Naci Görür açıkladı: Bu deprem beklenen İzmir depremini öne çekti mi?

Bilim Akademisi Üyesi Prof. Dr. Naci Görür, "Deprem 7 büyüklüğünde olsaydı ortaya çıkacak enerji 1 milyon 800 bin ton patlayıcıya eşit bir enerji olacaktı"

Halk Tv'de Fatma Nur Ak'ın sunduğu Deprem Özel Yayınına katılan Prof. Dr. Naci Görür, "Bu deprem beklenen İzmir depremini öne çekmiş olabilir" dedi. 

Soru: Depremin büyüklüğünü 6.6, 6,9 ve hatta 7.0 olarak açıklayanlar var. 

Naci Görür: Depremin büyüklüğünün Kandilli’nin dediğine (6.9) yakın olduğunu düşünüyorum. 

Soru: Bazı binalar tost şeklinde yıkıldı, bazıları yan yattı. Neden Bayraklı’da daha fazla yıkıldı?

Naci Görür: Buradaki tahribat ve binaların hasar şekline ve coğrafi konumuna bakılırsa buradaki zeminin Türk yönetmeliğine uygun olmadığı, daha çok bizim C veya D dediğimiz nitelikte bir zemin olduğunu, Z3 ve Z4 nitelikte zemin olduğunu, yani kaya nitelikli zemin olmadığını, halk tabiriyle çürük bir zemin olduğunu düşünüyoruz.   

Zemin özelliğinden dolayı deprem etkisi bir anlamda zemin tarafından büyütülmüş. Buradaki hasarın fazla olmasının ikinci nedeni de yapı malzemesinin televizyonlardan gördüğümüz kadarıyla oldukça yetersiz. Betonun kalitesi, demirin özelliği ve yoğunluğu vs. Binalarda çökmeler var. Demek ki kolonlar zayıf. Kolonlar zayıf olduğunda çökmeler meydana geliyor. En üst kat ile zemin birleşiyor o zaman. Buna bağlı olarak kiriş kalitesi de demek ki iyi değil. 

Üçüncü neden de; İzmir’in jeolojik yapısına bakılırsa deprem olan yerden, hasar olan yere kadar kuzey güney yönlü fay sistemler var. Bu depremin enerjisi en hızlı yoldan bu yöreye (Bayraklı) iletilmiş olabilir. 

Soru: Bu fay hattını anlatabilir misiniz?

Naci Görür: Bu fay hattı Kuşadası körfezi içinde doğu batı uzanımlı 10-15 km derinlikte. Benim tahminime göre Büyük Menderes grabeninin sınır faylarıyla ilişkili olabilir. Yani Manisa-Aydın-Turgutlu yöresinden gelen fay kuşağının devamı. Bu faylar üzerinde deprem meydana geldi. Tahmin ediyorum ki İzmir’in bulunduğu tarafta deniz içinde aşağıya doğru bir hareket meydana geldi. Tsunami de onun için meydana gelmiştir. Bu fay düşünülenden daha uzun bir fay. Aydın’dan Denizli’ye kadar giden sistemin devamı olabilir. Bir de İzmir yarımadasında kuzey-güney yönlü diyebileceğimiz faylar var. Onlar da karada. Ve mesela İzmir yarımadasının batısından başlasan Gülbahçe, Seferihisar, Tuzla, Çeşme gibi kuzeyli güneyli faylar var. Bunlar kesişiyorlar.

Bu deprem görece olarak büyük bir depremdir ve İzmir’e de çok yakın. Bu faylarda deprem olduğunda 100 km alanda etkilenme olur. Tabii zemin durumu ve yapıların karakteri göz önüne alınırsa 100 kilometrede yıkım bile beklersiniz. Kaldı ki burası en fazla 60-70 km…

"Eğer bu deprem 7 büyüklüğünde olsaydı 1 milyon 800 bin ton büyüklüğünde bir enerji ortaya çıkacaktı"

Bakın doğu-batı yönlü denizin içindeki fay, İzmir karadan gelen faylarla kesişiyor. Karadan gelen fayların özellikle Seferihisar ve Tuzla fayı, doğu-batı deprem üreten fayla kesiştiğinde deprem olduğunda İzmir için aleyhte bir gelişim oluyor. Doğu-batı yönlü fay diyelim denizin içinde 30-40 km kırıldı. 6.9 büyüklüğünde depreme denk gelen bir enerji. Eğer bu deprem 7 büyüklüğünde olsaydı 1 milyon 800 bin ton büyüklüğünde bir enerji ortaya çıkacaktı. Bu enerji dalgalar halinde yayılırken, bu fayla komşu olan faylara da bu enerjiyi transfer eder.

