Murat Ağırel yazdı: Tarihî eserler için çırpınanlar

Murat Ağırel yazdı: Tarihî eserler için çırpınanlar

''Türkiye'ye iade edilen 28 eserin hikâyesi de oldukça ilgi çekici''

Daha önce yine bu köşeden müzelerdeki çalınan, kaybolan tarihî eserlerle ilgili enteresan bilgileri aktarmıştım.

Yusufağa Yazma Eser Kütüphanesi'nden çalınan İbni Sina'nın 1593 tarihli "Kitabun-necat muhtasaru'ş şifa" adlı eserinin, Katip Çelebi'nin (Yer ve Tarih: Matba-i Amire, - Hicri- 1245 olarak belirtilen) 698 sayfalık "Cihan-Nüma" adlı tarihî eserinin ve Adile Sultan'ın Validesi Zernigen Kadın Efendi'nin türbesine 1269'da vakfedilen Kur'an-ı Kerim'in yıllardır kayıp olduğunu anlatmıştım.

Bu paha biçilemez eserler ve Kur'an-ı Kerim'in nerede olduğunu sormuştum?

Bu sorularıma cevap bulmak için Müzeler Genel Müdürü Gökhan Yazgı, Genel Müdür Yardımcısı Yahya Coşkun, Kaçakçılıkla Mücadele Dairesi Başkanı Zeynep Boz ve İstanbul Arkeoloji Müzesi Müdürü Rahmi Asal ile görüştüm.

Sorularımı sordum.

Bakanlığın sayfasındaki kaçırılan, kaybolan tarihî eserler listesinin doğru olduğunu, şeffaf şekilde bu bilgilerin yer aldığını sadece kaçırılan veya kaybolan değil yakalanan, bulunan eserlerin listelerinin de yer aldığını bildirdiler.

Son bir yıl içerisinde 3 bin 480 tarihî eserin yurda geri getirildiğini anlattılar.

Sadece bu toprakların değil başka ülkelerin de kültür miraslarına sahip çıkıldığını da öğrendim.

Suriye topraklarından IŞİD teröründen kaçırılan ve yurt dışına götürülmeye çalışılan binlerce eser emanete alınmış, envanter kaydı tutulmuş ve iade edileceği günü bekliyor.

Türkiye'ye iade edilen 28 eserin hikâyesi de oldukça ilgi çekici.

Türkiye'den kaçırılarak Amerika'ya götürülen en eskisi 6 bin yıllık olan 28 tarih eserîn, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Manhattan Bölge Savcılığı tarafından yürütülen ortak çalışmayla Türkiye'ye iade edildiğinden haberiniz var mı?

Aslında iade işleminin hikâyesi tam filmlere konu olacak cinsten. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Kaçakçılıkla Mücadele Daire Başkanı Zeynep Boz'a burada bir teşekkürü borç bilirim.

Manhattan Bölge Savcısı ile yıllarca süren çalışma, delil ve tanık toplama süreçlerinden sonra milyarder Steinhardt'tan eserleri almayı ve Steinhardt'ın bir daha tarihî eser almasını engellenmesini sağlamış.

Yapılan hummalı çalışma neticesinde sadece Türkiye tarihî eserlerine kavuşmamış. 13 ülkeye ait 81 eser geldikleri yere iade edilmiş. İade olunan eserler arasında yıllar önce kaçırılan yaklaşık 6 bin yaşında olan Anadolu'nun prehistorik dönemlerine ait  eserler arasında bulunan "Kilia idolleri" de var. Yani en büyük tarihî eser kaçakçısını pes ettirmişler...

Tabii işleri zor. İğne ile kuyu kazmaya benziyor. Yapılan diplomatik çalışmalar ve baskılar neticesinde artık müzelerde veya sergi alanlarında Anadolu toprakları ibareleri kaldırılmaya Asya yazılmaya başlanılmış.

Atatürk Havalimanı'na taşınacak olan tarihî eserleri sordum. Taşınmanın daha gerçekleşmediğini ancak gerçekleşeceğini hatta Anadolu yakasında da bir müze açılacağını öğrendim.

Olası her ihtimallerin hesaplandığını belirttiler. Atatürk Havalimanı ile ilgili taşınan endişeyi belirttim. Aldığım cevap şu şekilde oldu;

"Bize tahsis edilen alan kapalı ve çok büyük. Saklama koşulları, depreme dayanıklılık, tavan yüksekliği çok uygun. Taşınacak eserler halihazırda sergilenen ürünler değil, depolarda kasalarda bulunan eserlerimiz. Yirmi bin kasadan, sergileyemediğimiz on binlerce eserden bahsediyoruz. Depo-Müze olarak milletimizin hizmetine sunacağız. Taşınma konusunda gösterilen hassasiyeti de görüyoruz. Bu eserleri yine bizler depolara taşıdık. Konusunda uzman olan personel ile taşıma işlemi kasalarda yapılacak. Hatta bu taşınma işleminin de canlı yayında izlenmesini sağlayacağız. Taşınma 2022 yılı sonunu bulur."

Devletin hâlâ hakkıyla çalışan memurlarının olduğunu görmek beni memnun etti. Kuru milliyetçilik yaparak, ahkâm kesenlere karşı, Türkiye'ye bunca faydalı iş yapan, tarihimizi geri kazandıran bu insanları kamuoyuna anlatmak benim için mesleki görevdir.

Bu toprakların paha biçilemez eserler, bunca çabaya rağmen dünyanın dört bir yanında zenginlerin salonlarını ya da sömürge devletlerinin müzelerini süslüyor.

Bu işi çok ciddiye alıyorum ve ömrüm boyunca da tarihimizin nerede nasıl korunduğunu yazacağım.

Yaptığımız toplantıda gördüğüm ve edindiğim bilgileri de daha sonra kapsamlı bir çalışmayla aktaracağım...

Önceki ve Sonraki Haberler
Gündem