Murat Ağırel yazdı: Mesele ne İmamoğlu ne İBB

Murat Ağırel yazdı: Mesele ne İmamoğlu ne İBB

İBB tarafı Sayıştay raporunun çarpıtıldığını iddia ederek ayrıntılı bir açıklama yaptı.

Sayıştay denetçileri İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki Kültür A.Ş.'nin hesap ve işlemlerini inceliyor.

İnceleme neticesinde Kültür A.Ş.'nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden yüklenilen iki ihalesinde parasal limitin altında kalmak amacıyla parçalara bölündüğü tespit edilmiş.

İhaleler şöyle:

- İstanbul Büyükşehir Belediyesince Gerçekleştirilecek Muhtelif Organizasyonlar ile Tanıtım-Duyuru Çalışmaları ve Baskılı İşlerin Hizmet Alımı İşi

- İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nce Gerçekleştirilecek Muhtelif Kültürel Etkinlikler, Organizasyonlar İle Tanıtım-Duyuru Çalışmaları ve Baskılı İşlerin Hizmet Alımı işi

İşin boyutu ise 173 milyon 443 bin Türk Lirası.

Bu tür organizasyon ve kültür işlerinin parçalara bölünerek Kanun'un 3'üncü maddesinin g bendi kapsamında ihale yapılmaksızın temin edilmesinin mevzuata göre mümkün olmadığı Sayıştay tarafından belirtilmiş.

Haliyle konuyu İBB yetkililerine sordum.

173 milyon rakamının Sayıştay raporunda bilinçli olarak tek bir ihale rakamıymış gibi yansıtıldığını söylediler.

Bilgi veren İBB yetkilileri, söz konusu mal ve hizmetlerin teminin ihalesiz olarak gerçekleştirildiği iddiasının da "tamamen gerçek dışı mesnetsiz bir iddia" olduğunu savundular.

İBB tarafı Sayıştay raporunun çarpıtıldığını iddia ederek ayrıntılı bir açıklama yaptı.

Madde madde özetleyerek aktarıyorum:

- Kültür A.Ş. söz konusu mal ve hizmetlerin teminin hiçbir ihale yöntemine tabi olmamasına, kanunun kendisine böyle bir hak tanımasına rağmen, bahse konu ihalelerin 4734 sayılı kamu ihale kanunun 3. maddesinin g fıkrası çerçevesinde gerçekleştirmiş olup alt yüklenici ihalelerinin temel bölünme nedeninin organizasyon işlerinin farklı alan ve sektörleri ilgilendiren konulardan oluşmasından dolayı kısımlara ayırarak ihale yöntemini uygulamıştır. Bahsedilen ihale dosyaları Kültür A.Ş. kayıtlarında mevcut olup Sayıştay incelemesinden de geçmiş ve her hangi bir usulsüzlük tespit edilmemiştir.

- Ayrıca Kültür A.Ş. kayıtları incelendiğinde aynı istisna ihale (alım) yönteminin doğru olarak 2013 yılından beri uygulandığı görülmektedir. İlgili ihale yöntemi o dönemde doğru bir şekilde uygulanmış günümüzde de doğru bir şekilde uygulanmaktadır. Nitekim aşağıda yer alan tabloda da yıllara sari olarak bahsi geçen ana ihalenin bölünmeleri ve gerçekleştirilen alt ihalelerden (alımlara) bu husus açıkça görülmektedir.

- Kayıtlar incelendiğinde 2019 yılına kadar gerçekleştirilen alt ihalelerin PLANB, DÖRTBUÇUK G ve bunların yan firmaları olan RTR REKLAM, RTS PRODUKSİYON İLEDRC REKLAM gibi birkaç firma arasında paylaştırıldığı görülüyor.

- Bizim dönemimizde gerek ihalelere davet edilen ve gerekse ihaleleri kazanan firma sayısının yirmiyi aştığı ayrıca 2020 yılı ile 2021 yılı arasında firmaların farklılaştığı ve bu itibarla işlerin daha geniş bir yelpazeye yayıldığı açıkça görülmektedir.

Buraya kadar aktardığım tartışmada kim haklı kim haksız karar değerli okuyucularımın.

Fakat gönderilen açıklamada katıldığım bir yer var.

İBB diyor ki bu konu, AKP yönetimi zamanında gündeme hiç gelmediği gibi inceleme konusu bile olmadı.

Doğru.

Devamında da şunu söylüyorlar:

"Bizim dönemimizde, belli birtakım çevrelerce bir usulsüzlükmüş gibi gündem yapılması ve yetmezmiş gibi medyaya servis edilmesi son derece manidardır ve halkımızın takdirindedir. Yoksa ilgili ihale (alım) usulü AKP uygularken mubahtı biz uygularken haram hükmünü mü almıştır."

Burada şu noktaya geleceğim.

İktidar cenahında Ekrem İmamoğlu ve yönetimine büyük bir saldırı başlatıldı. Biz muhalif gazeteciler için de en zor konu tarafsızlığımızı korumak oluyor. Doğruyu ve daha da önemlisi gerçeği açığa çıkarmak isterken yine iktidar tarafından "CHP sözcüsü""İmamoğlu'nun adamı" olarak yaftalanıyoruz.

Farkında olmadıkları şu: Ne İmamoğlu ne de başkası, yandaş yazarlar çizerler istemiyor. Çünkü bunların en çok kendilerine zarar vereceklerinin farkında... Haliyle rahatlıkla İmamoğlu'nu eleştirebiliyoruz. Fakat iktidarın gerçek anlamda yandaşı hatta militanı olan insanların hatta trollerin, en çok zarar verdiği kesim yine iktidarın kendisi.

Sonuç olarak iktidar için İmamoğlu ayrı CHP ayrı gibi duruyor.

Belli ki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İmamoğlu'nu ciddi bir rakip olarak görüyor kendisine. Daha şimdiden MOBESE'lerden adım adım izleyerek en ufak bir açığını değerlendirdiklerine göre seçim de çok uzak değil gibi gözüküyor.

Devletin imkânlarını kullanarak Ekrem İmamoğlu'nu Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'ndan daha çok eleştirip yüklendiklerine göre bu tablo bize bazı şeyleri anlatıyor.
Fakat onu da başka bir yazımızda değerlendiririz.

Gelgelelim bizim hem bugünkü hem gelecekteki konumuz ne İmamoğlu ne Erdoğan olabilir.

Yok edilen Cumhuriyet değerlerine, darmadağın edilen köylüye, tarikatlar tarafından sömürülen Anadolu evlatlarına karşı bir sorumluluğumuz var.

Haliyle bu toprakların çocuğu gazeteciler olarak tarafımız da belli.

Kim ki Cumhuriyet'e, laikliğe, Anadolu'ya, Atatürk'e, demokrasiye karşı düşmanca bir tavır alır Hasan Tahsin gibi gazetecileri karşısında görür.

Dolayısıyla mesele ne İBB ne Sayıştay raporudur.

Hem iktidarın hem de muhalefetin artık temel değerlerimizi kullanarak girdikleri bu bilek güreşine bir son vererek siyasetlerini yapması gerekmektedir.