Nagehan Alçı: Fatih Altaylı, Beyoğlu'nu 'Arap Diyarı’ gibi resmetmiş, bu tasvir gerçeği yansıtmıyor

Nagehan Alçı: Fatih Altaylı, Beyoğlu'nu 'Arap Diyarı’ gibi resmetmiş, bu tasvir gerçeği yansıtmıyor

"Ben her gün dolaştığım Beyoğlu’nun sokaklarında Fatih Altaylı’nın bahsettiği Suriyeli çetelere hiç rastlamadım"

HaberTürk yazarı Nagehan Alçı, köşe komşusu Fatih Altaylı'nın Beyoğlu yazısına katılmadığını belirterek, "Fatih Altaylı, Beyoğlu'nu 'Arap Diyarı’ gibi resmetmiş, bu tasvir gerçeği yansıtmıyor" düşüncesini dile getirdi.

Alçı yazısında, "Bir de yeniden kendisinden şunu rica edeceğim: Devletin göç stratejisine ve politikasına karşı olunmasına büyük saygı duyuyorum. Eyvallah... Ama bunu yapmak ayrı, göçmenlere yönelik rencide edici dil kullanmak ayrı… Evet Suriyelilerin ve ülkemize gezmeye gelen Arap turistlerin diğer yerlerde olduğu gibi İstiklal’de de ciddi bir görünürlüğü var. Özellikle Taksim Meydan’dan Galatasaray’a kadar Ortadoğulu turistlerin zevkine göre dizayn edilmiş vitrin ve büfeleri görmemek imkansız, öte yandan Batılı birçok mekan da aynı şekilde bu dönemde Beyoğlu’nda açıldı. Hem Ortadoğu kültürü hem Batı kültürü Beyoğlu'nda birbirini besliyor." görüşünü savundu. 

Alçı yazısında şunları kaydetti:

"90’ları İstiklal’de geçirmiş bir İstanbulluyum. Boğaziçi yıllarımız boyunca film festivalleri, hafta sonları, tatiller…

Her fırsatta sosyalleşmek için hep İstiklal’deydik. Roxy’nin altın yıllarını da, Kemancı’nın popüler zamanını da, Teoman’ın Papatya dönemindeki sahnesini de dün gibi hatırlıyorum. Hatta Meis’te Cem Karaca’yı dinlemeye gittiğimiz günler gözümün önünde…

O yıllar İstiklal ve Sıraselviler hakikaten çok renkli, çok eğlenceliydi. Ancak Beyoğlu asla bugünkü kadar dünyalı ve kozmopolit değildi. Dünya 90'ların Beyoğlu'sunu bugünkünün yüzde biri kadar bilirdi. Bunu Beyoğlu’na özellikle 90’ların İstiklal’ine aşık biri olarak söylüyorum. Duygularımız bizi gerçeklerden uzaklaştırmamalı… Bırakın bugünü, 90’lardaki Beyoğlu dünyanın diğer metropollerindeki şehir merkezleri ile kıyaslanamayacak kadar monolitik ve sadece tek dilin hakim olduğu bir semtti. Yalnızca Beyoğlu değil, İstanbul da öyleydi. 90'ların Beyoğlu'sunda dünya mutfağı diye bir şey yok denecek kadar azdı. Rus lokantaları Ayaspaşa ve Rejans’ı saymazsak Türklerin açtığı birkaç İtalyan bir de Gümüşsuyu'nun başlangıcındaki Çin lokantası vardı. Zaten farklı yemekler pek de tanınmaz ve istenmezdi.

Ben her gün dolaştığım Beyoğlu’nun sokaklarında Altaylı’nın bahsettiği Suriyeli çetelere hiç rastlamadım lakin Suriyelilerin açtığı nefis falafel, humus, tabule yapan restoran ve büfeleri biliyorum. Onların yanı sıra artık gerçek Hint restoranları var, Pakistan restoranları, Vietnam restoranları da var Beyoğlu’nda. Hem de son derece mütevazi ve iyi restoranlar bunlar.

Sevgili Altaylı herhalde Beyoğlu turu diye sadece Talimhane ile yetindi, Taksim Meydana kadar gelip geri döndü. Bir gün vakit ayırırsa kendisine güzel bir İstiklal turu attırıp, önce Cuistot’ta Belçika usulü midye üzerine de Asmalımescit’teki meşhur Meksika tatlıcısında Churro ısmarlamak isterim."

Önceki ve Sonraki Haberler
Gündem