Benim endişem İzmir’de 6 büyüklüğünde deprem üreten doğu-batı uzanımlı deniz içindeki bu fay İzmir’de karada bulunan ve İzmir’in merkezine doğru uzanan Seferihisar ve Tuzla faylarını da yüklemiştir, yani bir anlamda tetiklemiştir. Oraya ekstra bir enerji yüklemiştir. Bu fayların da belli bir zamanda enerji biriktirdiğini düşünürseniz, bu ekstra enerji nedeniyle özellikle Tuzla-Seferihisar fayları daha duyarlı hale gelmiş olabilirler. 

Özet olarak şunu söylemek istiyorum. Amacımız insanları tedirgin etmek değil ama bazı doğruları özellikle yöneticilerimizin ve halkımızın bilmesi gerekiyor. Bu deprem İzmir’in beklediği deprem değil. Bu beklenen İzmir depremini üzülerek söylüyorum öne de çekmiş olabilir.

Soru: Tetiklemeden söz ettiniz. İstanbul’da da hissedildi. Tetikleme olursa ne kadar çapta gerçekleşir?

Naci Görür: Tetiklenme ile yüklenme aynı şey. Muhtemelen Seferihisar-Tuzla faylarına yüklenme yaptı. Onlar daha hassas bir hale geldi. Bunların kırılıp deprem üretmesi noktasında uzunluğu belli. Özellikle İzmir’in karada olan faylarının üreteceği deprem 6’lar mertebesinde. 6-7 arasında yani. Halkın ve yöneticilerin çok iyi anlaması lazım. 1967’de Aanadolu’da 7’nin üzerinde deprem olduğunda o zamanın bilim insanları İzmir, Adapazarı ve Değirmendere yöresini uyardılar. “1967 depremi İzmit ve çevresinde büyük bir depremi tetiklemiş olabilir, dikkatli olun” dediler. 1970 senesinde diyorlar. 1970 senesinde bu uyarıları dikkate alıp hazırlık yapsaydık 1999’da bu kadar zayiat vermezdik. 1967 depreminde, 1999 depreminin yeri söyleniyor yani. Bilim dünyası biliyor ve söylüyor. 1999 depreminde deprem oldu ve biz bağırmaya başladık. İki yeri işaret ettik. “İstanbul ve Düzce’ye dikkat” dedik. Bağırdık, söyledik. Düzce’de önlemler alındı ve az zayiat verildi. Hazırlık muhteşemdi. Niye uyarmıştık. Uyarmasaydık bin ölü 10 bin olurdu. İstanbul’da henüz olmadı. Eee olacak işte. Onu bekliyoruz. Yani biz uyarılarda bulunduğumuzda tedirgin olunmasın. Tedirgin olmanın bir anlamı yok. Biz tedirgin olunca deprem olmayacak mı? Aklımızı başımıza toplayalım. Bilim deprem olacağını, ne kadar mal ve can kaybı olacağını biliyor ve söylüyor. Ne istiyoruz? Halkın hazırlıklı olmasını ve devletin de sürekli bir şekilde yerel yönetimlerle, halkla birlikte bu işlere başlayıp bitirmesini istiyoruz. 

"Neyi bekliyoruz? Devletimizle, milletle kol kola merkezi ve yerel yönetimler bu işlerin üzerine belli bir bütçe ve programla gidelim ya."

Bilim dünyası olarak göz göre göre, hoş değil diye susalım mı? Dert bitecek olsa susarız, konuşmayız. Elazığ’ı 2003’ten 2020’ye kadar uyardık. 17 sene ya... Önlem alınsaydı bir şeyler yapılırdı.

Ciddi yer bilimciler Türkiye’de depremleri artık biliyor. Neyi bekliyoruz? Devletimizle, milletle kol kola merkezi ve yerel yönetimler bu işlerin üzerine belli bir bütçe ve programla gidelim ya. Bakın afet yönetiminde iyiyiz. Hızır gibi yetişiyoruz. İşte istiyoruz ki deprem gelmeden hızır gibi yetişelim.

