ama onlar ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, ülkedeki karanlık senaryoları ve kara delik açma heveslerini demokrasi güçleriyle birlikte boşa çıkaracağımıza inancımız tamdır.

"BİZİM İNTİKAMCI BİR ANLAYIŞIMIZ YOK"

Davutoğlu ve Babacan parti kurdu. Her iki partiye de HDP olarak yaklaşımınızı öğrenebilir miyim?

Yeni partilerin ülkede ve barış ve demokrasi çabalarına katkı sunmalarını temenni ediyoruz. Şunu da belirteyim: Bizim intikamcı bir anlayışımız yok. Ancak sözle ya da eylemle bir geçmiş sorgulaması yapılmasını da demokratik bir erdem olarak görürüm. Her partinin geçmişteki yanlışları, doğruları konusunda cesur ve samimi bir muhasebe ve yüzleşme yapması gereklidir. Bu, her türlü öfke, kin ve intikam duygusunun da ortadan kalkmasını sağlar. Şayet bu partiler yeni bir aktör olarak çıkıyorsa, geçmişte de belli bir hikâyenin içinde yer almışsa ve bu hikâye bugün o partilerin çıkışında asıl hareket noktasıysa o zaman hikâyenin bu kısmına ilişkin daha samimi ve cesur bir muhasebeyi yapmaları da doğrusu beklenir.

Önceki ve Sonraki Haberler
Son Dakika