Artık deprem korkusundan kopalım. Japonya’da insanlar depremden böyle korkuyor mu? Orada insanlar depremde tesadüfen ölüyor. Biz burada 5 büyüklüğünde depremde insanlarımızı telef ediyoruz.

Soru: Tsunami beklenen bir şey miydi? Çünkü ilk kez bir kişi tsunamiden hayatını kaybetti.

Naci Görür: Teorik ve oluşum olarak da tipik bir tsunamiydi. Deniz tabanının bir kısmı aniden çöker, bir kısmı aniden yükselir. Deniz tabanında çökme olduğunda deniz geri çekilir, önce boşluğu doldurur. Sonra aldığı ivme ile 800-900 km hızla geri gelir. Dalgaların boyutu en fazla 2 metreydi. Okyanusta olsaydı 10 metreyi bulurdu. Marmara’da da tsunami bekliyoruz. Tarihi depremler boyunca Marmara’da da tsunami olmuştur. Yani böyle depremlerde tsunami bekleriz, beklemeliyiz

Soru: Bundan sonra bizi ne bekliyor?

Naci Görür: Deprem bir levha hareketidir. Dünyamız yaşayan bir gezegen. Depremler olmalı. Depremler insana zarar vermek için olmuyor. Biz deprem kuşaklarında yerleşim alanı yaptığımız için zarar görüyoruz. Depremler olacaktır. Bu, dünyanın yaşadığını gösterir. Depremler durursa dünya ölür. Ayda oluyor mu? Çünkü ölü gezegenlerde deprem olmaz. 13 milyon sene önce başlamış olmuş tektonik rejim 15 milyon sene de devam edecektir. Aklımızı başımıza devşirelim. Olacak bu depremler. Bakın biz yer bilimciler olarak vakıfız. Bize vereceği zararı da, zararı nasıl azaltacağımızı da biliyoruz. Ama biz öyle büyük hatalar yapıyoruz ki… 10-15 sene, bilemedin 20 sene içinde değil İstanbul, tüm Türkiye’yi deprem güvenli hale getirebiliriz. Bunun için halkı ve devletiyle sabırlı, sürdürülebilir ve sürekli bir şekilde bu problemleri çözeceğiz. Hiç bilinmeyen bir şey yok. Nasıl çözeceğimizi biliyorum. Hep üzülüyoruz. Deprem olduğunda hep aynı resimler. Telefonlar çalışıyor, bilim adamları çıkıp konuşuyor. 1999’da olanla bugünün farkı var mı? Sadece konum farkı var. 

Soru: İzmir halkına bir uyarınız var mı?

Naci Görür: Devlet büyükleri sayıları veriyor. Yer bilimci üzülüyor ama keşke o yöneticinin dediği gibi olsa. Bu artacaktır. Artçı sarsıntılar devam edecektir. 15 gün mü, daha fazla mı... Giderek boyutu ve sıklığı düşerek sürecek, artçılar. Depremden etkilenen yerlerde binalar yoruluyor. Ardından gelen depremler binaları yoruyor. Fark etmediğimiz büyüklükteki depremleri, binalar bizden fazla hissediyor. Dolayısıyla binalara ehil ciddi ekipler bakıp “burada yaşanabilir” demedikçe girmemek lazım. Dışarıdan bakıp “benim binamda bir şey yok” deyip girmemek lazım. 

Valiliğimiz bu dönemde inşaat çalışmalarını yasaklarsa iyi olur. Özellikle beton dökme aşamasında. Bu zamanda dökülen betonların çoğu hasarlı olur. Gözle görülmeyen mikro çatlaklar olur. “Binayı yaptım” dersiniz ama o zafiyetin üzerine binayı kurmuş olursunuz.

Bir de bu depremde depremzedeler önceden söylendiği gibi deprem çantası vs. gibi alınabilecek önlemleri pek almamış gibiler. Demek ki daha fazla halkımızı aydınlatmalıyız. Hükümetimize hakkaniyet çerçevesinde teşekkür ederiz. Tüm bakanlarla, insanlarla destek vermek bakımından çalıştılar. Bunları görüyoruz. Ama bir kez daha onlara seslenip rica ediyorum. Belki yaşımıza başımıza bilimimize hürmet ederler. Afet yönetiminde mahir olmamızın yanında, risk yönetiminde de aynı beceriyi kazanalım. Çünkü can kaybını engelleyecek olan budur. Hükümetler afet yönetiminden çok, risk yönetimini ön plana çıkartsınlar diye yalvarıyoruz.

GENEL